Afganistan’a dönüşen Suriye ve Türkiye’yi bekleyen tehlikeler

Afganistan’a dönüşen Suriye ve Türkiye’yi bekleyen tehlikeler

Naim Babüroğlu – Em. Tuğgeneral

Bir ABD dolarının arkasındaki yarım piramidin üzerindeki göz, 1933-1945 yıllarında ABD Başkanı olan Franklin D. Roosevelt’in onayıyla konulmuştu. Yarım piramit ve göz: “Biz herkesi gözlüyoruz. Herkes hakkında bilgi sahibi bir gücüz” anlamındadır.(1)  ABD, hem gözetliyor hem de savaş çarkının pedalını “maşa ülkelerin/örgütlerin” desteği ile çeviriyor.

1979’da SSCB’nin Afganistan’ı işgal etmesiyle başlayan süreçte, ABD’nin desteği ile El Kaide ve Taliban doğdu. SSCB, 1989’da Afganistan’dan çekildiğinde geride 50 bin ölü ile 60 milyar dolar gömdü. SSCB’nin çöküşü de böylece başlamış oldu. Afganistan’da 36 yıldır iç savaş tüm hızıyla devam ediyor.

1982’de İsrail Lübnan’ı işgal ettiğinde, bu işin 18 yıl süreceğini hiçbir İsrailli komutan düşünememişti.

ABD Irak’ı işgal ettiği 2003’ten bu yana 15 yıl geçti, IŞİD’i doğurdu. Irak’ta iç savaş şiddetini gittikçe artırıyor, ülkenin kısa zamanda huzura kavuşması pek mümkün görülmüyor.

Suriye’de 2011’de başlatılan iç savaş, beş yılını doldurdu. Suriye, fiilen üç parçaya bölünmüş durumda. Suriye rejiminin kontrolündeki bölge; PYD/PKK’nın elindeki bölge ve DAEŞ/IŞİD, Nusra gibi radikal cihatçı grupların işgalindeki bölge. Suriye’deki savaşın en az 15-20 yıl süreceği dikkate alındığında, TSK’nın da uzun süre Suriye’de kalacağı öngörülmeli.

Afganistan-Pakistan sınırında, mültecilerden Taliban ve El Kaide doğdu. Pakistan dört milyon Afgan mülteciyi kabul etmişti. Şimdi bombaların patladığı, yabancıların gitmeye korktuğu ve ordusu radikalleşen bir ülke oldu. Oysa 1990’larda Hindistan’la yarışan bir ülkeydi. Afrika’da mültecilerden El Kaide türevi Boko Haram çıktı. Türkiye’de bulunan 3,5 milyon Suriyeli sığınmacı arasından, birkaç yıl sonra El Kaide motifli bir terör örgütünün ortaya çıkabileceği tarihsel bir gerçek.

ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı General Mike Flynn, 22 Kasım 2016’da yaptığı konuşmada: “Bana göre yeni bir Orta Doğu şekillenecek ve Irak ile Suriye bütünlüğünü koruyamayıp dağılacak. Orta Doğu’da üç veya dört yeni devletin doğacağı kanaatindeyim ve gelecekte bir bağımsız Kürdistan’ı göreceğimizi söyleyebiliriz.”(2)  dedi. Ortaya çıkan gerçek; ABD’nin, Ortadoğu’da Bağımsız ve Birleşik bir Kürdistan Devleti kurma hedefinin sapma göstermeden ilerlediğini göstermektedir.

Bu arada, Suriye’nin kuzeyinde yeni ABD başkanı tarafından ilan edilmesi öngörülen ¨Uçuşa Yasak Bölge¨nin, İncirlikten kalkacak ABD ve koalisyon uçaklarının himayesinde Türkiye-Suriye sınırında bir PKK devletçiğinin temellerini atacağı bilinmelidir.

Suriye’de savaşı kaybeden DAEŞ/IŞİD ve El Nusra gibi terör gruplarının, yakın gelecekte Türkiye’ye geçiş yapabilecekleri dikkate alınırsa, terör tehdidinin katlanarak artacağı bir sır değil. Hatay’ın hemen güneyinde yer alan İdlib’te toplanan El Nusra’nın, Rusya ve Suriye’nin yapacağı operasyonla Türkiye’ye doğru süpürüleceği unutulmamalı. Böylece PKK, DAEŞ/IŞİD, FETÖ yanında Türkiye, artık El Nusra terör örgütü ile karşı karşıya kalacaktır.

Türkiye bu tehlikeler karşısında, tarihten ders alarak, ulusal çıkarlar doğrultusunda stratejilerini geliştirmelidir. Suriye’nin toprak bütünlüğünü esas alan politikaları ısrarla sürdürmeli, ¨Uçuşa Yasak Bölge¨ kararına şimdiden karşı çıkmalı, Türk toprağı Süleyman Şah Türbesi’ni yerine taşımalı ve bu amaçla bir ¨güvenlik koridoru¨ oluşturmalıdır.

 

(1) İsmail Tokalak, Dünyayı Yönetenler ve Sistemleri, Güler Boy Yayıncılık, İstanbul, 2008.

(2) ABC Gazetesi, 23 Kasım 2016.

[email protected]

(Visited 1 times, 1 visits today)