Akın, kararın yalnızca Akbelen için değil, diğer çevre davaları açısından da emsal niteliği taşımasını umut ettiklerini belirtti.
Akın paylaşımında, “Bu başarı direnen yurttaşlarımızın ve dava sürecini takip eden dostlarımızındır” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca Akbelen’de süreci takip eden avukatların değerlendirmelerine de yer verildi.
93 davada yürütmeyi durdurma kararı
Akbelen avukatları tarafından yapılan ortak açıklamada, 28 Nisan 2026 tarihinde alınan kararın hukuk mücadelesi açısından kritik bir dönüm noktası olduğu vurgulandı. Açıklamaya göre, acele kamulaştırmanın iptali istemiyle açılan toplam 93 davada Danıştay 6. Dairesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. 5 Mayıs’ta taraflara tebliğ edilen kararın, uzun süredir tartışma konusu olan kamulaştırma sürecine yönelik önemli bir yargısal müdahale olduğu ifade edildi.

“Acelelik hali oluşmadı” vurgusu
Avukatlar, karar doğrultusunda acele kamulaştırma işleminin hukuken uygulanamaz hale geldiğini savundu. Açıklamada, ekonomik gerekçelerin ya da şirket faaliyetlerinin devamlılığının “acelelik hali” oluşturamayacağı belirtilerek, sürecin kamu yararından çok belirli ekonomik tercihler doğrultusunda şekillendiği ileri sürüldü. Kamulaştırma kararlarının, Limak Holding ve İÇTAŞ İnşaat ortaklığındaki Yeniköy Kemerköy Enerji şirketinin faaliyetleri için alındığı iddia edildi.
Esra Işık için tahliye çağrısı
Açıklamada, yürütmeyi durdurma kararının ardından el koyma girişimleri, bilirkişi incelemeleri ve bedel tespiti işlemlerinin hukuki dayanağını kaybettiği öne sürüldü. Özellikle Akbelen direnişi sırasında tutuklanan Esra Işık’ın durumuna dikkat çekilen açıklamada, tutuklamaya gerekçe gösterilen süreçlerin artık geçerliliğini yitirdiği savunularak serbest bırakılması çağrısı yapıldı.
El koyma davaları için ret talebi
Avukatlar ayrıca, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen yüzlerce el koyma davasının da dayanaksız kaldığını belirterek davaların reddedilmesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada, Anayasa’nın hukuk devleti, yargı denetimi ve mahkeme kararlarının bağlayıcılığına ilişkin maddelerine vurgu yapılarak Danıştay kararının gecikmeden uygulanması gerektiği kaydedildi.
Gözler Anayasa Mahkemesi’ndeki süreçte
Öte yandan, acele kamulaştırma süreçlerini düzenleyen 7554 sayılı Kanun’un iptali için Anayasa Mahkemesi nezdinde açılan davanın da kritik önemde olduğu belirtildi. Avukatlar, söz konusu düzenlemenin çevre hakkı, mülkiyet hakkı ve yargı denetimini zayıflattığını savunarak Anayasa Mahkemesi’ne iptal çağrısında bulundu.

Hatay’daki davalar için emsal olabilir
Açıklamanın sonunda ise Danıştay’ın verdiği kararın, Akbelen’de doğa ve yaşam alanlarını korumak için sürdürülen mücadelenin haklılığını ortaya koyduğu ifade edilerek, “Yaşam için direnenleri selamlıyoruz” denildi.
Kararın, yalnızca Akbelen’deki çevre ve mülkiyet mücadelesi açısından değil, Türkiye genelinde acele kamulaştırma uygulamalarına karşı yürütülen hukuk süreçleri bakımından da emsal niteliği taşıyabileceği değerlendiriliyor. Özellikle deprem sonrası rezerv alan, kamulaştırma ve mülkiyet tartışmalarının sürdüğü Hatay’da açılan acele kamulaştırma davaları açısından da Danıştay’ın bu kararının dikkatle takip edildiği belirtiliyor.
Hukukçular, “acelelik hali” gerekçesinin somut ve zorunlu şartlara dayanması gerektiğine ilişkin değerlendirmelerin, Hatay’daki benzer davalarda da yargısal süreçlere yön verebileceğine işaret ediyor.