Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Antakya’da Kültür Sanat

Hazırlayan: Mehmet Karasu Haftanın

Hazırlayan: Mehmet Karasu

Haftanın Kitabı

Diriliş-Çanakkale 1915/Turgut Özakman/Bilgi Yayınevi

“Kurtuluş Savaşı’nın taç kapısı, girişi olan Çanakkale Savaşının destanı…Tarihin en eski milletlerinden birinin dirilişi… Ateşten geçerek, kan içinde, bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa dirilişi…Çanakkale Savaşı hiç böyle yazılmadı.

Turgut Özakman’ın, 353 baskı yaparak milyonlarca okura ulaşan Şu Çılgın Türkler kitabının da içinde bulunduğu üçlemenin ilk kitabı.

Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan daha.

Yazarın, Çanakkale ile ilgili dünyadaki bütün kitapları, internet sitelerini tarayarak yıllarca üzerinde çalıştıktan sonra, ucuz kahramanlık hikâyelerine, hamaset edebiyatına, şovence anlatıma yer vermeden kaleme aldığı, olağanüstü zaferin hikâyesi.” (Arka kapak yazısı)

Konuk Yazar

Türkiye Yazarlar Sendikasının (TYS) 21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi/ Şair ve Yazar Gülsüm Cengiz

Şiir yaşam içindir!

“Şiir yaşam içindir!” başlıklı bildiride “Bugün insanlığın şiire her zamankinden fazla gereksinimi vardır. Kapitalizmin son aşaması olan emperyalizmde; emek sömürüsü, savaşlar, kimyasal silahlar, nükleer reaktörler, ozon tabakasındaki delik, laboratuvarlarda üretilen virüsler ve küresel salgın, orman yangınları yalnız insanları değil, bütün yaşamı tehdit etmektedir” denildi.

PEN Türkiye’nin 21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi’ni de Şair Türkan İldeniz kaleme aldı. “Şiir sen benim her şeyimsin” başlıklı bildiride “Şiirler ses resmidir, sesle çizilir. Hayatın özünde karılmıştır mayası. Renkleri asla solmaz. Yansıtır çağının gölgesini, güneşini. Yansıtır devranın ölçeğini. Ülkenin gerçeğini” ifadelerine yer verildi.

“Şiir muhaliftir; kurulu düzene, egemen ideolojiye…”

Gülsüm Cengiz’in bildirisi şöyle:

“Şiirin tarihi insanlık tarihi kadar eski. İnsanın yeryüzündeki serüveninin başladığı dönemde dans ve müzikle birlikte ortaya çıkan şiir; insanın yaşadıklarını anlatma, özlem ve isteklerini ifade etme gereksiniminden doğmuştur. Beden hareketine ve müziğe eşlik eden ritimli sözler şiirin temelini oluşturmuştur. Bu demektir ki şiiri var eden yaşamdır; insana, doğaya, yani bütünselliği içinde yaşama ve süregelen olgulara dair ne varsa şiirin konusunu oluşturmuştur. Bereketli bir hasat ve yağmur özlemi, iki insan arasındaki büyük duygu birliği olan aşk, karanlık ve ölüm korkusu, ışık özlemi, aşk ve ayrılık acısı şiir olmuştur kabile büyücülerinin tılsımlı sözcükleriyle. O günden bu yana, şairlerin, yaşadıkları çağ ve toplumda yaşananlara tanıklık ettikleri şiirler; değişen toplumsal koşullardaki insanlık hallerinin yanı sıra biçimde de değişerek süregelmiştir; ancak aşk, ayrılık, ölüm, yoksulluk; barış ve özgürlük isteği, daha güzel bir yaşam özlemi gibi temel izlekler değişmemiştir. İnsanlığın ortak sorunlarını ifade eden şiirler, çağlar boyu varlığını sürdürerek günümüze dek gelmiştir. Şairin yaşadığı coğrafya, dönem ve kültürden izler taşıyan bu şiirler, geçmişten geleceğe uzanan zincirin birbirine eklenen halkalarıdır ve insanlığın ortak mirasıdır.

Şiirin temelinde de felsefedeki gibi; insanın yaşadığı dünyayı, insanı anlama ve açıklama; gelecek düşleri kurma ve değiştirme özlemi vardır. O yüzdendir ki şiir muhaliftir; kurulu düzene, egemen ideolojiye… Şair, toplumunda ve çağında yaşanılan kötülükleri, haksızlıkları sorgular, eleştirir, daha güzel bir yaşamın varlığını sezdirir dizeleriyle. Çünkü sanatçının toplumuna, çağına karşı sorumlulukları vardır. Çünkü şairler toplumların vicdanıdırlar; bütün seslerin sustuğu, susturulduğu bir dönemde toplumsal çelişkileri, acıları gösterirler; şiirleriyle ses olurlar insanlara. Şairler umut işçileridir; insanların bakıp görmedikleri ince ayrıntıları, yaşamdaki zenginlikleri, güzellikleri, umut ve direnci duyumsatan. Şairler bilinç işçileridir; insanlara, kendi içlerindeki değiştirme gizilgücünü yapıtlarıyla sezdiren. Çünkü şiir işlevseldir; insanların bilinç altına girip düşüncelerini, duygularını etkileme gücü vardır.”

“Şiir yaşamın ta kendisidir”

“Şiir yaşamın ta kendisidir. Kara bulutların arasından sızan gün ışığı, sularla öpüşen salkım söğütler, fırtınalı bir havada kabaran dalgalar, suyun üstündeki ak köpükler şiirdir. Gözaltında kaybedilen oğlunun mezarını arayan ananın saçına düşen ak, dili yasaklanan insanın yüreğindeki acı şiirdir. Sınıflı toplumların doğuşunun ardından binlerce yıldır acı çeken, şiddete uğrayan, öldürülen kadınların yüzleri; süregelen baskıya başkaldırıp yazgıyı değiştirmek için ellerini birleştiren kadınların direnç ve mücadelesi, yüreklerindeki isyan şiirdir. Savaşların sınır boylarına, deniz kıyılarına savurduğu sığınmacıların gözlerindeki umarsızlık, onlara el uzatan insanların varlığı şiirdir. Yüreğe düşen aşk, toprağı canlandıran emek, makineye hükmeden el, meydanların coşkusu şiirdir. Çekirdeğin içindeki can, taşı oyan su damlasının gücü, ana rahminde büyüyen umut; dalın ucundaki ilk tomurcuk şiirdir. Demiştir ki Goethe; ‘Şiirin konuları hiç eksik olmayacaktır; çünkü dünya o kadar büyük, o kadar zengin, yaşam o kadar değişik manzaralı ki… Hiçbir gerçek konu yoktur ki şair onu gereği gibi işlemesini bildiği andan itibaren şiirden yoksun olsun.’

Şiir yan tutar; tuttuğu yan bütünselliğiyle yaşamdır. Demiştir ki Nazım Hikmet; ‘Dünya tarihinde, çağının sorunları karşısında büsbütün yansız ve edilgin kalmış bir tek büyük yazar göstermek kuşkusuz güç olacaktır. Yansız olunduğu sanılabilir ve söylenebilir, ama nesnel olarak hiçbir zaman yansız olunamaz. Bana gelince, ben kesinlikle yan tutmayı yeğlerim’”

“Bugün insanlığın şiire her zamankinden fazla gereksinimi var “

“Şiir yol arkadaşıdır; yoksullara, ezilenlere, savaşlardan bunalan insanlara umut ve direnç olan. Hasan Hüseyin, ‘biliyorum / matarada su / torbada ekmek / ve kemerde kurşun değil şiir / ama yine de / matarasında su / torbasında ekmek / ve kemerinde kurşun kalmamışları / ayakta tutabilir.’, Serdari ‘kısa çöp uzundan hakkın alacak’ demiştir. Nâzım Hikmet ise, ‘gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan, ekmek gül ve hürriyet günleri’nin nasıl geleceğini de söylemiştir dizelerinde: ‘beklenen günler, güzel günler ellerinizdedir.’

Bugün insanlığın şiire her zamankinden fazla gereksinimi vardır. Kapitalizmin son aşaması olan emperyalizmde; emek sömürüsü, savaşlar, kimyasal silahlar, nükleer reaktörler, ozon tabakasındaki delik, laboratuvarlarda üretilen virüsler ve küresel salgın, orman yangınları yalnız insanları değil, bütün yaşamı tehdit etmektedir. İşte teknolojik olanaklar arttıkça yalnızlaşan, yaşama yabancılaşan insan; işte Afrikalı çocuğun aç gözleri; işte Hindistan’da çeyiz kavgasında yakılarak öldürülen kadının çığlığı; işte Filistin’de, Yemen’de, Afganistan’da, Ukrayna’da silahların gölgesinde yaşayan çocukların gözlerindeki korku ve acı; işte yok edilen yağmur ormanları, ranta kurban edilen zeytin ağaçları; işte dünyanın her yerinde; savaşlar ve göçler nedeniyle sokakta yaşamak ve çalışmak zorunda kalan milyonlarca çocuğun sorgulayan bakışları…”

“Yaşamı savunmalıdır şiir!’ “

“Ne var ki yaşamın bütünselliği içinde, acıların yanında umut da vardır. Her sabah yeniden doğan güneş, doğanın sonsuz yenilenme gücü, halkların barış ve özgürlük mücadelesi, kadınların direnci, ayağa kalkan emekçiler, doğaya sahip çıkan insan, çocukların bitimsiz yaşama sevinci umuttur…

Her şair kendi çağını, dünyasını yaşar; yüreğindeki kabuğu çatlatıp yaşama kök saldığında, yaşam ona şiirin yolunu gösterir. Şair yaşamdan damıttığı şiirleriyle, insanın daha güzel bir dünyada yaşama isteğine, özgürleşme mücadelesine güç verir. Çünkü ‘Şiir yaşam içindir! / Tanıklık etmelidir gününe, / yaşamı savunmalıdır şiir!’”

PEN 21 Mart Dünya Şiir Günü bildirisini/ şair Türkân İldeniz

PEN Türkiye Yazarlar Derneği tarafından verilen PEN Şiir Ödülü bu yıl, Türkân İldeniz’e verildi.

Türkân İldeniz bu yılki 21 Mart Dünya Şiir Günü bildirisini kaleme aldı.

ildeniz’in hazırladığı bildiri şöyle:

ŞİİR SEN BENİM HER ŞEYİMSİN

İsteme benden canımı Tanrım

Ne cennet ne cehennem

ömrümü şiire adadım

Kimseye vermem.

vardır bir şiir. sarnıç suyu gibi durgun

vardır bir şiir: batık kent gölü gibi mahzun

vardır bir şiir: çığ gibi iner çavlan yaratır

vardır bir şiir: dalgaları hem kendisiyle, hem kıyıyla çarpışır

vardır bir şiir: zamanla yarışır.

Şiirler ses resmidir, sesle çizilir. Hayatın özünde karılmıştır mayası. Renkleri asla solmaz.

Yansıtır çağının gölgesini, güneşini. Yansıtır devranın ölçeğini. Ülkenin gerçeğini. Şairi itilip

kakılsa, hapse atılsa, derisi soyulsa, asılsa, kuşunlansa, yakılsa da; şiiri yaşar sonsuza kadar ve dipdiri çıkar sayfalardan, bin yılları aşarak.

Hallac’ı Mansur, Pir Sultan, Nesimî, Nefî, Nâzım Hikmet, Lorca, Rodnoti.

O şiirler zamana kement atar, kemende  basar parmak.

Evet hayatın özünde karılmıştır mayası, renkleri ondan solmaz. Bin afetten bir mısra damıtır sırasında, sırasında bir beyit doğar bin kıyametten sonra.

Ve şairler, ve onlar; önce İNSAN dediler, sonra İNSAN. Yanına ekmek, çiçek, gerçek çizdiler. Aysın aydınlansın ortalık, saklanmasın karanlığa kirli işler. Bilinsin çakma denizde kutsanan, yalan dolan,

yağma, talan bilinsin diye kelle koltukta gezdiler. Ama hiçbir zaman kalemlerinden eksik etmediler

UMUDU. Onlar. Buz Altında Yanardağ.

O yüzden, biz yorulmak bilmeyiz. Bilmeyiz yorulmak biz. Yine İNSAN’a, yeni İNSAN’a gideriz. Gün olur bir şiir açar, gökyüzü büyür tat gelir acıya. Duraklamışsa, dinleniyorsa bekleyin biraz lütfen, bir volkandır az sonra patlayacak. Silahları hile pusu ve tuzak diye, işte biraz ondan; tam yılgınlığın belirdiği yerde bir şiirle yeniden tutunuruz kendimize.

Ey nice cendereden süzülen direnç! Hangi acı denenmedi ki bizde. Kitap yakılan yıldan insan yakılan yıla vardık. Katliam katladık, çağ atladık. Gel de içlenme. Nereye çıkar bu çarşı ki…hem kalabalık hem karanlık. Oysa; insanı ve nice dahaları, nice dehaları sevdik. Sevdik aşkla, kutsadık tapmadan da öte. Ama sevmedik sevmedik asla savaşları silahları.

Selam gençlik, cömert doğa, kâinat tarihin kanlı sayfalarına inat

defolsun yeryüzünden öfke ve kin, işte zeytin dalı, işte güvercin

haydi barış çocukları hep birlikte YENİ’ye

YAŞASIN HAYAT/

Haftanın Şiiri

Kadınsı/  Gülten Akın

…Şimdi bilmem kaçıncı paralelde

Kuru topraklara yağmur yağıyor

Bir filmin orta yerinde kaç gecedir

Uzanıp elimi tutuyorsunuz

Elimi her sefer bir şey için

Elimi her sefer bir kere tutarsınız

Sonra bütün davalarımla ortalıkta

Sonra olanca kalabalığımla yalnız

Hava ve deniz arasında

Ekmekle barış arasında

İnanın hepiniz varsınız

Sonsuz şeyler uğruna mesela

Kırılıp dökülen şeyler uğruna

Kendinizi ne çok aldattınız

Dağlar bildiğince yüksek olsun

Gözden uzak tutamam sizi durun

Yaşamak küçük aldanışlarla güzel

Ölümü alın götürün.

HAFTANIN SANAT GÜNDEMİ

Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü Hayati Baki’nin oldu!

Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nün sahibi ‘Patetik Senfoni’ eseriyle Hayati Baki oldu!

İlk kez 1986 yılında düzenlenen Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü sahibini buldu. Ödülü bu yıl ‘Patetik Senfoni’ adlı yapıtıyla Hayati Baki Kazandı.

Seçici Kurulu’nu Ali Cengizkan, Bahar Gökler, Ferruh Tunç, İlyas Tunç ve Ahmet Özer’in oluşturduğu Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü sahibi buldu. 2022 yılı için ödülün Hayati Baki’nin ‘Patetik Senfoni‘ adlı yapıtına oy çokluğu ile verilmesi kararlaştırıldı. Ödül ilk kez 1986 yılında düzenlenirken ilk ödülü Behçet Aysan ‘Eylül‘ isimli eseriyle kazanmıştı.

HAYATİ BAKİ KİMDİR?

1949 Tonya doğumlu olan Hayati Baki,  Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Bir süre gazetecilik ve Çevre Müsteşarlığı’nda uzmanlık yaptıktan sonra Ankara Üniversitesi’nde Türk dili okutmanı olarak çalıştı.

Şiirin yanı sıra, öykü, günlük, eleştiri, deneme, eleştirel deneme türündeki yazıları 1969’dan itibaren Yolcular, Oluşum, Öncüler, Promete, Kül, Edebiyat ve Eleştiri, Kavram/Kargaşa ve Kum gazete ve dergilerinde yayımlandı. Dil Derneği ve Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi olan Baki’nin yapıtları arasında Sonrasız Dönüş Yalnızlığı, Usulca ve Yeğnik, Harfler Kitabı, Şair ve Otorite / Şiir ve Yanılsama,  Eksikti Geceler ve Bazı Günler, Şair ve Hakikat: Şairin Zihin Temrinleri , Tanzimat Edebiyatında Roman ve İnsan, İntihar Eden Şairler Kitabı, Öldürülen Şairler Kitabı bulunmaktadır.

2022 ÜMİT KAFTANCIOĞLU ÖYKÜ YARIŞMASI SONUÇLANDI

11 Nisan 1980’de öldürülen TRT İstanbul Radyosu Prodüktörü, Gazeteci Yazar Ümit Kaftancıoğlu adına Yalın Ses Yayınları tarafından bu yıl 18.si düzenlenen öykü yarışması sonuçlandı.

Adnan Özyalçıner, Mehmet Güler, Öner Yağcı, Zeynep Aliye, Feyza Akbulut Öner, Hakan Cucunel, Eşref Karadağ ve Öztürk Tatar’dan oluşan seçici kurulun yaklaşık 3 aylık okumaları sonucunda dereceye giren ilk 10 öykü belirlendi.

Birincilik

“Saka Kuşunun Ölümü” adlı öyküsü ile İlhan GÜNAY

İkincilik

“Midas’ın Berberine Ne Oldu?” adlı öyküsü ile Engin KÜKRER

Üçüncülük

“Çarpık Necmi” adlı öyküsü ile Serap KARAKUŞ BESİ

Mansiyon

“Mavi Balonn” adlı öyküsü ile Neval OĞAN BALKIZ

“Kapı” adlı öyküsü ile Mustafa ÜNVER

“Heimat” adlı öyküsü ile Anıl ÇETİNELÖRSELLİ

“Erkekler Neler Doğurur” adlı öyküsü ile İ. Usame  YÖRDEM

“Deniz Kızı” adlı öyküsü ile Özlem KESKİN

“Aç Ağzını” adlı öyküsü ile Seher TANIDIK

“Dantel Perdeler” adlı öykü ile Nes dereceye girmiştir.

Yüreklerinin sesini emekleriyle harmanlayıp 2022 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışmasına katılan ve dereceye giren tüm yazar dostlara teşekkür eder, başarılarının devamını dileriz.

Öykü Ödülleri Töreninin yapılacağı yeri ve zamanı ilerleyen günlerde belirlenecek olup, duyurusu yapılacaktır.

2022 PEN Şiir Ödülü Türkan İldeniz’in!

Şiir tanışmak olduğu kadar unutmamak, unutturmamak, hatırlamak da sayılır. Bazen hatırlanan tek bir şiiri bile bir şairi uzun yıllar yaşatır. O şiir ya da şiirler de okura, edebiyat tarihine ve şiir ortamına değerli anılar bırakır ve yazıldığı günleri yeniden yaşatır. Bundan ‘şiir her anlamda yaşatır’ gibi bir sonuç çıkıyor ki, doğrusu organik bir yazı, seslenme, bellek türü olarak şiire de bu yakışır.

Bu yılki PEN Şiir Ödülümüzü de işte bu duygularla çok değerli bir şairimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz. PEN Türkiye olarak oy ve gönül birliğiyle 2022 PEN Şiir Ödülü’nü sevgili Türkan İldeniz’e büyük bir mutlulukla sunuyoruz. 2021’de Everest Yayınları ve sevgili şair arkadaşımız Betül Dünder’in gönül birliğiyle iki efsane kitabı, Taşra Kızının Deliceleri(İlk baskı: 1966) ve Havva Çıkmazı’nın(İlk baskı: 1967)yeniden ve üçüncü kitabı Buz Altında Yanardağ’ın(2021) ilk kez yayımlanmasıyla, iyi şiirin, öncü şiirin hiçbir zaman kaybolmayacağı, şiirin edebiyat kadar zamanın da bir birimi olduğu bir kez daha anlaşıldı.

Ödül gerekçemizi de sevinçle kaleme aldığımızı belirtmek isteriz.

-Şiirin bir öngörü olarak, yapısında her zaman bir gelecek ufkunu var etmesi;

-Şairin sezgisiyle gününden daha ötede bir şiiri ortaya koymasının, aynı zamanda

kendini, yaşamını da ortaya koyması anlamına geldiği;

-Şiirdeki öncü atağıyla açtığı kapıdan sonrasında çok sayıda kadının özgürleştirici bir eylem olarak şiire başlaması;

-Şiirindeki kışkırtıcı, cesaretlendirici havanın, şair kadınları kadınlık ve şiir bilincini buluşturan bir şiire yüreklendirmesi;

-Ve toplumsal düzende olduğu gibi edebiyat ve şiir düzeninde de erkek egemen ağırlığa, baskıya karşı, doğayla ve doğasıyla bağını hiç koparmamış olan kadının, düşünsel, ruhsal, doğal arzu, istek ve hazlarını benzersiz bir biçimde şiire getirmiş olması nedeniyle,

2022 PEN Şiir Ödülü’nün Değerli Şairimiz Türkan İldeniz’e verilmesi oybirliğiyle kararlaştırılmıştır.

Şairimizi kutluyor, yeni kitaplarında buluşmayı diliyoruz. (PEN Türkiye)

BİR PORTRE

Turgut Özakman Doğum Tarihi: 01 Eylül 1930 Nereli: Ankara Meslekler: Senarist, Yazar Ölüm Tarihi: 28 Eylül 2013

Turgut Özakman kimdir, 2005 yılında yayınladığı Şu Çılgın Türkler adlı Kurtuluş Savaşı‘nı konu alan tarihi romanıyla 300’ün üzerinde baskı yaparak en çok okunan yazarlardan birisi olan Türk avukat, yazar ve senarist. Kurtuluş, Cumhuriyet ve Dersimiz; Atatürk adlı yapımlarla da yakın tarihimize beyaz perdeden farklı bir bakış açısı getirmiştir.

Turgut Özakman, 1 Eylül 1930 tarihinde, Ankara‘da dünyaya geldi. 1930 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden mezun olmasının ardından bir dönem avukat olarak çalışan Özakman, daha sonra Köln Üniversitesi‘nde tiyatro eğitimi aldı ve de Devlet Tiyatrosu‘nda dramaturg görevine atandı.

TRT’de Merkez Program Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Devlet Tiyatrolarında Genel Müdür Başyardımcılığı ve 1983 – 1987 yılları arasında Genel Müdürlük görevlerinde bulunan Özakman, 1988–1994 yılları arasında ise RTÜK’de başkan yardımcısı olarak görev yaptı.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin Tiyatro Bölümü’nde kadrolu öğretim üyesi olarak uzun yıllar görev yteye verdiği emeklerden dolayı 2006 yılında fahri doktora ünvanı kazandı.2007 yılında Ege Üniversitesince ve Ankara Üniversitesince ‘fahri doktor’ unvanı verildi.

Turgut Özakman’ın 2005 yılında kaleme aldığı Şu Çılgın Türkler adlı roman, kısa sürede 300’ün üzerinde baskı yaparak 600.000’e yakın kopya sattı. Kurtuluş Savaşı’nı ele alan tarihi roman, 1921–1922 yılları arasında yaşanan olayları akıcı bir dille kaleme alırken, gençlere yakın tarihimizi hatırlatmak açısından büyük bir önem ve etkiye sahip oldu.

Şu Çılgın Türkler’in ardından 2008 yılında Diriliş – Çanakkale 1915, 2009 yılında ise Cumhuriyet – Türk Mucizesi adlı kitapları kaleme alan Özakman, 2010 yılında tamamlanan ve Atatürk’ü genç nesile tanıtmak gibi önemli bir hedefi olan Dersimiz; Atatürk adlı belgeselin yazarlık ve editörlük görevlerini üstlendi. Özakman’ın yakın tarihimizi konu alan 1994 tarihli Kurtuluş ve 1998 tarihli Cumhuriyet adlı iki yapımı daha bulunmakta.

Turgut Özakman, 28 Eylül 2013 tarihinde Ankara Özel Güven Hastanesinde 83 yaşında vefat etmiştir.

Romanları

Korkma İnsancık Korkma, 1994.

Romantika, 2000.

19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun’da, 2002.

Şu Çılgın Türkler, 2005.

Diriliş – Çanakkale 1915, 2008.

Cumhuriyet – Türk Mucizesi, 2009.

Cumhuriyet – Türk Mucizesi – 2, 2010.

Çılgın Türkler – Kıbrıs, Bilgi Yayınevi, 2012.

Okuma Önerileri

1.   Şiir’in Gizli Tarihi/Refik Durbaş/Doğan Kitap

2.   Şair’in Romanı/Murathan Mungan/ İletişim

3.   Şairaneden Şiirsele/Murat Belge/İletişim

4.   Günümüz Şiiri Üzerine Yazılar/S. Kemal Bayıldıran/Can Yayınları

5.   Çağ Ve İlham/ Sezai Karakoç/ Diriliş Yayınları