Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Antakya’da Kültür Sanat

Hazırlayan: Mehmet Karasu Haftanın

Hazırlayan: Mehmet Karasu

Haftanın Kitabı

Yüreklerimiz Hala Yangın Yeri

Sivas 2 Temmuz 1993/Orhan Tüleylioğlu / Uğur Mumcu Vakfı Yay.

“2 Temmuz 1993 günü, Cumhuriyetin temellerinin atıldığı Sivas’ta halk edebiyatımızın büyük ozanlarından Pir Sultan Abdal için düzenlenen şenlikler çok acı bir sonla, bir katliamla noktalandı.

Cuma namazından sonra kent merkezinde gösteriye başlayan şeriatçılar, Ozanlar Anıtı ve Atatürk heykellerine saldırdılar. Önce valilik ve kültür merkezini daha sonra da şenliğe katılanların kaldığı Madımak Oteli’ni kuşattılar. Sayıları 15 bine ulaşan göstericiler oteli taşlamaya başladılar. “Sivas Aziz Nesin’e mezar olacak” sloganlarıyla Madımak Oteli’ni ateşe verdiler.

Laik düzeni yıkarak din esaslarına dayalı devlet kurmayı hedefleyen “şeriatçıların kanlı kalkışması” olarak tarihe geçen katliamda 33 konuk, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi.

Pir Sultan Abdal Şenliği’ne katılanlar, yobaz çetelerinin kurdukları insanlık dışı tuzaktan habersizdiler. Yaşamlarını bilime, sanata, daha güzel bir dünyanın yaratılmasına vermiş insanlar 30 Haziran gecesi, türkülerle, şarkılarla, başlarında şenlik şapkalarıyla, sırtlarında şenlik tişörtleriyle yola koyulmuşlardı. Hiçbiri bu yolculuktan geriye dönmeme ihtimali olduğunu, hele hele yanarak ölme ihtimali olduğunu akıllarından bile geçirmemişti.

Aslında “hiç bir şey birdenbire olmadı.”

Madımak Oteli’nin içindekilerle birlikte yakılması “organize” bir hareketti; önceden planlanmış ve hazırlıkları yapılmıştı.

Otelde sıkışıp kalan insanlar “Bizi kurtarın” diye feryat ederken oteli ateşe veren güruh, keyif içinde alevlerin yükselmesini seyrediyordu.

Bazıları, “İşte cehennem ateşi. Kâfirler yanıyor. İtfaiye arabalarını sokmayın” diye bağırıyordu.

Sanıklar için DGM’nin gerekçeli kararında şunlar söyleniyordu: “Sanıklar, yanan kişilerin ölüm çığlıkları karşısında kıllarını bile kıpırdatmamış, ölmelerini şeriat yanlısı sloganlar atarak zevkle izlemişlerdir.”

Her şey, polislerin, askerlerin, devletin ve tüm dünyanın gözleri önünde olup bitti. Korkunç olay tarihimize koca bir leke olarak geçti. Madımak’tan yükselen duman bütün ülkeyi sardı… Soluksuz bıraktı….

Olayın karanlık yönleri tümüyle aydınlatılamadı… (Kaynak: www.kitapyurdu.com)

Konuk Yazar

‘Çoban ateşini söndürmeyeceğiz’/Öner YAĞCI

“Ardahan Kültür Sanat Bileşenleriyle birlikte 24-26 Haziran günlerinde ‘Savaşın ve barışın kültürü’ temasıyla 17. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri’ni gerçekleştirecek olan Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı’nın başkanı olan Akçam, umudunu hiç yitirmiyor” demiştim.

‘YASAK!’

Alper Akçam bir açıklama yaptı:

“…17. Dursun Akçam Kültür Sanat Günleri’nin, hazırlıklarını tamamlamak üzere Ardahan’a gelmiştik. 16 Haziran 2022 günü Ardahan Valiliği’nden yapılan bir açıklama ile, 22 Haziran’dan başlayarak 15 gün süre ile ‘Mülki alan’ içerisinde çadır kurmaktan açık oturuma, kitap sergisinden konferansa ‘halk hareketine yol açacak’ her türlü etkinliğe yönelik bir yasak geldi.

Yasak, 1-3 Temmuz Hoçvan Yayla Şenlikleri’ni, 1-2 Temmuz Hanak Ümit Kaftancıoğlu ve Âşık Mazlumi 3. Anma Etkinlikleri’ni, 3 Temmuz Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri’ni de kapsıyor…

Emekli aylıklarıyla ayakta durmaya çalışan Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı için büyük bir darbe oldu bu karar…”

DEMOKRASİ VE HUKUK YOK EDİLİRKEN

“…Bizim etkinlik de diğer etkinliklerle birlikte yasaklama kapsamına giriyor. Ayrıca 1 Temmuz’da Ardahan’da Ekrem İmamoğlu’nun da katılımıyla İBB tarafından yapımı sağlanan otogar açılışı da olacaktı. Hanak’a Canan Kaftancıoğlu da gelecekti. Anlaşılan, yasak kararı çok geniş bir etkinlikler yelpazesini kapsıyor…

…‘Demokrasi’ dendikçe demokrasi, ‘hukuk’ dendikçe hukuk yok ediliyor…

Keyfilik, yasakçılık, almış başını gidiyor…

…Büyük bir sorumluluk duygusu altında olduğumun bilincinde, epeyce üzgün durumdayım… Ancak, yasaklar bizi yıldırmamalı diye düşünüyorum.”

‘ÖZGÜRLÜK İÇİN DİRENECEĞİZ…’

Etkinliğin -büyük olasılıkla- 10-12 Temmuz günlerinde yapılacağını söyleyip şöyle devam etti:

“…Benim bu toplumun geleceğine ilişkin umutlarımda en küçük bir sarsılma olmadı, olmayacak…

Sonuna kadar kültür için, sanat için, özgürlük için direneceğiz…

On yedi yıldır yaktığımız çoban ateşini söndürmeyeceğiz.

Asla karanlığa teslim olmayacağız…

Özgürlük, barış ve kardeşlik içerisinde yaşamak, yöremizin hoşgörülü, çoksesli kültürünü genç kuşaklara da bir bayrak olarak teslim etmek, ülkemizin yağmalanmakta olan doğasını korumak, geleceğe yönelik yeni ve aydınlık ufuklar açmak kararlılığımız sürüyor, sürecek…

Kültürün, sanatın, barışın, kardeşliğin, özgür düşüncenin bayrağını yere indirmeyeceğiz. Gerçekleri halkla paylaşmanın ve gelecek güzel günler için örgütlü olmanın gereğini dile getirmeye devam edeceğiz…

Özgürlüklerden, üretenlerden, iyilikten, güzellikten ve adaletten yana olan düşünce ve davranış ilkelerimiz biz var oldukça da yaşayacak…”

HEKİM YAZARLAR…

Günümüzde hukuk ve hukukçular, eğitim ve eğitimciler gibi değersizleştirilen sağlıkçılardan yazar olanlar elbette geçen hafta yazdıklarımla sınırlı değil.

Daha nice yazar, şair hekimimiz var:

Şefik Hüsnü (Değmer), Hikmet Kıvılcımlı, Engin Tonguç, Nusret Fişek, Turhan Temuçin, Türkân Saylan, Hüsnü Göksel (Barışa Özlem), Coşkun Özdemir (Urfa’dan Harvard’a), B. Suat Çağlayan (Tıbbiyeli Hikmet, Aristonikos, Hipokrat’ın Romanı), Gencay Gürsoy (Bir Hayat Üç Dönem), Ahmet Saltık (Işık’tan Atatürk’e), Mustafa Şerif Onaran (Unutulmuş Şiirler), İlhan Demiraslan (Eller Ekmeğe Doğru), Mustafa Duman (Trabzon Halk Kültürü), Can Ceylan (Kültür ve İktidar), Tuğrul Asi Balkar (Biriken), Yusuf Alper (Dalgaların Sesiyle), Coşkun Şimşekli (Sırı Olmayan Aynalar), Mustafa Ziyalan (Gülümsemeler Ülkesi), Hakan Savlı (Köpükler), Nedim İnce (Hayatın İçinden Portreler), Kızıl Tıp çevirmeni Selçuk Görmez… (Cumhuriyet)

Haftanın Şiiri

Güneş Çaldı Kapımı/Behçet Aysan

çok yalnızdım ve güneş çaldı kapımı

sürgünden yeni dönmüştüm, makronissos

orda kurak ve ıssız bir yüreğim

vardı

(şimdi sizin yürekleriniz gibi)

onu da getirmiştim.

arkadaşlarım hariç

herkes beni terketmişti.

yaşamım uzun bir deniz yolculuğuna

dönüşmüştü

git git varılmayan

kıyısız bir deniz.

evet, herkes terk etmişti

sevgili ve hüzünlü pire

eleni bile.

ve güneş çaldı kapımı

kapımı çaldı güneş.

gerisini biliyorsunuz.

Böyle Başlar Sevişmek/Metin Altıok

İlk önce :

Benli gözlerini öptüm

Sonra gözlerimin değdiği heryeri

Böyle başlamaz mı

Sevişmek

Bir sevda için ölüp ölüp dirilmek

Yanlızlığına inanıp

Bir anıyı hatırlayıp

Bir bukle öpücük kondurmak

Yanağına

Deli gibi ölürcesine

Hatıralarla sarılıp

Ufuklara dalmak gibi

Bir kez sevip

Bin defa ölmek gibi yaşam

Söylesene çiçeğim

Böyle başlamaz mı

Sevişmek

Kolum Çekip Elim Bağlamasınlar/ Nesimi Çimen

Bize de Banaz’dan Pir Sultan deller

Bizi de kem kişi bellemesınler

Paşan adamine tembih eylesın

Kolum çekib elim bağlamasınlar

Hüseyin Gazi Sultan binsin atıne

Dayanılmez felegin çarkı zatına

(dost) Benden selam edin ev külfetine

Çıhıp ele karşın ağlamasınlar

Ela gözlüm zülfün keleb eylesin

Döksün mah yüzüne nikab eylesin

Ali Baba Hak’dan dilek dilesin

Bizi dar dibinden eylemesinler

Ali Baba neger söze nuyersa

Emir Hoda’nındır beyler kıyersa

Ela gözlü yavrularım duyersa

Alın çözüp kara bağlamasınlar

Pir Sultan Abdal’ım coşgun akarım

Akar akar şah yoluna bakarım

(dost) Pirim aldım sehrangaha çıkarım

Daha beyler bizi dinlemesinler

Haftanın Sanat Gündemi

St. Benoit’da Orhan Kemal

Eğitim kurumunun başarısı, taşıdığı yapı, tarih ama en çok da içindeki öğretmen ile ölçülür. Öğretmen ışıldayınca öğrenci de parlar.

 Özel yıl sonu sergilerini, konser ile birleştirip Orhan Kemal, 72.Koğuş’u baz alarak, halka bir pencere açan St Benoit’lı gençler umut tazeliyorlar.

Sahnede bir kız, iki erkek öğrenci, dünyanın en prestijli müzik okullarına davet edilmişler. Fransız Müdür ve Türk müdür yardımcısı, elleri ile tempo tutarak, Cem Karaca’nın “Tamirci Çırağı”nı söylüyorlar. Saint Benoit’da, müzik öğretmenleri, Özgür Sarıoğlu’nun “Ah bir ataş ver” Türküsünü seslendiriyor, eşlik eden orkestra kendi öğrencileri. Öğrencilerini sahnede izlerken ise yüzündeki gururu, kalbindeki sevgiyi, her okulda görebilir miyiz? La Galerie’deki sergi, temmuz ayına kadar devam edecek, lütfen gezin. 72. Koğuş bazlı sergide bu kez sadece ağırlıklı 9.sınıflar yok, 11.sınıflar, Ara Güler’li karşılaştırmalar Birliktelik, birlikte yaratma ve üretme gücü. Birlikte başarma! Öyle olmasa, sahnede performans sağlayan müzik alanında başarılı gençler, dünyanın sayılı okullarına birer Türk öğrenci olarak adlarını yazdırırlar mıydı? Ve ışıldayan gençler; Maya Nil Kaya, Can Yücel, Eren Oneil Şimşek. Yolunuz açık olsun!

İzmit Belediyesi ve Aydili Sanat Derneği iş birliğiyle vefatının 40’ıncı yıl dönümü anısına Naci Girginsoy adına düzenlenen öykü yarışmasında dereceye giren isimler beli oldu.

26 Haziran Pazar günü (bugün) Naci Girginsoy’un ölüm yıldönümünde düzenlenecek ödül töreni ile yarışmada ödüle layık görülen öykü sahiplerine ödülleri takdim edilecek. Ödül töreni bugün (26 Haziran) saat 14’de İzmit Kent Meydanı’nda düzenlenen İzmit Kitap Günleri’nde yapılacak.

Kazım Koyuncu, vefatının 17. yılında anıldı

“Şair ceketli çocuk” olarak tanınan sanatçı Kazım Koyuncu, vefatının 17. yılında memleketi Artvin’in Hopa ilçesindeki kabri başında anıldı.

Kazım Koyuncu, vefatının 17. yılında anıldı

Karadeniz müziğini geniş kitlelere tanıtan “Şair ceketli çocuk” olarak tanınan sanatçı Kazım Koyuncu için Yeşilköy köyündeki kabri başında tören düzenlendi.

Törene 33 yaşında kanser nedeniyle hayatını kaybeden sanatçının annesi Hüsniye, kardeşleri Oğuz, Hüseyin ve Niyazi Koyuncu ile Canan Koyuncu Erdem, Artvin Belediye Başkanı Demirhan Elçin, Hopa Belediye Başkanı Taner Ekmekçi, Kemalpaşa Belediye Başkanı Ergül Akçiçek, Borçka Belediye Başkanı Ercan Orhan, yakınları ve sevenleri katıldı.

Ekmekçi, sanatçının şarkılarının yurt içinde ve yurt dışında halen dinlendiğini, söylendiğini belirtti. Koyuncu’nun, Hopa’da birçok sanatçının da yetişmesine öncülük ettiğini vurgulayan Ekmekçi, “Bu anlamda Hopalılar olarak Koyuncu’ya teşekkür borçluyuz. Kazım Koyuncu Hopa için çok önemli bir değer. O sanatıyla, şarkılarıyla aramızda yaşıyor. Unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

Hüseyin Koyuncu ise kardeşini ölümünün 17. yılında tüm sevenleriyle birlikte özlem ve sevgiyle andıklarını dile getirdi.

‘Dostlar Beni Hatırlasın’

ErzinCANFest 2022’de 28 Haziran Salı akşamı saat 20.00’de Binali Yıldırım Üniversitesi’nde halk ozanı Âşık Veysel’in şiirlerinin seslendirileceği “Dostlar Beni Hatırlasın – Bir Aşık Veysel Hikâyesi” anlatımlı konseri verilecek.

Konserde piyanoda Tuğçe Dağlı eşliğinde mezzo soprano Ferda Yetişer, tenor Ünüşan Kuloğlu ile Samsun Devlet Opera ve Balesi Koro Sanatçısı Hasan Çelik ve bağlama sanatçısı Alper Kıraç olacak. Samsun Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı şef Ahmet Murat Gedikli yönetecek.

Diyarbakır’daki Ahmed Arif büstüne saldırı

Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki parkta yer alan Ahmed Arif’in büstünde şiirinin yazılı olduğu baskıya zarar verildi.

Diyarbakır’daki Ahmed Arif büstüne saldırı

Şair ve yazar Ahmed Arif’in Sur ilçesinde Çiftkapı ile Tekkapı arasındaki parkta bulunan büstünde yazılı olan Diyarbekir Kalesinden Notlar şiirinin dijital baskısına, kimliği belirsiz kişi veya kişilerce zarar verildi.

Diyarbakır Kültür, Turizm ve Musiki Derneği Başkanı Kenan Aksu, kentin bilim, sanat ve edebiyat alanında çok önemli değerler yetiştirdiğini ve bunlardan birinin de Ahmed Arif olduğunu söyledi.

Aksu, “Biz yaşadıkları dönemde zaten sahip çıkmamışız. Yapılan heykel zaten benzemiyor, bunu yapan yanlış yapmış, bunu yırtan da yanlış yapmış. Halkımızın bu konuda bilinçlenmesini istiyoruz. Bizim bu tür değerlerimizi veya surlarımızı korumak için turizm zabıtasının kurulması gerekiyor. Bu büste bu yazı bu şekilde yazılmaz. Değerlerimize sahip çıkalım” dedi.

Öte yandan, Ahmed Arif”in büstü 5 yıl önce de 2 kişinin saldırı sonucu tahrip edilmiş, büst Büyükşehir Belediyesi tarafından onarılarak, tekrar yerine konulmuştu.

Değerlerimiz: Ayla Kutlu

 Ayla Kutlu’nun romanları, öyküleri ve çocuk kitapları,  Sinemaya ve tiyatroya uyarlandı.

Ayla Kutlu, 14 Ağustos 1938’de Antakya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İskenderun’da tamamlayarak lise öğrenimi için Antep’e gitti. İçişleri Bakanlığı’ndan aldığı bursla Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okudu. 1960’da mezun olan Kutlu, İçişleri Bakanlığı merkez örgütünde zorunlu hizmet nedeniyle görev yaptı. Personel eğitimi, metot ve organizasyon gibi çeşitli uzmanlık alanlarında çalıştı. Yirmi yıl süren iş hayatı boyunca Kutlu, Devlet İstatistik Enstitüsü, Başbakanlık, Emekli Sandığı ve Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü gibi kurumlarda çalıştı. 1980’de emekli oldu.

Ayla Kutlu, yazın hayatına 1975 yılında Özgür İnsan dergisinde ‘Aygen Berel’ ismini kullanarak yazdığı kitap tanıtma yazıları ve öyküler ile başladı. Edebiyat çalışmalarına emekliye ayrıldıktan sonra ağırlık verdi. İlk romanı Kaçış’ı 1979 yılında yayımlayan yazar, bu tarihten itibaren ardı ardına romanlar yazdı. Romanlarındaki karakterleri toplumsal ve tarihi gelişmelerin doğurduğu şartlara uygun olarak anlattı. Kutlu, 1990’larda çocuk kitaplarına yöneldi ve yaklaşık yirmi çocuk kitabı çıkardı. Aynı zamanda kadın sorunlarına değinen eserler verdi. Kutlu, 1992 yılında Türkistan’da ilk Türk Dili Uluslararası Sempozyumu’nu organize etti. 1995’te de Kadın Kurultayı’nda üye olarak bulundu.

Pek çok edebiyat ödülüne layık görülen ve birçok öyküsü çeşitli dillere çevrilen yazar, öz yaşam öyküsünü 2006 yılında okuyucularına sunduğu Zaman da Eskir adlı yapıtında anlattı. Ayla Kutlu, 4-12 Kasım 2017 tarihleri arasındaki 36. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı Onur Yazarı’dır.

AYLA KUTLU’NUN ROMANLARI

    Kaçış (1979)/ Islak Güneş (1980)/Cadı Ağacı (1983)

    Tutsaklar (1983) (2004 yılında Ateş Üstünde Yürümek olarak yeniden basıldı)

    Bir Göçmen Kuştu O (1985)/ Hoşça Kal Umut (1987)/  Kadın Destanı (1994)

    Emir Bey’in Kızları (1998)/Asi… Asi (2010)

    Taş Duvar Açık Pencere (2009) (Çok yazarlı derleme)

    Yedinci Bayrak: Urumeli’den İzmir’e (2016)

ÖYKÜ KİTAPLARI

    Hüsnüyusuf Güzellemesi (1984)/Sen de Gitme Triyandafilis (1990)

    Mekruh Kadınlar Mezarlığı (1995)/ Zehir Zıkkım Hikâyeler (2001)

ÇOCUK KİTAPLARI

    Merhaba Sevgi (1989)/ Yıldız Yavrusu (1994)/ Başı Kuşlu Çocuk (1995)

    Beceriksizler Sirki (1995)/  Gezgin Kertenkele ile Kutup Ayısı (1995)

    Çiçek Elli Robot (1995)/ Küçük Mavi Tren (1995)

    Kendini Köpek Sanan Ayakkabılar (1995)/  Harika İkizler 1 / İkizlerin Sırrı (1997)

    Harika İkizler 2 / Artık Çok Oldunuz (1997)/  Harika İkizler 3 / Zavallı Mideler (2000)

    Minik Sultan Sihirbaz (2000)/Minik Sultan ile Deniz Kızı (2000)/ Minik Sultan Beceriksiz Palyaço (2000)/  Mavi Saçlar Pembe Gözler (2007)/  Huvava İlk Çevre Koruyucusu (2009)

    Melek ve Dostları (2013)/  Eyvah Kardeşimi Sevmeye Başladım (2015)

ÖDÜLLERİ

    “Babaya Çiçek Götürmek” isimli öyküsü 1976 yılı 13. Antalya Film Şenliği Film Öyküsü Ödülü’nü kazandı. Bu öykü 1984 yılında yayımlanan Hüsnüyusuf Güzellemesi kitabında da yer aldı.

    1985 yılında yayımlanan Bir Göçmen Kuştu O adlı yapıtı 1986 yılı Madaralı Roman Ödülü’ne layık görüldü.

    1987’de kaleme aldığı Hoşça Kal Umut adlı romanı 1988 yılı Mülkiyeliler Birliği Rüştü Koray Ödülü’nü aldı.

    1990 yılında yayımlanan ikinci öykü kitabı Sen de Gitme Triyandafilis 1990 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı’na layık görüldü.

    1994 yılında yayımlanan Mekruh Kadınlar Mezarlığı adlı öykü kitabı 1996 yılı Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü aldı.

    1996 yılında Sen de Gitme Triyandafilis isimli öyküden uyarlanan “Sen de Gitme” filmi aynı yıl Altın Koza En İyi Senaryo Ödülü’ne (Tunç Başaran ve Macit Koper’le) ve Altın Portakal Film Festivali En İyi 2. Film Ödülü’ne layık görüldü. Tunç Başaran, Altın Portakal Film Festivali’nde bu filmiyle ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü aldı.

SİNEMAYA UYARLANAN ESERLERİ

    İzinli: Hüsnüyusuf Güzellemesi kitabında yer alan öykü 1980 yılında sinemaya uyarlandı.

    Hoşça Kal Umut: Aynı adlı romandan 1993 yılında sinemaya uyarlandı.

    Cadı Ağacı: Aynı adlı romandan 1995 yılında sinemaya uyarlandı.

    Sen de Gitme: 1996 yılında Sen de Gitme Triyandafilis isimli öyküden sinemaya uyarlandı.

    Solgun Bir Sarı Gül: Mekruh Kadınlar Mezarlığı kitabında yer alan öykü 1998 yılında sinemaya uyarlandı.

TİYATROYA UYARLANAN ESERLERİ

    Mekruh Kadınlar Mezarlığı adlı öykü Zeynep Kaçar tarafından tiyatroya uyarlandı ve Zafer Kayaokay rejisörlüğünde Erzurum Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelendi.

    Sen de Gitme Triyandafilis adlı öykü Seyfettin Babat tarafından tiyatroya uyarlandı ve Serhat Nalbantoğlu rejisörlüğünde Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelendi.

Okuma Önerileri

1.   Merdivende Üç Şair/Orhan Tüleylioğlu/Karakarga

2.   Ateş Uykusu/Burhan Günel/Öteki Yayınevi

3.   Sivası Unutmak/Öner Yağcı/Cumhuriyet Kitapları

4.   Sivas Katliamı/ Ozan Çavdar/İletişim

5.   Ateş-İ Aşk/Murtaza Demir/ Kırmızı Kedi Yayınevi