Antakya’da kültür-sanat

Antakya’da kültür-sanat

Hazırlayan Mehmet Karasu

Antakya Kitaplığı
Kaplumbağalar/Fakir BAYKURT
24 Kasım, Öğretmenler Günü. Öğretmen, Türk edebiyatında çok sayıda romana konu olmuştur. Öğretmen kökenli Fakir Baykurt birçok yapıtında öğretmeni anlatır. Kaplumbağalar bunlardan biri.
“Tozak köyü şu koca yeryüzünde, kıyıda köşede kalmış bin yamalı bir yoksul yorganı, alabildiğine kurak, bakımsız, unutulmuş. Ahalisi desen günümüz köylüsü: Hâlâ devletten medet uman, “Hökümetimiz en iyisini bilir” diyen, cahil, kaba saba ama bir o kadar çalışkan, sahici ve vicdanlı. Köyün Eğitmen Rıza’sı, Muhtar Battal’ı ve akıllı delisi Kır Abbas’ı gün olur akıl yürütür, el ele verir, köylüyü de peşine takıp bir bağ kurar, hem de taşlı bir tarlada, bin bir emekle, özveriyle ve gece gündüz çalışarak. Tam ağızları üzümlerle tatlandı, yürekleri umutla doldu derken, hiç ummadıkları bir anda hükümetin tokadını yerler… ama ne tokat! Bir anda, bürokrasinin çarkında bir çapak olup çıkarlar. Hak hukuk ararlar aramasına ama neyin hakkı, neyin hukuku?
Mazimizde yer etmiş ama bugün hala varlığını sürdüren sorunlara değinen, yalın ama zengin bir dille yazılmış, özgün ve aydınlık bir edebiyat eseri olan Kaplumbağalar, yaratıcı ülkemiz köylüsünün olduğu kadar, onun bürokrasi karşısındaki çaresizliğinin ve cehaletinin de hikayesini anlatıyor. (Tanıtım Bülteninden)

Konuk Yazar
Nostalji İle Değerlere Sahip Çıkmak / Ferhat İşlek
Nostalji… Etimoloji “vatana, memlekete kavuşma özlemi” dese de, günümüzde geçmişteki yaşama, geçmişteki yaşantımızın birer parçası olan ve şimdi olmayan ne varsa bunlara karşı duyduğumuz özlemi belirtir. Bir dönemdeki fotoğraflar, eşyalar hem zamanı hem de yeri tanımlar. Yalnızca kimi düşüncelerimizi, anılarımızı değil, duygularımızı da açığa çıkarır.
Öte yandan çok sayıdaki bilimsel toplantılardan çıkan sonuçlar, bu konuda yazılan makaleler, Yapılan araştırmalar, nostaljiye yatkın insanların yalnızlık duygusunu hafif atlattıklarını dile getirmektedir. Yine aynı bilimsel çalışmalarda nostaljiyi yaşayan insanlarda ölüm düşüncesinin uzak durduğunu, akıl sağlığı açısından da daha pozitif oldukları belirtilmektedir.
Böylesine duygu ve düşünce güçlüğü sağlayan nostalji ayını zamanda geçmişle bağımızı kurmakta, önceki yaşantımızla daha barışık olmamızı sağlamaktadır.
Kısacası, geçmişimizle ilgili bir şarkı, bir eşya, bir fotoğraf sıradan değildir. Bunları anıları yeniden canlandırmasından çok öte bir kavram olarak düşünmeliyiz.
Bugün Adana’da nostaljiyle ilgili bir sergiye getirmek istiyorum sözü.
“23.Uluslararası Film Festivali “yürütenleri 75.Yıl Sanat Galerisi’nde anıları, duyguları yoğunlaştıracak bir sergiyi öngörmüşlerdi.
Öncelikle bu sergide bulunduktan sonra bende, hazırlayanlara karşı büyük bir saygı uyandığını belirtmek isterim. Çünkü bu sergiyi düşünenler her şeyden önce serginin amaçlarını, sonuçlarını bilinçli bir şekilde değerlendiren insanlardı.
İsmail Görkem, taş plak kolleksiyoneri. Bu sergideki kişisel çabası açıkça görülmekteydi. Sergide arşivindeki plakları, radyoları sergilemiş.
Aynı salonun duvarlarındaki eski film afişleri de Serdar Kürkbabaoğlu’na ait. Sinema afişleriyle, plaklarla, eski radyolarla yaratılan nostalji ortamı, izleyenleri zaman yolculuğuna çıkarıyor, duygulandırıyor, yoğun bir özlemle buluşturuyor.
Serginin geçmişe yaptırdığı yolculuk öyküsü ise 1961 Yılı’nda Cemalpaşa Mahallesi’de tek katlı bir binada yayın hayatına başlayan Adana Radyosu’na kadar gitmektedir.
Adana Radyosu’nun ilk spikeri Bilge Baykara’dır. Canan Işık, Selahattin Sarıkaya, Necla Dönmez ilk sanatçılarından bazılarıdır. Bu radyo bünyesinde bir süre sonra “Çukurova’dan Sesler” topluluğu kurulur. Bu topluluk yöre sanatçılarından ve sınavda başarı gösterenlerden oluşmaktadır.
Fahri Işık, Mürüvvet Kekilli, Can Etili, Halit Araboğlu, Müslüm Gürses, Ahmet Tekbilek gibi isimler hemen göze çarpan isimlerdir. Adana köprübaşı, Uykuda mısın sevgili yarim, Feryat, Yürü be yalan dünya, Asker oldum giydim yelek gibi daha pek çok türkü Çukurova’da; evlerde, sokaklarda, tarlalarda yankılanan ezgilerdir.
Sözünü ettiğim sanatçılar radyo ile sınırlı kalmayıp Adana’nın çay bahçelerinde sahne almışlar ve halkla canlı olarak bütünleşmişlerdir. Bu çay bahçelerine daha sonra Zeki Müren, Hamiyet Yüceses, Safiye Ayla, Şükran Ay, Müzeyyen Senar gibi sanatçılar da gelmişlerdir. Adana sanat ortamı en parlak dönemini yaşamıştır.
Böylesine bir kültürü en üst düzeyde yaşayan Adanalılar 1970 Yılı’nda Adana Radyosu’nun Mersin’e taşınmasıyla birlikte oluşan bu sanat ortamını yitirmişlerdir.”Çukurova’dan Sesler” topluluğu dağılmış, sanatçılardan bazıları Adana’dan giderken, bazıları da kendi köşesine çekilmek durumunda bırakılmıştır.
İşte bugün 23.Uluslararası Adana Film Festivali kapsamında açılan “Eski Türk Filmleri 45’likler Sergisi” bir dönem Adana Radyosu’nun yaşayan ses ve saz sanatçılarını bir araya getirdi.
Ahmet Tekbilek(Ömer Faruk Tekbilek’in ağabeyi),Fahri Işık, Cahit Seyhanlı(zamanında veremli kız şarkısıyla altın plak almış, şarkı her yerde popüler olmuştu) ve Halil Atılgan (halk müziği ve folkloru üzerine araştırmalar yapmıştır. Çukurova türkülerinin atası sayılır. Kültür bakanlığı devlet halk müziği korosu şefi iken emekli olmuştur)gibi sanatçılar da bu buluşmaya gönüllü olarak katılmışlardır.
Sergide gördüğüm ve fotoğrafladığım gramofon, lambalı radyo, taş plak gibi malzemeleri yaklaşık kırk yıldır biriktirdiğini ve sonrasında bunları koruduğunu söyleyen İsmail Görkem, Fahri ışık’ın bir yazısından çok etkilenir. Bu yazıda Adana Radyosu’nun öyküsü anlatılmaktadır. 1961 yılında kurulan bu radyonun bünyesinde yetişen değerlerin birbirinden ayrı sanat yaşamı vardır. Bir oldubitti sonucu radyonun Mersin’e gitmesiyle yaşanılan dağınıklık İsmail Görkem’i arayışa zorlar. Çünkü o sanatçılara karşı her Adanalının vefa borcu olduğunu düşünür. Sözünü ettiği sanatçıların kasetlerini, plaklarını, notalarını, hatta fotoğraflarını bile arşivler. Yaptığı işin emeğe saygıdan kaynaklandığı da söyleyen Görkem, Çukurova’ nın Karacaoğlan’dan günümüze çok değerler yetiştirdiğini, kendilerinin de onlara ait anıları yaşatmaya çalıştıklarını sözlerine eklemektedir.
Bu arada sergide benzer bir çalışma içerisinde olan Adana’nın Eski Fotoğrafları Grubu’nun yöneticileri Sabri Gül, Orhan Kapılı ve Nuri Erbaz ile de görüşme olanağı buldum. Onlar grup olarak sergiye destek için oradaydılar. Çünkü konusu gereği sergiyi en iyi anlayanlar onlardı. Çünkü onlara göre de nostalji değerlere sahip çıkmaktı. Geçmişle bağımızı güçlendirmekti.

Haftanın Şiiri
Dünyanın Bütün Çiçekleri/ Ceyhun Atuf KANSU

“Bana çiçek getirin, dünyanın bütün
çiçeklerini buraya getirin!”
Köy öğretmeni Şefik Sınığ’ın son sözleri.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin getirin…ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları…
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın.
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir, benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kopdağına göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen.
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum.
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarümar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima, yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

Haftanın Sanat Gündemi
Orhan Veli Kanık Beykoz’da Anıldı
BEYKOZ Belediyesi ünlü şair Orhan Veli Kanık’ı gerçekleştirdiği “Çay Simit Orhan Veli” söyleşisi ile andı.
Ünlü şair Orhan Veli Kanık, aramızdan ayrılışının 67’nci yılında, doğduğu Beykoz Yalıköy’deki evinin önünde anıldı. Oyuncu, şair ve televizyon sunucusu Ceyhun Yılmaz’ın eşliğinde gerçekleşen söyleşide Orhan Veli’nin en sevilen şiirleri okundu. Orhan Veli’nin sıkıntılarla geçen ömrünün ve şiir tutkusunun anlatıldığı programa katılan vatandaşlar da sahneye çıkarak Orhan Veli şiirleri okudu. (haberler)

Attilâ İlhan Edebiyat Ödülleri TÜYAP’ta verildi
Attilâ İlhan Bilim Sanat ve Kültür Vakfı’nın, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları desteğiyle düzenlediği 2018 Attilâ İlhan Edebiyat Ödülleri önceki gün 37. İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi, Kınalıada Salonu’nda verildi.
Roman Ödülü’nü paylaşan “Uyanan Güzel”in yazarı Jale Sancak ve “Sıfır”ın yazarı Onur Caymaz ile İlk Roman Teşvik Ödülü’nü “Bihaber” kitabıyla Fatih Baha Aydın, Seçici Kurul Onursal Başkanı Doğan Hızlan’ın elinden aldılar.
Şiir Ödülü’nü ise “Camekân” kitabıyla Mehmet Can Doğan’a, İlk Şiir Kitabı Teşvik Ödülü’nü paylaşan “Ecza Kışı” kitabıyla Oğulcan Kütük ve “Ters Akıntı” kitabıyla M. Sadi Karademir’a Şiir Seçici Kurul Başkanı Metin Celâl sundu.(Cumhuriyet)

Seyhan’da Yaşar Kemal Coşkusu
Bu yıl ikincisi düzenlenen Yaşar Kemal Sanat Günleri, önceki gün Seyhan’daki Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde yapılan törenin ardından Kardeş Türküler konseriyle sona erdi. Seyhan Belediyesi ve Yaşar Kemal Vakfı tarafından gerçekleştirilen etkinlikler 6 haftaya yayıldı.
Yaşar Kemal Sanat Günleri’nde röportaj, kısa film, kapak tasarım atölyeleri halkla buluştu. Kapanış töreninde katılımcıların kısa filmlerinin gösterimi yapıldı. Ardından ilk olarak Yaşar Kemal’in “Hüyükteki Nar Ağacı” kitabı kapsamında atölye katılımcılarının çizdiği kapak tasarımlarının sergisi açıldı. Daha sonra ise Yaşar Kemal’in hayatından kesitler sunan gazetemiz arşivi başta olmak üzere, Zeynep Oral, Şükran Soner, Nebil Özgentürk gibi isimlerin armağan ettiği fotoğrafların yer aldığı “Yiğidin Eyisi Özünden Olur” fotoğraf sergisi hayata geçti. Törene, açılışa ve konsere halk yoğun ilgi gösterdi.
Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar, kapanış töreninde Yaşar Kemal Sanat Günleri’nin gelecek senelerde de sürmesini istediğini dile getirdi. Yaşar Kemal’in eşi ve vakıf başkanı Ayşe Semiha Baban Gökçeli ise başkan Karalar’a etkinliği hayata geçirmesinden dolayı teşekkür etti. Baban, sanat günlerine katılımın kendisini çok mutlu ettiğini söylerken, kısa filmlerden ve kapak tasarımlarından övgüyle bahsetti. Bu yıl 25. yaşını kutlayan Kardeş Türküler’in konseri ise büyük coşkuya sahne oldu. Salonun merdiven boşluklarını bile dolduran Adanalı izleyiciler grubun söylediği her dilden türküye eşlik etti, halay çekti. Kardeş Türküler şarkı aralarında Yaşar Kemal’i andı.(Cumhuriyet)

Naim Babüroğlu, kitaplarıyla TÜYAP’ta
İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Strateji Uzmanı Emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu, 37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’na katılıyor.
‘Bir Devletin Çöküşü’, ‘Cumhuriyetin Sonbaharı’ ‘Çanakkale 1915-Almanların Büyük Tuzağı’ ve ‘Kemalyeri’ kitaplarının yazarı Naim Babüroğlu İstanbul Kitap Fuarı’nda okuyucularıyla buluşacak.
Naim Babüroğlu, 37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda, 17-18 Kasım saat 13.00’ten itibaren Asi Kitap standında oldu.(gerçek gündem)

Müslüm, en çok izlenenler listesinde hızla yükseliyor
‘Arabeskin Babası’ Müslüm Gürses’in hayatını konu alan Müslüm filmi, en çok izlenen Türk filmleri sıralamasında ilk 5’e doğru hızla ilerliyor.
Yapımcılığını Mustafa Uslu, yönetmenliğini Can Ulkay ve Ketche’nin üstlendiği, senaryosunu Hakan Günday’ın kaleme aldığı Müslüm filmi, gişedeki başarısını sürdürüyor. 3 hafta önce vizyona giren film, şimdiye kadar 3 milyon 423 bin 161 kişi tarafından izlendi. Film, sadece 3 haftalık performansıyla “En çok izlenen Türk filmleri” listesinde 21’inci sıraya yerleşti.
Timuçin Esen ve Zerrin Tekindor’un başrollerinde aldığı Müslüm’ün 6 milyon seyirciyi aşması bekleniyor. Bu gerçekleşirse Müslüm, en çok izlenen ilk 5 filmden birisi olabilir. (Sözcü)

Sınır ihlalcisi İlhan Berk 100 yaşında
Sonra ‘sözcük ordularının’ saklı olduğu kurşun kalemine yönelir ve sınırlara hücuma başlar. Sınırları aşamasa da, yıpratmaya çalışır.
Şiirin hep yenisi, İlhan Berk, bundan yüz yıl önce doğmuştu: “İlhan Berk, 1918, Manisa, Boy: 1.70, göz: kara, renk: buğday. Bir insan. Herkes gibi*” Kendi şiirine böyle başlar ve ilk dizeyi dipnot işaretiyle sonlandırır. Berk için, ilk dizeler hep önemlidir, çünkü ilk dizede şiirin dilinin kurulduğuna inanır. Şiirin dili kurulduğunda da o patikadan şair yürür. Gerçekten, şair yürür. İlhan Berk, şiirlerini zihninde yürürken kurar, bozar, tekrar kurar. Sonra “sözcük ordularının” saklı olduğu kurşun kalemine yönelir ve sınırlara hücuma başlar. Sınırları aşamasa da, yıpratmaya çalışır. (Ayşegül TÖZEREN-Evrensel)

Okuma Önerileri
1.Çalıkuşu/ Reşat Nuri Güntekin/İnkılap
2.Bozkırdaki Çekirdek/Kemal Tahir/ İthaki
3.Tatarcık/ Halide Edip Adıvar/Can Yayınları

Hafta Sonu Önerileri
Müslüm, “Arabesk müziğinin efsane ismi Müslüm Gürses’in hayat hikayesini beyaz perdeye taşıyor. Unutulmaz ses sanatçısının iniş ve çıkışlarla dolu yaşamının anlatıldığı filmde, Müslüm Gürses’in milyonları etkileyen müziğine, çocukluğundan ölümüne kadar geçen zamanda yaşamına etki eden kişilere, çok sevdiğini her fırsatta dile getirdiği eşi Muhterem Nur’a odaklanılıyor. Timuçin Esen’in Müslüm Gürses’i canlandırdığı filmde, Muhterem Nur’a Zerrin Tekindor, Müslüm Gürses’in babasına ise Turgut Tunçalp hayat veriyor. Yönetmenliğini, Türkiye’nin geçen yılki Oscar yarışı için aday adayı olarak gönderdiği Ayla’nın yönetmeni Can Ulkay ve “Romantik Komedi” filminden 8 yıl sonra tekrar yönetmen koltuğuna oturan Ketche’nin (Hakan Kırvavaç) üstlendiği filmin senaryosunu Hakan Günday ve Gürhan Özçiftçi kaleme alıyor.” (Beyazperde.com)