Antakya’dan Defne ve Reyhanlı’ya

Antakya’dan Defne ve Reyhanlı’ya

Mahalle pazarları kurtarıcı oldu!

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu verilerine göre, Kasım’da yoksulluk sınırı, önceki aya göre 909 Lira arttı. Buna göre son bir yılda açlık sınırı 4,767 TL, gıda dışı ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 7,558 TL artmış oldu.

“Eskisi gibi değil artık! ‘Şuradan 1 kg ver’ ya da ‘2-3 kilo tart’ diyen kalmadı! Kg gitti, gram geldi! Vatandaşa da kızamıyorsun ki! Ne yapsın? Cebindeki para belli, fiyatlar belli, alım gücü belli! Bazen öyle zamanlar geliyor ki, yaptığı yemeği, evdeki kişi sayısına göre ayarlayıp, sebzeyi de hatta meyveyi de ona göre alıyor. Evdekilerin tabağına koyacağı yemeğin hesabını artık Pazar yerinde yapıyor. Tabi bir de tezgah altı, satılmayacak durumdaki mal için gelenler var! Zor! Hayat zor! Biz satanlar için de alanlar /almaya çalışanlar için de!”

-ÇIKMA SEBZE!-

Antakya Gazetesi’ne konuşan bire pazarcının söyledikleri, Türkiye’de açıklanan ‘açlık ve yoksulluk’ sınırının etrafında kümelenen milyonların fotoğraf karesini paylaşıyor adeta. Vatandaşın ay sonu hesabında, iki yakası bir araya gelemeyen bütçesinde adeta kurtarıcı görevi gören mahalle pazarlarının dahi eski halinde yeller estiğini anlatıyor!

İfade edilene göre, mahalle pazarlarında, satış dışı kalan, bu nedenle de kenara ayrılan sebzelere “çıkma” deniyor. Bu sebzeler, alım gücü olmayan vatandaşlara, pazarcı esnafı tarafından, talep edildiğinde veriliyor. Anlatılana göre, bu durumdaki sebzeye yönelik talep de hiç değişmiyor!

-KEMİK UCUZ!-

Yaşanan sıkıntılara dair konuşan bir vatandaşın anlattığı, eldekine dair:

“Elektrik, su, doğal gaz, kira, çocukların gideri, yol masrafı! Hepsi bir tarafa, bir de Pazar alışverişi! Parası olan, muz da alıyor üzüm de! Gariban ise bir eli cebindeki paraya dokunuyor, parmak uçlarıyla, göz ucuyla da kontrol ediyor pazar tezgahlarını! Benim filemde mi? Patates var! Kuru soğan var! Biraz domates, salatalık, maydanoz var! Meyve dersen, sadece mandalina, biraz da elma! Buradan sonra kasaba gideceğim! Yok, et için değil! Üzerinden etleri sıyrılan kemikler için! Bu hafta en az 3 gün, kemik suyuna çorbamız var! Allah’tan kemik ucuz! Et yiyemesek de…”

Tamer Yazar