Aslında Hiçbirimiz Yalnız Değiliz

Merhaba sevgili okuyucu.

Geçen günlerde Covid 19 krizi ile ilgili hayatımızın aniden çok hızlandığını yazmıştım. Hem hayatımız evlerimize, hatta odalarımıza kadar küçüldü, hem de yaşanan olağanüstü gelişmeler karşısında bir hayli hızlandı. Sanırım hız ile ilgili olarak; Cuma akşamı gece yarısına iki saat kala devletin açıkladığı ani sokağa çıkma yasağı ve bu ilanın ardından ülkede yaşanan tablo; her an her şeyin olabileceğini çok iyi gösteriyor.

Bu ritmik yeni süreç; değişime hemen adapte olabilen gençleri çok rahatsız etmiyor, ama yaş aralığı 65 ve üstü olanlar yeni sürece alışmak konusunda sancılar çekiyor. Eğer Covid 19 krizi ve sonrasında yaşanacak durum bizlere 15 gün önceden haber verilseydi; muhtemelen birçoğumuz, en sevdiğimiz insanlarla bağ içinde krizi atlatabilecek bir koşul yaratacaktık. Ama öyle olmadı ve sıklıkla birçok kişi yalnız kalmak zorunda kaldı.

Her istediğimizde ulaşabilir olduğumuzu zannettiğimiz insanlar, şimdi bizlerden uzak. Bu uzaklık, teknoloji sayesinde kısmen gideriliyor. Whatsapp üzerinden gruplar içi yazışmalar, görüntülü konuşmalar, konferans görüşmeler gırla gidiyor. Bir de artık arayıp görüşebilecek kimse kalmayınca içine girdiğimiz öz eleştiri süreci…

Şimdi sevdiklerimizi, sevmek istediklerimizi, sevemediklerimizi daha çok düşünme, onlara daha çok kafa yorma zamanı geldi. İnanıyorum ki, Covid19 sona erdiğinde ve insanın insana kavuşmasıyla ilgili engeller kalktığında, yeryüzünde muazzam bir sevgi enerjisi patlak verecek. Hepimizin değeri ve önemi bir diğeri için katlanarak artacak. Korona öncesi alışkanlıklarımız, kızgınlıklarımız, öfkelerimiz, egolarımız ve düşüncelerimiz değişecek. Kim bilir, belki ülke siyasetinde ayrışmayı ve kutuplaşmayı çok seven siyasal iktidar da geri adım atıp, şapkayı önüne koyacak. Ülkemizde son yıllarda siyasetin beslendiği düşmanlık ülküsünün hiçbir geçerliliği kalmadı.

Bugün birlikte yaşamak zorunda olduğumuz komşularımızın, sokak sakinlerimizin AKP’li mi CHP’li mi HDP’li mi olup olmadığı, Allah aşkına bir önem arz ediyor mu?

Yine sizlerle paylaşmayı çok istediğim bir şey var. Gerçekten hiçbirimiz yalnız değiliz. Sense 8 diye bir dizi vardı. O dizi içinde yer alan sekiz ayrı karakterin, evrensel bir bağ ile birbiriyle ussal, ruhsal ve bedensel buluşmasının mümkün olduğundan dem vuruyordu. Evet, sanırım bu diziler boşuna çekilmiyor ve senaryoları yazan senaristler kötü insanlar değil. İşte o noktaya geldik.

Şuan kimi düşünürseniz, o sizin yanınızda demektir. Ve inanın çocuklar, güzel günler göreceğiz.

Yani ne zaman siz bir diğerini hissetseniz, o da sizi hissedecek. Üstelik bu duygu o denli güçlü olacak ki, yasaklar kalktığında, yani sarılmak serbest olduğunda, o kadar çok insan tahmin ettiğimizden çok daha güçlü bir şekilde birbirine sarılacak. Şuan yalnız kaldığını düşünenlerimiz üzülmesinler, eskiden her gün onları gören insanlar onlara o denli güçlü bir sevgi bağı ile bağlı değildi. Bazı şeyler yapaydı ve görev misali yerine getiriliyordu. Oysa şimdi, sizi biri düşünüyor ise gerçekten çok sevdiği içindir, artık emin olabilirsiniz.

Karamsarlığa kapılmayalım. Her büyük felaket ardından yepyeni bir geleceğe yelken açar. Yeni olana inanalım ve yeniçağa ayak uyduralım. Özellikle yaşlı büyüklerimizin şimdi bir tık daha girişken olması lazım. Teknolojiyi anlamaya, ona uyum göstermeye çabalayın. Teknoloji şeytan değildir. Sizden de daha üstün bir araç değildir. Yıkın duvarları ve en kötü ihtimal ile deneme yanılma ile akıllı telefonlarınızı, bilgisayarlarınızı ve interneti keşfedin.

Ve uzun lafın kısası diye bir sona doğru yaklaştığımda söyleyeceğim en güzel söz şu olur;
İşte şimdi sevgi biriktirme zamanı. Kriz bittiğinde biriktirdiklerimizi paylaşacağız.

Evde kal (ki kalmak zorundasın)
Sevgiler.