Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Mehmet Karasu

Barışın Kenti Antakya

Biz Antakyalılar, barışın ve kardeşliğin anlamını tarihimizden biliriz. Yüzyıllar boyunca farklı dinlerin, dillerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı bu kadim kentte ezan sesi çan sesine, kilise avlusundaki dua havranın sessizliğine karışmıştır. Aynı sokağı paylaşan insanlar birbirlerinin inançlarına saygı göstermiş; acılarına koşmuş, bayramlarını kutlamış, ekmeklerini ve sevinçlerini bölüşmüştür. Çünkü Antakya’da komşuluk, bütün farklılıkların üzerinde duran köklü bir insanlık değeridir.

 

Bu kent bize barışın tek renklilik olmadığını öğretmiştir. Barış, farklı renklerin birbirini soldurmadan yan yana durabilmesidir. Antakya’nın kültürel yapısı da bir mozaik gibidir; her taş kendi rengini korur, fakat öteki taşlarla birleştiğinde anlamlı ve güzel bir bütün oluşturur. O mozaiğin bir taşını yerinden sökerseniz yalnızca bir parçayı değil, bütün resmi yaralarsınız. Bir insanı dili, dini, mezhebi ya da kimliği nedeniyle ötekileştirdiğinizde ise Antakya’nın ortak ruhundan bir parça koparırsınız.

 

6 Şubat asrın depremi, evlerimizi, sokaklarımızı,  anılarımızı yerle bir etti; ancak yüzyılların içinden süzülüp gelen birlikte yaşama irademizi yok edemedi. O karanlık günlerde hiç kimse bir başkasına kimliğini, inancını ya da düşüncesini sormadan elini uzattı. Enkaz başında herkes aynı acının insanıydı. Bir tas çorba, bir yudum su, paylaşılan bir battaniye ve uzatılan bir el, barışın ve dayanışmanın en yalın dili oldu.

 

Şimdi Antakya’yı yeniden kurarken yalnızca binaları yükseltmekle yetinemeyiz. Bu kenti gerçek anlamda ayağa kaldıracak olan; sevgiyi, hoşgörüyü, komşuluğu ve ortak yaşam kültürünü de yeniden güçlendirmektir. Çünkü kentler taşla, demirle ve betonla kurulur; fakat ruhlarını insan ilişkilerinden, ortak anılardan ve kuşaktan kuşağa aktarılan değerlerden alır. Antakya’nın geleceği, geçmişinden taşıdığı kardeşlik mirasını çocuklarına bırakabildiği ölçüde aydınlık olacaktır.

 

*

 

Antakya’nın sesi, halkın vicdanı ve toplumcu gazeteciliğin güçlü temsilcilerinden biri olan Antakya Toplumcu Halk Gazetesi’nin 60. kuruluş yılını içtenlikle kutluyorum. Gazetenin bir dönem sahipliğini de üstlenen, mesleğine adanmışlığı ve ilkeli duruşuyla Antakya basınında unutulmaz izler bırakan, genç yaşta yitirdiğimiz duayen gazeteci Sinan Seyfittinoğlu’nu sevgi, saygı ve özlemle anıyorum. Rahmetli Gassan Seyfittinoğlu’ndan devraldığı bu değerli mirası bütün güçlüklere rağmen kararlılıkla yaşatan Sevgili İbrahim Seyfittinoğlu ve Selvi Günay’a, Yazı İşleri Müdürü Sayın Cemil Yıldız’a emekleri ve özverisi için teşekkür ediyor; Toplumcu Halk Gazetesi’nin nice yıllar boyunca Antakya’nın belleği, halkın özgür sesi ve gerçeğin yılmaz savunucusu olarak yayın yaşamını sürdürmesini diliyorum.

SON HABERLER