BAZEN YALNIZLIK DA LAZIM!

  Yalnızlık çoğu zaman olumsuz bir anlam taşır. İnsanlar yalnız kalmayı, terk edilmekle ya da değersizlikle eşleştirebilir. Oysa yalnızlık her zaman bir eksiklik değildir. Bazen insanın kendine dönebilmesi için gerekli olan sakin bir alandır. Yalnızlığı sevmek, kalabalıklardan vazgeçmek değil; kendi iç dünyanla barışabilmektir. Günlük hayatın koşuşturması içinde çoğu zaman kendimizi duyamayız. Sürekli bir şeylere yetişir, […]

 

Yalnızlık çoğu zaman olumsuz bir anlam taşır. İnsanlar yalnız kalmayı, terk edilmekle ya da değersizlikle eşleştirebilir. Oysa yalnızlık her zaman bir eksiklik değildir. Bazen insanın kendine dönebilmesi için gerekli olan sakin bir alandır. Yalnızlığı sevmek, kalabalıklardan vazgeçmek değil; kendi iç dünyanla barışabilmektir.

Günlük hayatın koşuşturması içinde çoğu zaman kendimizi duyamayız. Sürekli bir şeylere yetişir, birileriyle konuşur, birilerinin beklentilerini karşılamaya çalışırız. Yalnız kaldığımızda ise o dış sesler azalır ve iç sesimiz daha belirgin hale gelir. İşte bu anlar bazen huzursuz edici olabilir. Çünkü yalnızlık, bastırdığımız duyguları görünür kılar. Ancak tam da bu yüzden iyileştiricidir. İnsan kendini en çok sessizlikte tanır.

Yalnızlığı sevmek için önce onunla mücadele etmeyi bırakmak gerekir. Yalnız kalınca hemen telefonu eline almak, birini aramak ya da dikkati dağıtacak bir şey bulmak yerine o anın içinde kalabilmek önemlidir. Sessiz bir yürüyüş, bir fincan kahve eşliğinde düşünmek ya da sadece pencereden dışarı bakmak bile insanı kendine yaklaştırır. Amaç boşluğu doldurmak değil, o boşlukta ne olduğunu fark etmektir.

Zamanla kişi yalnızlıkta kendini daha net görmeye başlar. Nelerden hoşlandığını, nelerin onu yorduğunu, hangi konularda hassas olduğunu keşfeder. Bu farkındalık özgüveni artırır. Çünkü insan kendini tanıdıkça başkalarının onayına daha az ihtiyaç duyar. Yalnız kalabilen biri, ilişkilerde de daha dengeli olur. Bağlanır ama bağımlı olmaz; sever ama kendini kaybetmez.

Yalnızlık sevilmeye başladığında bir eksiklik değil, bir dinlenme alanı haline gelir. Sessizlik artık korkutucu değil, toparlayıcıdır. İnsan kendi iç dünyasında güvenli bir yer oluşturduğunda, dış dünyayla kurduğu bağlar da daha sağlıklı olur. Bu nedenle yalnızlığı sevmek, aslında kendinle kurduğun ilişkiyi güçlendirmektir.

 

Exit mobile version