Bazı şeyleri düzeltmişiz! Ama çokça da, aynıyız!

Bazı şeyleri düzeltmişiz! Ama çokça da, aynıyız!

Bin yıldan daha eski bir uygarlığın inşa ettiği Titus Tüneli içinde ilerlerken, esen rüzgarın fısıltısı içinde başka seslerin olduğunu duymanız içten bile değil… Peki, eldeki ‘dün’ ne durumda, biliyor muyuz?

Bir tarafınızda, düne dair acıların biriktiği Musa Dağı, diğer tarafta tüm heybetiyle Keldağ… Asi Nehri’nin Akdeniz’e döküldüğü toprakların ev sahipliğinde dünün Roma’sı adına UNESCO Dünya Mirası listesine girecek kadar önemli emanetleri saklayan Samandağ’dayız bir kez daha. Toplam 1380 metre uzunluğundaki Titus Tüneli’nde…
Burası için çokça haber yapanlardan biriyiz. Çünkü bize ait olanların sorumluluğunda duran ‘resmi’ kurumların işlerini nasıl yaptıklarının takibindeyiz. Her defasında sıraladığımız yanlışlardan kaçını ‘doğru’ yapmışız, aslında o takip biraz da bundan…
Bugün sadece Titus için gelmedik Samandağ’a! Tünel’e yaklaşık 100 metre uzaklıktaki ‘Beşikli’ kaya mezarları, haberimizin ikinci konusu. Peki, dünden bugüne sıraladığımız yanlışlarımız ne kadar düzelmiş, düzeltilmiş, biraz daha yakından bakalım mı? Tünel’in ilk girişinden sonuna kadar gidelim ve Beşikli ile noktalayalım mı?

-GİRİŞ DEĞİŞMİŞ-
Bu bölge için çalıştığı ifade edilen 3 kurum var. Samandağ Belediyesi, Samandağ Kaymakamlığı ve Doğaka. Ayhan Kara Vakfı ise, belli noktalarda çiçeklendirme ve yeşillendirme çalışmalarına gönüllü olarak destek vermiş. Yapılan her güzel şey için, her bir kurumun emeğine sağlık diyelim ve başlayalım…
Fark ettiğimiz ilk şey mi? Sorunların başlangıcında yer alan isim tabelalarının hepsi değişmiş. Yazım yanlışları da… Olması gereken yapılmış! Böylesi bir yere hak ettiği sunulmuş. Fark ettiğimiz bir diğer şey, size ‘hoşgeldin’ diyen yazıların eklendiği devasa boyuttaki taşlar… Eldeki tarihe dair bilgiler, bu taşların düzleştirilmiş bedenlerindeki cam levhalar üzerine yazılmış. Gayet şık, gayet okunaklı…
-KİMLER KULLANIYOR?-
Gelenlere keyif veren bu alanı geride bırakıp, Titus Tüneli’ne giriş için size 2 seçenek sunan yol ayrımına geliyorsunuz. Biri, sizi dar bir patikadan içeriye alan, hikayenin fısıldanmaya başlandığı yeri işaret ediyor. Dünün Roma’sının adım adım ilerlediği toprak zemine davet ediyor. Diğeri ise, tepeye uzanan bir alana… Hatta yol üzerinde sizi ahşap bir yapı bekliyor. Ama sizi hayal kırıklığına uğratan bir yapı. Yapılmış ama, ‘bakılmamış mı’ dedirten bir yapı. Bakılsa da, ‘hiç mi kontrol edilmiyor’ diye sordurtan bir yapı.
-İLK YOL MU?-
Biz, sizler için 2 yolu da denedik. Geçen seneden bu yana yapılan yeniliklerin yanı başındaki ‘yanlışlar’ ne kadar eksilmiş, onu fotoğrafladık. Evet, ilk yol, bir patika… Burada, dağın ikiye ayrılmış hali içindesiniz! Her iki yanınızda yükselen heybetin gölgesinde adım adım ilerliyorsunuz. Bizleri rahatsız eden düne ait şeyler mi? Aslında bugüne ait şeyler… Değişmemiş olanlar! Aradan geçen onca zamana ve yeni yapılan onca çalışmaya rağmen, duvarlara ekli sprey boyalı yazılar, işaretler, sözler, ne azalmış ne de silinmiş! Sorsak mı? Kirimizi, pasımızı ve utandıran bu halimizi ortadan kaldırmak için ‘niye’ hiçbir şey yapmadık, diye! Daha ne bekliyoruz, diye!

-İKİNCİ YOL MU?-
İlk yolu tercih etmeyip, sizi biraz daha yukarıya taşıyacak diğer yola yöneldiyseniz eğer, karşınıza ahşap bir yapı çıkacak. Tabelada, ‘Satış Standı’ yazıyor. Merak edip yakından bakmak istiyorsunuz. Gelenlere ‘bilet’ kesen görevlinin bize anlattığına göre, henüz açılmadı. Ne zaman açılacağı mı? Belli değil! Birkaç basamaktan oluşan merdivenleri adımlayıp kapısına yöneliyoruz. Kilitli değil. Ama kapıyı ‘kapalı’ tutmak için, kapı önüne büyükçe bir taş konulmuş! Taşı itip içeriye girdiğimizde gördüklerimiz, bu taşın birçoklarını da engelleyemediği yönünde! Çünkü burayı kullanan birileri olmuş. Hatta sıkça ve kolayca kullanılmış. Yerlere atılmış boş sigara kutuları var mesela… İçilmiş kola şişeleri… Ve bira kutuları… Ciddi emek ve para harcanarak yapılanın bu denli sahipsizliği kızdırmalı mı yoksa korkutmalı mı, bilemedik.
-VE, MERDİVEN!-
Bizleri bu Roma emanetinin insan yapısı tünelinde en mutlu eden kısım, tünelin çökmüş tabanına indirilen ‘demir’ merdiven oldu. Taş zemine inen bu basamaklar, gelen misafirleri de tünelin içine davet ediyor adeta. Aslında ‘büyük bir eksiklik giderilmiş’ demek doğru olacak. Çünkü hafta sonu haber gezimizde birçok ziyaretçi de bizlerle beraber tünel içinde ilerledi.
-HERŞEY YÖRESEL-
Yapılan çalışmalarla hayata geçen en keyifli noktalardan biri, yöre insanının sizi yol üzerinde mola aldırtan misafirperverlikleri. Ev yapımı reçeller, salamura zeytinler, özenle kurutulmuş baharatlar, hele ki nar ekşisi ve daha birçok şey… Her biri, tarihin yanına lezzeti de katmış. Kurumsal katkının yarattığı değişim mi? Bu kendi halindeki satış noktalarına, gayet şık ve doğayla gayet barışık ahşap kulübeler eklenmiş. Sizi karşılayan gülümseyen yüzlerin enerjisi o anlamda çok özel. Tavsiyemiz, kışın bu soğuk havasında bir bardak çay içmeden bu yöresel samimiyetin yanı başından geçip gitmeyin…


-BEŞİKLİ, SORUNLU-
Titus Tüneli’nden çıkıp, yaklaşık 100 metre mesafedeki Beşikli Mağarası’na ilerliyoruz bu defa. Yol üzerindeki tabelalar değişmiş. Temizler… Kelimeler yanlışsız… Beşikli’ye geldiğimizde, bizi, mezarlara inen ahşap merdivenler karşılıyor. Ama buradaki sorun, aynı. Mezarlara girişi engelleyen ahşap korkuluklar hala yok. Ama onların bir dönem orada olduklarını simgeleyen demir altlıklar ise duruyor. Yaşananlar mı? Gelen misafirler, çokça meraktan, tarihi çok eskilere giden bu mezarlar üzerinde geziniyor. Bu ise, istenmeyen görüntülerin devam etmesi demek! Dahası mı? Mezarların içinde sigara izmaritleri var, içilmiş kahvelerin plastik bardakları da ya da içilmiş suların kapakları da… Unutmadan… Titus Tüneli’ne ilerleyen yolda bizleri ara ara durduran sprey boyaların duvarlarda yarattığı terör Beşikli’de de sürüyor. Soralım mı, resmi kurumsal ilgi bu ‘sprey’ terörünü nasıl oluyor da engelleyemiyor diye?
Buraya dair bir diğer eksiklik ise, mezarlara inmeden önceki noktada yer alan bir bilgilendirme tabelası. Mezarları anlatan, tarihin detaylarına inen, İngilizce ve Türkçe içeriğe sahip, demir bir tabela… Kullanılmaz haldeydi, kaldırdık! Peki, yenisini neden hala eklemedik?
Sorularımız net, sorgumuz da, ama eldeki gerçeğin gülümseten ve keyif veren tarafları da… İstenen ve beklenen, tüm bu gülümseten ve keyif veren kısımların artarak sürmesi, eksilerek ilerlemesi değil! O yüzden de, verilecek cevaplar da, eldeki sorunlara bakışımız da gelecek haberi şekillendirecek asıl şeyler olacak. Bugünlük bu kadar… Tamer Yazar

(Visited 1 times, 1 visits today)