Bekarlık ve evlilik, yalnızca medeni durum değişikliği değildir; insanın kendisiyle, özgürlüğüyle, sorumluluklarıyla ve yakın ilişkileriyle kurduğu ilişkinin de farklılaşmasıdır. Bekarlık döneminde kişi daha çok kendi ihtiyaçlarını, hedeflerini ve yaşam biçimini merkeze alabilir. Evlilikte ise “ben”in yanına güçlü bir şekilde “biz” kavramı eklenir.
Bekarlık psikolojisinde özgürlük, bağımsızlık ve kendi kararlarını verme duygusu ön plandadır. Kişi zamanını, parasını, sosyal ilişkilerini ve yaşam düzenini daha fazla kendi tercihlerine göre şekillendirebilir. Ancak uzun süreli bekarlık bazı kişilerde yalnızlık, ait olamama veya “hayatımda bir şey eksik” düşüncesini de ortaya çıkarabilir. Bununla birlikte sağlıklı bir bekarlık, yalnız kalmak değil, yalnızken de kendisiyle iyi bir ilişki kurabilmek anlamına gelir.
Evlilik psikolojisinde ise yakınlık, bağlılık, güven, paylaşım ve birlikte yaşam becerileri önem kazanır. Eşler yalnızca birbirlerinin güzel taraflarıyla değil; farklılıkları, alışkanlıkları, beklentileri ve hassas noktalarıyla da karşılaşırlar. Bu nedenle evlilik, kişinin kendi psikolojik yapısını daha görünür hâle getirebilir.
Evlilikte en önemli değişimlerden biri, “Ben ne istiyorum?” sorusunun yanına “Bizim için ne iyi?” sorusunun gelmesidir. Fakat bu, kişinin kendi kimliğini kaybetmesi anlamına gelmemelidir. Sağlıklı evlilikte bireysellik ve birliktelik dengelenir. Eşler birbirlerine ait olmak yerine, birbirlerini seçmeye devam ederler.
Bekarlıkta kişi daha çok kendi kendini düzenlemeyi, evlilikte ise ilişkiyi birlikte düzenlemeyi öğrenir. Para, ev işleri, aileler, çocuklar, cinsellik, sosyal çevre, kişisel alan ve gelecek planları gibi konular ilişkinin psikolojik dayanıklılığını belirler.
Asıl mesele bekarlığın mı, evliliğin mi daha iyi olduğu değildir. İnsanın hangi yaşam biçiminde kendisiyle ve ilişkileriyle daha sağlıklı bir bağ kurabildiğidir. Sağlıklı bekarlık kişinin kendisini tamamlamak için bir eş aramamasıdır; sağlıklı evlilik ise eşini kendisini tamamlamak zorunda olan biri olarak görmemesidir.
Kısacası bekarlık kendinle yaşamayı, evlilik ise hem kendinle hem de başka biriyle yaşamayı öğrenme sürecidir. Her iki yaşam biçiminde de psikolojik olgunluk; yalnızlıktan kaçmamak, ilişkiden korkmamak, sınır koyabilmek, ihtiyaçlarını ifade edebilmek ve kendi sorumluluğunu taşıyabilmekle ilgilidir.