Bir Antakya-Defne Düşü

Bir Antakya-Defne Düşü

Dünyanın kadim kentlerinden biri olan Antakya; tarihi, doğası, medeniyeti, yemek kültürü, yaşam alanları ve birlikte yaşam pratikleri ile ülkemizin kültür ve turizm açısından en önemli şehirlerinden biridir. Bu yazıda, sun’i sınırlarla Antakya’dan ayrılmış olan Defne ilçesi Antakya ile birlikte ortak bir coğrafik alan olarak ele alınacaktır. Antakya’nın müzesi, Uzunçarşı’sı, Habib-i Neccar Camii, St. Pierre Kilisesi ile Harbiye Şelaleleri, su kemerleri, Şeyh Yusuf Türbesi ve St. Simon Manastırı birbirinden ayrı düşünülemez. Bu çalışmada bölgenin tarihi değerleri, kültürü tartışılacak ve kenti koruma konusunda kamucu bir yaklaşımla insanı ve çevreyi merkeze alan bir kent portresi çizme, düş kurma çalışması yapılacaktır.
Antakya uzun yıllardır şehir içinde yaşadığı keşmekeşliğin de etkisiyle düzensiz ve kuralsız bir köy görünümündedir. Köylerden kente göçlerin artması ve Suriye’den gelen mültecilerin etkisi ile kent merkezi kapasitesinin çok üstünde bir yük taşımak zorunda kalmıştır. Mevcut yollar artan araç trafiğini karşılayamaz duruma gelmiştir. Alternatif yolların yapılmaması ve toplu taşımacılığın ihtiyacı karşılamaktan uzak olması, engelliler, yayalar ve bisikletlilerin için ayrılmış yolların yeterli olmaması, kenti yaşanılamaz hale getirmiş ve kent kimliğinin gelişememesine neden olmuştur.

Antakya’nın kent girişi, havayolu veya karayoluyla gelen misafirler için ilk hayal kırıklığını yaşadıkları yer olmaktadır. Yol boyunca çalılar ile dolu bakımsız bahçeler, yıllardır yol kenarında duran bozuk araçlar, kepenkleri boyasız terk edilmiş dükkânlar ve özensiz eşya dizmiş işyerleri gelen insanların gözünde hoş olmayan görüntülere neden olmaktadır. Bu bahçelere bir standart getirilerek bakımlarının yapılması, kepenklerin boyanması, bozuk araçların anayollardan kaldırılması ve şehrin girişinin her iki yönden ağaçlandırılması gibi önlemler kolay çözümler gibi görünse de hala somut bir gelişme olmamıştır. Ayrıca eski İskenderun yolu Serinyol’dan itibaren asfaltlanarak mevcut anayol rahatlatılmalıdır.
Kavaslı’daki battıçıktı çevre esnafı ve mahalleliyi mağdur etmiştir. Bu kadar dar bir bölgede yapılan battıçıktı sadece o bölgedeki trafiği rahatlatmış ancak Osman Ötken Anadolu Lisesi ile şehir stadyumu arasında uzun araç kuyruklarına engel olamamıştır. Esasen eski MKÜ-Rektörlük kavşağındaki sıkışıklık, stadyum kavşağına taşınmıştır. Bu battıçıktı kapatılarak bir önceki kavşak olan Carrefour’un olduğu bölgeye yapılacak bir battıçıktı veya dönel kavşak ile hem Serinyol hem de Samandağ istikametinden gelen dolmuş güzergahı Asi Nehri tarafına yönlendirilebilir. Nehir üzerinde yapılacak bir köprü ile Küçükdalyan Mahallesi’nden nehre paralel açılacak yol, köy garajlarına kadar dolmuşların yeni güzergahı olmalıdır. Ücretsiz bir ring ile Carrefour-eski MKÜ Rektörlük arasında yolcu taşımacılığı yapılmalıdır.

Antakya ve Defne’de bisiklet yolu eksikliği bariz olarak hissedilmektedir. Yeni açılan yollar bisiklet yolu düşünülerek yapılmalıdır. Kuzeytepe-eski Honda kavşağından, Harbiye-Gümüşgöze kavşağına kadar uzanan çevreyolunun her iki tarafına güvenlik tedbirleri alınarak bisiklet yolu yapılmalıdır. Yeni yapılacak Uğur Mumcu-Çekmece ile 75. Yıl Caddesi arası mini çevre yoluna da bisiklet yolu yapılmalıdır.

Antakya Parkı şehir merkezinin nefes aldığı en önemli yerlerden biridir. Antakya Mezarlığı hariç şehir içindeki tek yeşil alan Antakya Parkı’dır. Maalesef bilgi, görgü ve eğitim düzeyi fark etmeksizin parkı ziyaret edenlerin çoğu özellikle kuruyemiş kabukları ve çöplerini rastgele yere atmaktadır. Aslında bu konuda kampanyalarla, eğitimle kolaylıkla bir duyarlılık ve farkındalık yaratılabilir ve halkımız bu yaklaşımları benimsemeye hazırdır. Eğitimler için şehirdeki ilan panoları kullanılmalı, sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapılmalı ve özellikle gençlerin desteği sağlanmalıdır. Zabıta ekipleri başta Antakya ve Defne-Hidro Parkları olmak üzere kamusal alanlarda uygulamayı denetlemeli, önleyici ve teşvik edici olmalı ancak gerektiğinde de (pek tasvip etmesem de) cezai işlem uygulamalıdır.
Dünya arkeoloji literatüründe adı Antakya Arkeoloji Müzesi olarak geçen, dünyanın ikinci büyük arkeoloji müzesi olan, çok değerli eserler barındıran müze, ucube bir kararla Hatay Arkeoloji Müzesi’ne çevrilmiş ve şehir merkezinin dışına taşınmıştır. Eski müzenin yeri, Vali konağı, İl Sağlık Müdürlüğü ve Erol Bilecik Endüstri Meslek Lisesi, Antakya Arkeoloji Müzesi’ne tahsis edilerek müzenin eski ruhu canlandırılmalıdır. Turist otobüsleri için park yeri olarak Lise bahçesinde uygun bir yer ayrılmalıdır.

Otogar şehrin girişinde geniş araziler bulunan Büyükdalyan Mahallesi’ne taşınmalı, şehir içi trafiği rahatlatmak için otogarın yeri ve civarlarındaki uygun bölgelerde Valilik, Vali konağı, Hatay Büyükşehir Belediyesi ve diğer devlet daireleri inşa edilmelidir. Büyükşehir’in merkezdeki binası yıkılarak önündeki tarihi bina görünür hale getirilmelidir. Valilik binası kent müzesi olarak kullanılmalı, bahçesinde bulunan binalar yıkılmalıdır.

Eski Antakya kentin tarihi dokusunun en çok hissedildiği bölgedir. Buraya yapılacak girişimler ile yurt dışında çalışan yüz binlerce insanımıza ve işsiz gencimize iş kapısı açılacaktır. Bu insanların da aile ve vatan hasreti son bulacak, insanca yaşayabilme koşullarına sahip olabileceklerdir. Kurtuluş Caddesi tarihte ilk ışıklandırılan cadde olarak bilinmektedir ve tarihi geçmişine uygun olarak aydınlatılmalıdır. Bu cadde kısa-orta vadede araç trafiğine kapatılmalı ve hızla caddeye çeki düzen verilmelidir. İşyerlerinin kepenkleri, duvarları kirli ve boyasızdır. Bir pazar günü belediye işyeri sahiplerine haber vererek kepenkleri yıkamalı, tarihi dokuya uygun olarak boyamalı, boş ve çirkin görünen işyerleri onarılmalıdır. Tabelalara bir standart getirilmeli, kapanmış işyerlerinin tabelaları sahiplerine haber verilerek kaldırılmalı ve görüntü kirliliğine son verilmelidir. Aynı durum Saray Caddesine kadar uzanan inen ve çıkan iki cadde için de geçerlidir. Burası da orta-uzun vadede araç trafiğine kapatılmalı ve şehir estetiği açısından gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

Eski Antakya denilen bu bölgede yaklaşık 25.000 insan, 4000 kadar hanede yaşamaktadır. Bu bölge bir yandan köprübaşından başlayıp dağa doğru Kurtuluş Caddesi’nin üst bölgesi dahil olmak üzere dağın eteklerindeki İzmir Caddesi’ne kadar uzanmaktadır. Diğer yandan Askeri Garnizon’dan Orhanlı (Dörtayak) Mahallesi’nde Ataker Ortaokulu’na kadar dağ mahallelerini kapsamaktadır. Buradaki tarihi evler hariç tüm evler kamulaştırılarak yıkılmalı, kimseyi evsiz bırakmadan ve barınma hakkı korunarak istedikleri bölgelere taşınmaları sağlanmalıdır. Rantiyeciliğe yol açmadan bu hak sahiplerine en az evlerinin değerinde olan bir konut verilmelidir. Finansmanı Avrupa Birliği veya Turizm Bakanlığı’ndan kredi ve hibe programlarıyla sağlanabilir. Belki de birkaç battıçıktı parasıyla karşılanabilecek bir maliyetle bu kamulaştırma yapılabilir. Bu bölge açık hava müzesine çevrilmeli, gerekli arkeolojik kazılar yapılmalı, tarihi doku gün yüzüne çıkarılarak yerinde sergilenmelidir. Eski Antakya evleri restore edilerek korunmalıdır. Kurtuluş Caddesi araç trafiğine kapatılmalı, Askeri Garnizon’un yanından dağa doğru çıkan yol, eski Doğumevi’ne doğru yönlendirilmeli ve tarihi doku korunarak Kurtuluş Caddesi’ne paralel bir cadde ile Ataker Ortaokulu’na kadar uzanmalıdır.

Eski otogar civarındaki bölgede bulunan sebze hali şehir dışına taşınmalı, İş Bankası’ndan Kurtuluş Caddesi’ne kadar olan bölge, diğer yandan dörtyol kavşağından balıkçıların önünden Ataker Ortaokulu’na kadar uzanan bölge kamulaştırılarak, tarihi yapılar hariç yıkılmalıdır. Bu bölge kent meydanı olarak planlanmalı, kenarlarında küçük, orta boy büfeler yapılmalıdır. Antakya’nın doğal lezzetleri, zeytinyağı, peyniri, nar ekşisi, sabunu, el işlemeleri, ipeği ve diğer yöresel ürünleri sergilenmelidir. Buradaki büfeler işyerleri yıkılan kişilere dükkanı karşılığında verilmeli, kimse mağdur edilmemeli, işyerleri sanayiye taşıyacak esnafa destek olunmalıdır. Bu alanda gençlerin çeşitli sporları yapabileceği alanlar ile çocuk oyun alanları yapılmalı ve kentin ruhuna uygun olarak barış, hoşgörü ve kardeşliğini simgeleyen bir heykel dikilmelidir.

Mevcut durumda biri Antakya Kapalı Spor Salonu, öteki Atatürk Caddesi, diğeri de Palladium olmak üzere üç kapalı otopark bulunmaktadır. Stadyum yanındaki Gençlik ve Spor Müdürlüğü binası ile Valilik civarına iki kapalı otopark yapılarak şehir merkezine araç geçişi yasaklanmalıdır. Bu otoparklar tarihi kenti korumak adına ücretsiz kullanılmalıdır. Stadyum- Vali Göbeği- Köprübaşı- İnönü Caddesi (Ata Koleji önü Asi Nehri kenarı)- Maksim- Askeri Garnizon- Kurtuluş Caddesi- Ataker Ortaokulu- Balıkçılar ve tekrar Stadyum istikametinde, hızı düşük olan hafif raylı sistem kurulmalıdır. Kentli tercihen ücretsiz olarak veya kent kültürü oluşuncaya kadar gereksiz kullanımı engellemek için sembolik bir ücretle taşınmalıdır. Kullanılacak bu hafif raylı sistemle kent merkezindeki en uzak mesafenin duraklara uzaklığı 300 metre kadar olacaktır. Esnafa hizmet sunacak toptancılar veya araçlar sabah belli bir saate kadar giriş-çıkış yapabilecektir. Belirtilen bu bölgelerde yol kenarına hiçbir araç park edemeyecek, görüntü kirliliği oluşturmayacak ve ücretsiz otoparkları tercih etmeleri sağlanacaktır. Stadyum tarafından gelen araçlar Vali Göbeği’nde ister Fatih Caddesi’nden Öğretmenevi’ne, isterse Atatürk Caddesi’nden Cumhuriyet Alanı (Köprübaşı)’na doğru gidecek, köprübaşı araç trafiğine kapatılacağından Öğretmenevi’ne doğru yönlendirilecektir. Armutlu tarafından Antakya Kapalı Spor Salonu önünden tek yön olarak gelen araçlar Vali Konağı’nın karşısından, Erol Bilecik Endüstri Meslek Lisesi arka kısmından geçerek tek yön olarak Kültür Merkezi’ne doğru yöneleceklerdir. Aynı güzergah hiç bekleme yapmadan Çekmece dolmuşları için de geçerli olacaktır. Yolun durumuna göre belki de daha sonra Samandağ yönünden gelen araçlar da aynı güzergahı kullanacaktır. Sümerler Mahallesi tarafından gelen araçlar Maksim’in önünden tek yön olarak İnönü Caddesi’ne (Ata Koleji önü-Asi Nehri kenarı) doğru yönelecek, oradan Köprübaşı-Sultan Sofrası’nı takip ederek eski YKM binasının karşısına denk gelecek yerde genişletilecek mevcut köprü üzerinden geçerek Atatürk Caddesi’ne doğru geçiş yapacak ve bu bölgeden Vali Göbeği’ne kadar olan kısım çift yön olarak kullanılacaktır.

Stadyum ve Antakya Kapalı Spor Salonu mevcut hali ile yeniden düzenlenip, gençler ve çocuklar için spor alanı olarak kullanılması gerekir. Buralar şehrin nefes alması gereken, gençlerin kötü alışkanlıklar edinmemesi için gerekli çok değerli alanlardır. Asi Nehri’nin temizlenmesi için bir proje açıklandığından dolayı bu konuya tekrar değinilmeyecektir.

Defne bölgesinde yapılması planlanan sanayi sitesi iptal edilerek, burası kent ormanı olarak düzenlenmelidir. Bu bölgede piknik alanları, gençlik merkezleri, çocuk kültür-eğitim merkezleri gibi kamunun kullanacağı alanlar oluşturulabilir.
Harbiye doğası ve kültürel zenginlikleri ile yörenin en önemli yaşam alanlarından biridir. Harbiye Şelaleleri’nin eski muhteşem görüntülerine kavuşması için su kaynağının güçlendirilmesi çalışmaları yapılmalıdır. Şelale kısmına motorlu araç giriş yasaklanmalı, yaşlı ve engelliler için mekanize bir sistem düşünülmelidir. Boğaziçi Oteli’nden Hidro Parkına kadar vadiye bakan kısım, hak sahipleri mağdur edilmeden yeşil alana çevrilerek seyir terası haline getirilmelidir. Buradaki esnaflara karşı taraflarda uygun yerler gösterilmeli, taşınmalarına destek olunmalı, yeni yapılan işyerlerine geçmeleri cazip hale getirilmelidir. Boğaziçi Oteli’nden sonraki dar kısım otel sahipleriyle anlaşılarak genişletilmelidir.

Şeyh Yusuf Türbesi güzelleştirilerek kentin gezi programına dahil edilmelidir. Civarında olabilecek tarihi yapılar araştırılarak su yüzüne çıkartılmalıdır. Gelen turistler Havra’yı, Kilise’yi, Cami’yi ziyaret etmekte, kentin ana unsurlarından Alevilerin kutsal yerleri olan Ziyaret’lere gidememektedir. Bu konu ile ilgili turizm şirketlerinde bir farkındalık oluşturulmalıdır. Civardaki su kemerlerinin tanıtımı yapılmalı, misafirlerin ve yöre halkının gezmesi sağlanmalıdır.

St. Simon Manastırı bölgenin pek bilinmeyen en önemli kültürel hazinelerinden biridir. St. Simon burada bir taşın üzerinde inzivaya çekilmiş, Hıristiyanlar için önemli şahsiyetlerden biridir. O bölgede insanların doğayla birlikte uyumlu yaşayabileceği, doğal yapıyı bozmayan alanlar yapılırsa gelen misafirlerin ziyaret edebileceği bir yer olabilir.

Nehirler bir kentin en değerli simgelerinden biridir. Avrupa’da çoğu önemli kentin ortasından şehri simgeleyen nehirler geçer. Asi Nehri de bu kentin en önemli simgelerindendir. Asi Nehri temizlenerek Sümerler Mahallesi’nden Sinanlı’ya kadar belki de Akdeniz’e döküldüğü yere kadar, nehir boyunca hafif raylı gezi treni yapılabilir. Uzmanlar tarafından incelendiğinde doğayı bozacak herhangi bir unsura rastlanırsa bundan vazgeçilebilir. Defne’nin yeşillikleri arasından süzülerek akan Asi’nin görüntüsü hiçbir şeye değişilemeyecek bir güzellik oluşturmaktadır. Ayrıca bu bir yürüyüş yoluna da çevrilebilir. Aynı proje tersinden Küçükdalyan’dan başlayıp Asi’nin Türkiye’yi terk ettiği bölgeye kadar yapılabilir.

Çok kısa olarak Uğur Mumcu Alanı’ndan bahsetmemek olmaz. Bir tarihi değerin en güzel sergi alanı kendi bulunduğu yerdir. Keşke burada bulunan eserler koruma altına alınarak sergilenseydi. Ufak bir merdivenle ulaşıp gezdiğimiz bu güzellikler, mağdur olan esnafın derdine bir miktar merhem olabilirdi. Her yıl binlerce ziyaretçi bu bölgeyi gezmeye gelse, bölge insanına önemli katkılar sağlayabilirdi.

Bir kentin kültürünün oluşması yüzyıllar süren bir birikimin sonucudur. Antakya-Defne bu kültürü kısmen oluşturmuş, ender kentlerimizdir. Bu düş henüz tam resmedilememiştir. Herkesin yaşadığı kente dair çeşitli düşleri vardır. Benim de bu düşlerimin eksiği, fazlası, hatta yanlışı olabilir. İsteyen bu düşe katkıda bulunabilir, eleştirebilir. Ama düş kurması koşulu ile…

(Visited 1 times, 1 visits today)