Bir şehrin hafızası yalnızca insanların hatıralarında yaşamaz. Bazen bir meydanda, bazen eski bir sokakta, bazen de yıllardır aynı yerde duran bir binanın duvarlarında saklıdır. Antakya’nın kalbinde bulunan tarihî Hatay Valiliği binası da bu hafızanın en önemli tanıklarından biri.
6 Şubat 2023 depremlerinde ağır hasar alarak kullanılamaz hâle gelen ve geçtiğimiz günlerde yeniden hizmete alınan tarihî Hatay Valiliği binası, bugün yalnızca yeniden inşa edilmiş bir kamu yapısı olarak değerlendirilmemeli. Çünkü bu bina, Hatay’ın geçmişine tanıklık etmiş, önemli tarihî kararların alındığı ve kentin kimliğinde yer edinmiş bir yapı. Yeniden ayağa kaldırılması ise Hatay’ın geleceğine dair umut veren gelişmelerden biri.
1927 yılında yapımına başlanan ve 1928 yılında tamamlanan tarihî bina, Hatay Devleti döneminde Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Millet Meclisi gibi devlet kurumlarına ev sahipliği yaptı. Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma sürecinin önemli aşamalarına tanıklık eden yapı, 29 Haziran 1939 tarihinde Hatay Devleti Millet Meclisinde Türkiye’ye katılma kararının alındığı yer olarak da tarihteki yerini aldı.
Bu yönüyle Hatay Valiliği binası, sıradan bir idari yapı olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. Hatay’ın siyasi geçmişini, devlet geleneğini ve toplumsal hafızasını temsil eden yapı, yıllar boyunca Antakya’nın merkezinde kentin simgelerinden biri olarak varlığını sürdürdü.
Ancak 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, Hatay’ın yalnızca yaşam alanlarını değil, tarihî ve kültürel mirasını da derinden etkiledi. Binlerce yapının zarar gördüğü, sokakların ve mahallelerin değiştiği büyük felakette tarihî Hatay Valiliği binası da ağır hasar aldı. 20 Şubat’ta meydana gelen Defne merkezli depremde yapının bir bölümünün daha çökmesiyle bina kullanılamaz hâle geldi.

Bir zamanlar Hatay’ın yönetim merkezine ev sahipliği yapan, kentin yakın tarihindeki önemli gelişmelere tanıklık eden bu yapı, depremle birlikte şehrin ağır kayıplarından birinin simgelerinden biri hâline geldi. Antakya’nın merkezinde yükselen tarihî binanın yeniden ayağa kaldırılması da bu nedenle yalnızca bir inşaat çalışması değildi.
Bir binanın yeniden inşasından daha fazlası
Depremin ardından tarihî valilik binasının yeniden ayağa kaldırılması için çalışmalar başlatıldı. Bu süreçte yalnızca yeni bir bina inşa edilmesi değil, yapının tarihî kimliğinin ve mimari özelliklerinin korunması da önem taşıdı. Enkaz alanındaki tarihî taşlar ve özgün yapı elemanları ayrıştırılarak koruma altına alındı. Ardından yeniden inşa çalışmaları yürütüldü.
Geçtiğimiz günlerde yeniden hizmete alınan tarihî Hatay Valiliği binası, böylece Antakya’nın merkezindeki yerini yeniden aldı. Elbette yeniden inşa edilen hiçbir yapı, bir şehrin depremde kaybettiği bütün değerleri geri getiremez. Ancak tarihî kimliği olan bir yapının yeniden ayağa kaldırılması, geçmişle bağın korunması ve kentin hafızasının gelecek kuşaklara aktarılması bakımından önemli bir kazanım.
Çünkü Hatay’da yeniden inşa edilen her yapı, yalnızca beton, taş ve demirden ibaret değil. Depremden sonra evini, iş yerini, mahallesini ve yıllardır alıştığı şehir düzenini kaybeden insanlar için yeniden yapılan her alan, kentin geleceğine ilişkin beklentilerin de bir parçası.
Tarihî valilik binasının yeniden hizmete alınması da bu açıdan ayrı bir anlam taşıyor. Burası, Hatay’ın geçmişine tanıklık etmiş, önemli kararların alındığı ve kuşaklar boyunca kent hafızasında yer edinmiş bir yapı. Yeniden ayağa kaldırılması, Hatay’ın tarihî kimliğinin deprem sonrasında da yaşatılabileceğini gösteren somut örneklerden biri.

Hatay’ın geleceğine umut olacak bir yapı
Bir şehri şehir yapan yalnızca binaları değildir. Sokakları, meydanları, tarihî yapıları, ortak hatıraları ve insanların o şehirle kurduğu bağdır. Bu bağın korunması, deprem sonrasında yeniden inşa edilen Hatay’ın geleceği açısından büyük önem taşıyor.
Hatay’ın yeniden ayağa kalkması uzun soluklu bir süreç. Konutlardan iş yerlerine, eğitim kurumlarından sağlık tesislerine, altyapıdan tarihî yapılara kadar pek çok alanda çalışmalar sürüyor. Bu mücadelenin yalnızca fiziksel yapılaşmayla sınırlı kalmaması, kentin sosyal ve kültürel kimliğinin de korunması gerekiyor.
Antakya’nın kalbinde yeniden yükselen tarihî valilik binası, geçmişle geleceği buluşturan bu anlayışın önemli örneklerinden biri. Elbette Hataylıların beklentisi yalnızca tarihî yapıların yeniden inşa edilmesi değil; güvenli konutlara kavuşmak, ekonomik ve sosyal hayatın güçlenmesi, çarşıların, sokakların ve mahallelerin yeniden canlanması. Ancak bütün bu mücadelenin içerisinde tarihî bir yapının yeniden kazanılması da ayrı bir anlam taşıyor.
Çünkü geçmişini koruyabilen bir şehir, geleceğini de daha güçlü bir hafıza üzerine inşa edebilir. Tarihî Hatay Valiliği binasının yeniden hizmete alınması, bu açıdan yalnızca bugüne değil, gelecek kuşaklara da bırakılan bir değer olarak görülmeli.

Bu çalışmanın hayata geçirilmesinde emeği bulunan tüm kurumlara, teknik ekiplere, çalışanlara ve katkı sunan herkese teşekkür etmek gerekiyor. Özellikle tarihî kimliğiyle Hatay için ayrı bir anlam taşıyan bu yapının yeniden ayağa kaldırılması sürecinde sorumluluk üstlenen Hatay Valisi Sayın Mustafa Masatlı’ya ve emeği geçen herkese teşekkür etmek isterim.
Hatay’ın kalbinde yeniden hayat bulan bu yapı, geçmişin izlerini geleceğe taşımaya devam edecek. Dileğimiz, tarihî valilik binasının yalnızca bir kamu hizmet binası olarak değil, Hatay’ın yeniden ayağa kalkma iradesinin, dayanışmasının ve umudunun da simgelerinden biri olarak yaşamasıdır.

Çünkü Hatay’ın yeniden inşası, yalnızca kaybettiklerini yeniden yapmakla değil, geçmişinden aldığı güçle geleceğini kurabilmekle mümkün olacaktır.