Bir mülteci hikâyesi var ama…

Bir mülteci hikâyesi var ama…

İçinde Hatay Yok!

Tarihler 29 Nisan 2011’i gösterirken… Suriye’den gelen 252 kişilik ilk sığınmacı kafilesi, Hatay’ın Yayladağı sınırında tel örgüyü aşarak Türkiye’ye girdi! Suriye’den akan milyonların adresinde duran Türkiye, bugün bu hikâyenin, çok daha fazlasının acısında önemli bir projeye ev sahipliği yapıyor. Gaziantep’te başlayıp, Adana, Tarsus, Mersin, Bozkır (Konya), Antalya, Pamukkale, Denizli, Selçuk, Urla ve İzmir’in ardından Çeşme’de son bulacak, minik bir Suriyeli mültecinin adımlarına…

Küçük Amal adındaki, 9 yaşında Suriyeli bir mülteci kız çocuğunu simgeleyen 3,5 metre boyundaki bir kuklanın, Türkiye-Suriye sınırından Birleşik Krallık’a uzanan, 4 ay sürecek yolculuğunu anlatan The Walk–Yürüyüş Projesi, Amal’ın 27 Temmuz’da Gaziantep’te atacağı ilk adımla başlıyor.
The Walk–Yürüyüş Projesi’nin Türkiye rotası, çevrimiçi gerçekleştirilen bir basın toplantısı ile duyuruldu. Basın toplantısına konuşmacı olarak; The Walk Sanat Direktörü Amir Nizar Zuabi, projenin Türkiye yapımcıları olan İstanbul Kültür Sanat Vakfı adına İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak ve Kültür Yöneticisi Recep Tuna, projenin Türkiye’deki ortaklarından olan Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak ile projenin Türkiye elçileri Bergüzar Korel ve Halit Ergenç katıldı. Basın toplantısında, Küçük Amal’ın 27 Temmuz-8 Ağustos tarihleri arasında Türkiye’de katılacağı etkinlik programı ve proje ortakları tanıtıldı.
-HANGİ İLLER?-
Küçük Amal’in 2 haftalık Türkiye yolculuğu, Gaziantep’te başlayıp; Adana, Tarsus, Mersin, Bozkır (Konya), Antalya, Pamukkale, Denizli, Selçuk, Urla ve İzmir’in ardından Çeşme’de son bulacak. Küçük Amal, yol boyunca pek çok proje ortağı kurum, sanatçı ve sivil toplum kuruluşları tarafından gerçekleştirilecek farklı kültür ve sanat etkinlikleriyle karşılanacak.
Yapımcılığını; Stephen Daldry, David Lan, Tracey Seaward ve Naomi Webb’in üstlendiği The Walk-Yürüyüş, Birleşik Krallık merkezli tiyatro topluluğu Good Chance Tiyatrosu ile dünyanın önde gelen kukla topluluklarından, War Horse-Savaş Atı’nın yaratıcıları Handspring Kukla Kumpanyası işbirliğinde gerçekleştiriliyor. Gezici Sanat ve Umut Festivali olarak anılan The Walk–Yürüyüş’ün sanat direktörlüğünü ise Amir Nizar Zuabi üstleniyor. Zuabi, aynı zamanda The Good Chance’in de sanat direktörlüğünü yürütüyor.
-HİKAYESİ-
Küçük Amal, annesini bulmak üzere çıktığı yolculukta, 27 Temmuz- 3 Kasım tarihleri arasında 8 ülke sınırını geçerek 8.000 km yol kat edecek. Amal’in Türkiye’de başlayacak yolculuğu, sırasıyla Yunanistan, İtalya, Fransa, İsviçre, Almanya, Belçika’nın ardından Birleşik Krallık’ta son bulacak.
Ailelerinden ayrılarak yerinden edilmiş milyonlarca mülteci çocuğun bir simgesi olan Küçük Amal, ziyaret edeceği her köy, kasaba ve kentte, sanatçılar ve sivil toplum kuruluşları tarafından halka açık kültür-sanat etkinlikleriyle karşılanacak.
-ULUSLARARASI-
Bugüne kadar gerçekleştirilmiş en iddialı kamusal sanat etkinliklerinden biri olacak The Walk-Yürüyüş, 250’nin üzerinde uluslararası proje ortağının desteğiyle hayata geçiriliyor. Proje ortakları arasında; Uluslararası Manchester Festivali, National Theatre, Shakespeare’s Globe, Royal Opera House, Sadler’s Wells, Southbank Center, Piccolo Teatro di Milano, MAXXI Müzesi, BOZAR Güzel Sanatlar Merkezi, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ve Beşiktaş Kültür Merkezi (BKM) gibi kültür kurumları yer alıyor.
The Walk – Yürüyüş ekibi tarafından, yerel proje ortaklarıyla işbirliği içinde, bu projeye özel tasarlanan tüm etkinlikler halka açık, ücretsiz ve büyük çoğunluğu açık havada, erişilebilir alanlarda olacak. İzleyiciler, Küçük Amal’ın yolculuğunu, çevrimiçi ve sosyal medya hesapları üzerinden de takip edebilecek ve kendi bölgelerinde gerçekleşecek yerel etkinliklere katılabilecekler.
-EKİPTEN İKİSİ-
3,5 metre boyundaki Küçük Amal, Adrian Kohler ve Basil Jones tarafından, 1981’de Cape Town, Güney Afrika’da kurulan Handspring Kukla Kumpanyası tarafından tasarlandı. Ayaklık üzerinde yürüyen ve aynı zamanda kuklanın yüzüne hayat veren bir kukla sanatçısı ile her bir kolda birer kukla sanatçısı olmak üzere, üç kukla sanatçısı Küçük Amal’a hayat verecek. 4 aylık yolculuğu boyunca, 10 kişilik bir kukla ekibi Amal’e eşlik edecek. Bunlardan ikisi, güzergâh üzerinde daha önce yolculuk yapmış, mülteci geçmişi olan kişiler.
-PROJE ELÇİLERİ-
Projeye; Gillian Anderson, Chiewetel Ejiofor, Anish Kapoor, Jude Law, Gary Lineker, Philippe Sands ve Anoushka Shankar gibi dünyaca tanınan sanatçı, sporcu ve akademisyenlerin de yer aldığı pek çok isim destek veriyor. The Walk- Yürüyüş’ün Türkiye elçileri ise Bergüzar Korel ve Halit Ergenç oldu.
-ELEŞTİRİ-
Suriye merkezli başlayan bir projenin anlatılan hikâyesi içinde neden Hatay olmadığına dair konuşanlar ve bu konuda eleştirilerini paylaşanlar, 2011’e geri dönülüp de her şeyin başladığı o günün hatırlanması gerektiğinin altını çiziyor.
Bilindiği gibi her şey, 29 Nisan 2011’de başladı! O gün, Suriye’den gelen 252 kişilik ilk sığınmacı kafilesi, Hatay’ın Yayladağı sınırında tel örgüyü aşarak Türkiye’ye girdi!
Tam da bu noktada duranların söylemleri, Antakya Gazetesi ile paylaşımları şöyle:
H.J. >> Projeyi uzun bir süredir takip ediyorum. Gaziantep de olsun, ama o rota üzerinde Hatay da olsun. Zaten her şey Hatay üzerinden başlamadı mı? Yüz binlerin mücadelesi, yine bu topraklarda sürmüyor mu? O halde; Adana, Tarsus, Mersin, Bozkır (Konya), Antalya, Pamukkale, Denizli, Selçuk, Urla, İzmir ve Çeşme diye sıralanan listede Hatay niye yok, bunu sorguluyorum! Bence ciddi bir eksiklik. Hatay coğrafyasının bu anlamdaki paylaşımı adına da haksızlık.
G.M. >> Mültecilerin dünya üzerinde, sanıyorum en iyi ağırlandıkları ülkelerden biri, Türkiye! Tabi ki yaşadıkları dramda adalet yok, hatta insani hiç bir şey de yok ama… Türkiye, iyi bir ev sahibi oldu hep. Hatay da bu ev sahipliğinin önemli bir parçası ve bence, bu projenin de içinde olmalıydı. Hatay’ı görememek üzdü beni. Nasıl oldu da liste dışında kaldık, bilmiyorum. Bence bunu, bu kenti dışarıya anlatma konusunda hep çok başarılı olanlara sormak lazım!
U.L. >> “Sermayeden yemek” diye bir kavram var! Biz, tam olarak bunu yapıyoruz. Bir şey yapmasak da, insanlar bizi değil, ama bu coğrafyalarda yaşanmış olanları emin olun bizlerden daha iyi biliyor, özümsüyor. Rahatlığımız da bundan mı? Kendimizi, diğerlerine anlatma konusundaki sıkıntımız bundan mı? Bundan değilse de neyden? Amal, büyük bir hikâye ve uluslararası basının da, mülteci konusundaki duyarlı her ülke kamuoyunun da yakından izleyeceği bir çalışma. “İçinde neden yokuz” diye ben soruyorum da, bu kentin, kendisini dışarıya anlatmasından sorumlu olanlar da soruyor mu aynı soruyu?
Y.O. >> Suriyeli bir mültecinin Türkiye’den başlayan hikâyesi, o hikâyenin, daha iyi bir yaşam uğruna sınır tellerini aştığı Hatay’ı niye teğet geçer? Hatay olmasa da projeyi her adımda takip edeceğim. Yine de, yaşadığım kent için bence bu ciddi ciddi bir haksızlık. Proje sahiplerini de bu anlamda kınıyorum.
Tamer Yazar

(Visited 1 times, 1 visits today)