Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Mehmet Karasu

Bir Ödülden Daha Fazlası Altın Defne Genç Şiir Ödülü

 

 

Bazı ödüller bir törenle başlar, bir plaketin sahibine verilmesiyle sona erer. Bazıları ise yıllar içinde bir anıya, bir vefaya, kuşaktan kuşağa aktarılan güzel bir emanete dönüşür. Altın Defne Genç Şiir Ödülü, bizim için böyle bir anlam taşıyor.

Aalen Antakya Kültür Derneği olarak 2015 yılında, kentimizin kültürüne, sanatına ve edebiyatına katkı sunmuş Hataylı değerleri onurlandırmak amacıyla  “Altın Defne Edebiyat Ödülü”nü vermeye başladık. İlk ödülümüzü İskenderun doğumlu yayıncı, şair ve yazar Enver Ercan’a verdik. O günlerde hastaydı, morale ihtiyacı vardı. Geniş katılımlı bir törenle kendisini doğduğu topraklarda onurlandırmak istedik.

Enver Ercan ödülünü alırken çok duygulandı. O mutluluğu yalnızca kendisine saklamak istemedi ve törende hepimizi heyecanlandıran bir açıklama yaptı: Yaşadığı sürece sponsorluğunu üstleneceği “Altın Defne Genç Şiir Ödülü”nü başlattığını söyledi. Amacı gençleri desteklemek, şiir yazmaya özendirmek ve edebiyat dünyasına yeni sesler kazandırmaktı.

İlk ödülün sponsorluğunu yaptı. Ne yazık ki ikincisine ömrü yetmedi. Enver Ercan’ı kaybettik. Ancak onun başlattığı bu güzel girişimin sona ermesine gönlümüz razı olmadı. Aalen Antakya Kültür Derneği olarak ödülü sürdürdük. Böylece Altın Defne, zamanla yalnızca gençlere verilen bir şiir ödülü değil, aynı zamanda Enver Ercan’ın anısını yaşatan bir vefa ödülüne dönüştü.

Yıllar içinde Petek Sinem Dulun, Dolunay Aker, Emrullah Alp, Hakan Unutmaz gibi genç şairlerimiz Altın Defne ile buluştu. Her ödül töreninde yeni bir şairin heyecanını paylaşırken Enver Ercan’ı da sevgi ve özlemle andık.

Geçtiğimiz günlerde ödülün sekizincisini Samandağ Kitap Fuarı’nda Deniz Mahabad’a takdim ettik. Mahabad, “İnsanın Nesebidir Yarası” adlı şiir dosyasıyla 2025 Altın Defne Genç Şiir Ödülü’ne değer görülmüştü. Geniş bir kitapsever topluluğunun katıldığı törende şiirler okundu; Türkçe ve Arapça dizeler birbirine karıştı. Türkçe, Ermenice, Arapça ve Kürtçe şarkılar söylendi.

O an düşündüm: İşte Antakya buydu.

Farklı dillerin, kültürlerin ve inançların yüzyıllardır yan yana yaşadığı kadim kentimizin ruhu, Samandağ’da yeniden canlanmıştı. Bir dil diğerini susturmuyor, bir şarkı ötekini dışlamıyordu. Hepsi aynı gökyüzünün altında insanın acısına, sevincine ve umuduna ses veriyordu.

Deniz Mahabad ödül konuşmasında şiirin yalnızca estetik bir uğraş olmadığını; emeğin nasırlı ellerinden, annelerin sessiz bekleyişlerinden, çocukların yarım kalan gülüşlerinden, göçlerden, yoksulluktan, umuttan ve direnişten beslendiğini söyledi. “Şiir, özgürlüğün nefesidir.” sözü ise törende belleğime kazınan cümlelerden biri oldu.

Mahabad’ın ödülünü savaşların yükünü taşımak zorunda bırakılan çocuklara adaması, gecenin anlamını daha da büyüttü. Çünkü savaşları çocuklar başlatmıyor, sınırları onlar çizmiyor; ama evlerini, okullarını, sevdiklerini ve kimi zaman çocukluklarını onlar kaybediyor.

 

Deniz Mahabad ödülünü alırken yıllar önce Enver Ercan’ın o ilk törende söylediklerini düşündüm. İçimden ona seslendim:

Sevgili Enver, bıraktığın emanet yaşıyor.

Sen aramızda değilsin ama gençler şiir yazmayı sürdürüyor. Her yıl bir genç şair Altın Defne’yi ellerine aldığında senin adın da o salonda sessizce dolaşıyor. Belki gerçek ölümsüzlük de budur: Kendinden sonra gelecek insanların yoluna küçücük de olsa bir ışık bırakabilmek.

6 Şubat depremleri Antakya’yı çok ağır yaraladı. Evlerimizi, sokaklarımızı, dostlarımızı ve anılarımızın mekânlarını kaybettik. Fakat sözümüzü, şiirimizi ve umudumuzu kaybetmemeliyiz. Çünkü Antakya yalnızca binaları yeniden yapılarak ayağa kalkmayacak; edebiyatıyla, müziğiyle, şiiriyle, farklı dilleri ve birlikte yaşama kültürüyle de yeniden kurulacak.

Altın Defne Genç Şiir Ödülü sekizinci kez sahibini buldu. Bir genç şair daha yüreklendirildi, Enver Ercan bir kez daha anıldı ve yaralı Antakya’nın toprağında şiirin sesi yeniden yükseldi.

Defne ağacı nasıl dört mevsim yeşil kalıyorsa, biz de şiirin dalında umudu yeşil tutmaya devam edeceğiz.

Çünkü bazı ödüller sahibini bulduğunda sona ermez.

Asıl yolculukları o zaman başlar.

 

 

SON HABERLER