Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Hürol Yaşar
Hürol Yaşar

Bir Şehrin İki Kere Yıkılışı: Deprem Sonrası Antakya’da Hafıza, Rant ve Mekânsal Yabancılaşma

6 Şubat 2023 depremleri, Antakya’yı yerle bir ettiğinde sadece binalar çökmedi; binlerce yıldır farklı inançların, dillerin ve kültürlerin bir arada barış içinde yaşadığı o kadim “kentsel hafıza” ve toplumsal doku da ağır bir darbe aldı. Öyle ki felaketin üzerinden geçen zamanda yaşananlar, Antakyalılar için acının ve yıkımın yalnızca doğa olayıyla sınırlı kalmadığını gösterdi. Kent; alelacele alınan kararlar, tepeden inme imar politikaları ve toplumsal katılımın reddedildiği bir inşa sürecinde ikinci bir yıkımla yüzleşmek zorunda kaldı.

Depremin hemen ardından başlayan kontrolsüz enkaz kaldırma çalışmaları, şehrin tarihi ve kültürel katmanlarına telafisi imkânsız zararlar verdi. Tescilli tarihi binaların molozları dahi hassasiyetle ayıklanması gerekirken ağır iş makineleriyle yerle bir edildi. Şehrin kimliğini oluşturan dar sokaklar, taş evler ve avlular adeta dümdüz edildi. Bu durum, sadece bir imar hatası değil; kentin mekânsal belleğini, yani Antakyalıların geçmişleriyle kurduğu bağı haritadan silme eylemine dönüştü. Adeta “topolojik temizlik” yapıldı ve “kültürel hafıza” bile isteğe silindi.

Rezerv alan bilmecesi ve mülkiyet tehdidi ile karşı karşıya kaldık. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’da yapılan değişikliklerle Antakya’nın en merkezi ve değerli mahalleleri (tarihi kent merkezi dâhil) “Rezerv Yapı Alanı” ilan edildi. Başından beri bir strateji olarak yürütülen şeffaf olmayan süreçler sonucunda hangi kriterlere göre belirlendiği açıklanmayan bu alanlarda, sağlam kalan veya hafif hasarlı yapılar dahi yıkıldı.

Resmen mülkiyetsizleştirilen kentliler doğup büyüdüğü topraklardan sürülme ve borçlandırılarak şehir çeperlerine itilme endişesi yaşıyor. Müteahhit odaklı bu tepeden inme planlama, kentsel dönüşümü kamusal bir haktan ziyade “mülkiyet transferi ve finansal sermaye projesine” çevirdiği gerekçesiyle şiddetle eleştirildi.

Öte yandan katılımcı olmayan, tek tipleştirici imar yaklaşımı bütüncül bakmayan kent planlaması  sonucunda ;

Yeni Koruma Amaçlı İmar Planları hazırlanırken yerel halkın, Hatay’ın sivil toplum kuruluşlarının, Şehir Plancıları Odası’nın ve mimarların sürece dâhil edilmemesi merkeziyetçi anlayışın bir göstergesi oldu.

Antakya; TOKİ eliyle üretilen, birbirinin aynı, coğrafyadan ve kent kimliğinden kopuk tip konut projeleriyle kimliksizleştirilme tehlikesiyle baş başa bırakıldı. Antakya’nın iklimine, komşuluk ilişkilerine, “hayat” adı verilen avlu kültürüne yabancı olan bu tipik betonarme bloklar, kentin “ruhunu” ihya etmekten çok uzak…

Ekosistemde varant sağlayan yaklaşım; enkaz molozlarının ekolojik olarak hassas alanlara, tarlalara ve su kaynaklarına dökülmesi; taş ocaklarının kontrolsüzce açılması ve tozla mücadele edilmemesi Hatay genelinde ciddi bir çevre krizine ve halk sağlığı sorununa yol açtı. Kent bir yandan kayıplarının yasını tutarken, diğer yandan asbest ve hava kirliliğiyle yaşamaya mahkûm edildi.

Dört ana başlıkta toplamaya çalıştığım mevut durum bırakın barınma krizini çözmemesini, herkese şu soruyu sorduruyor:

“Bir kent kaç kere yıkılır?”

           Antakya’yı ayağa kaldırmak; yalnızca beton dökmek, yeni binalar dizmek ya da geniş caddeler açmak değildir. Şehir, üzerinde yaşayan insanlarıyla, hafızasıyla, mutfağıyla, komşuluğuyla ve kültürlerarası mirasıyla bir bütündür. Yerel halkın taleplerini hiçe sayan, sermaye merkezli ve katılımcılıktan uzak uygulamalar Antakya’yı yeniden inşa etmez; aksine onu ruhsuz bir makete dönüştürür. Antakya’nın gerçek anlamda iyileşmesi, rant odaklı politikalardan vazgeçilip kentin özgün kimliğini ve halkın mülkiyet haklarını koruyan insani bir planlamayla mümkündü. İnsan ister istemez doğup büyüdüğü kentin “ruhsuz bir üç boyutlu makete” dönmesi karşısında halen kenti kurtarmak için bir şansımız var mı diye sormadan edemiyor.

 

SON HABERLER