BİRBİRİMİZİ DİNLEYEMİYORUZ, BAŞLAYAMIYORUZ

Çocukların bu hale gelmesinde sosyal medyanın rolü diye başlayacak oluyorum, “Yalnız o değil. Şu da var” diye sözümü kesiyorlar.  E biliyoruz kardeşim o da var, başka nedenler de var ama önce bir dinle. Yaklaşım böyle olunca sorunu çözmeye nereden başlamamız gerektiği bölümüne bir türlü gelemiyoruz. Nereden başlamayı bırakın neresi olursa olsun, artık bir yerlerden başlayalım […]

Çocukların bu hale gelmesinde sosyal medyanın rolü diye başlayacak oluyorum, “Yalnız o değil. Şu da var” diye sözümü kesiyorlar.  E biliyoruz kardeşim o da var, başka nedenler de var ama önce bir dinle. Yaklaşım böyle olunca sorunu çözmeye nereden başlamamız gerektiği bölümüne bir türlü gelemiyoruz. Nereden başlamayı bırakın neresi olursa olsun, artık bir yerlerden başlayalım noktasına da gelemiyoruz.

Konunun asıl muhatabı, resmî kurumların derdi başı, okullara sarıklı cüppeli tarikat üyelerini sokmak. Takım elbiseli, kravatlı, kot pantolonlu, spor giyimli olunca dindar olunmuyor sanki? Din için iman ve ahlâk gerektiğini ama belli bir kıyafetin şart olmadığını 86 milyon vatandaş bilmiyor sanki?

Neyse ben mütevazı bir yerden artık başlayayım.

Sosyal hayatta yerleşik bir ahlaki kuralı, geleneği, teamülleri kaldırmadan önce yerine koyacağınız şeyi hazırlamış olmanız gerekir. Bu yüzlerce yıl böyle oldu. Zaman ve değişim uyum içerisinde ilerlediler. Kapitalist üretimin başlamasıyla birlikte 15.16.yy’dan başlayarak zamanla, değişim arasındaki makas açılmaya başladı. Değişim, zamandan hızlı yürümeye sonra da koşmaya başladı.

Kapitalist sistem yalnızca üretim biçimlerini değil toplumların örgütlenme biçimlerini, sosyal, kültürel, ekonomik yapılarını da hızla değiştirdi. Ulus devletleri ortaya çıkardı. Şehirleşmeyi hızla metropolleşmeye dönüştürdü.  20.Yüzyıla geldiğimizde bilim kurgu gerçekleşmeye başladı. HIZ, çağın sloganı haline geldi. Üretim her alanda her gün baş döndürücü bir hızla arttı. Bir yatırımcı saatte 1.000 adet üretirim diye işe başlarken Dünyanın bir başka köşesinde saatte 50.000 üretmeye başlayan birileri oluyordu.

20.yy. o kadar hızlıydı ki sabit telefonu, çağrı cihazını, teleksi bir anda tarih öncesi cihazlar haline getirdi. Büyük aileleri, mahalle kültürünü, komşuluk ilişkilerini büyük oranda tasfiye etti. Aslında bırakın mahalleyi siteleşen metropoller şehir kültürünü de yok etti.

  1. YY. da daha da hızlandık. Cep telefonları, tabletler elimizin parçası haline geldiler. İşe, yemeğe, konferansa her gün biraz daha akıllanan telefonlarla gittik, onlarla uyuduk ama hiç kapatmadık. Hepimiz 24 saat GEORGE BUSH başı sıkışınca arasa ulaşabilir durumdaydık. Elbette biz çok önemli olunca çocuklarımız da çok önemli oldu. (Olmasın diyen yok) Çağın önem kültürünü hiç anlamadık. Onların elinden tutup parka götürmek, neşeli oyunlar oynamak, onlara geleneklerimizi, kültürümüzü, deneyimlerimizi aktarmak yerine öğretmenlerine gözdağı vermeyi, doktorlarını dövmeyi, öldürmeyi onları önemsemek zannettik. Ellerine bir tablet ve internet hattı, pahalı akıllı telefonlar verdik ve evdeki herkes kendi ekranında yaşamaya başladı. İşte Kapitalizmin zafer kazandığı an buydu. Artık aile de yoktu. Aile çocuğun eğitimine bir katkı sağlamadığı gibi okulun, öğretmenin onu eğitmesinin de engeli haline gelmişti.

Tutunacak değerleri kalmayan çocukların önlerinde, sistemin hazırladığı tarikat, cemaat seçeneği, çeteleşmek ya da kendi kabuklarına çekilip, iç dünyalarında bilgisayar oyunlarıyla özdeşleşmek dışında seçenekleri kalmamıştı.

Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır diyen Mustafa Kemâl Atatürk’ün yerine tarikat, cemaat liderini koyarsanız, öğretmeni çocuk karşısında etkisizleştirirseniz sonuç K.Maraş olur. Sorun da çözüm de aynı yerde duruyor. Ben aileden ve eğitimden başlayalım, çözümün ne olduğunu öğretmenlere sormaya başlayalım diyorum.

Not: Bu yazı akademik bir tez değildir. 500 kelimeyi ve haddini aşmamaya çalışan, dertleşme sayılabilecek mütevazı bir soru olarak kabul edilebilir. Bir sonraki yazıda başta sosyologlar, pedagoglar olmak üzere pek çok kişiyi kızdıracağını düşündüğüm anne terliği ve çocuk terbiyesi konusunu yazmaya çalışacağım. Çarşamba günü yeniden görüşmek üzere saygılar.

Exit mobile version