Biri Hataylı, diğer İstanbullu…

Biri Hataylı, diğer İstanbullu…

İki Göçmen çocuğuna büyük onur…

Koronavirüse karşı ilk aşıyı bulan Alman BioNTech’in kurucuları Dr. Özlem Türeci ve Prof. Uğur Şahin’e, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından Liyakat Nişanı verildi.

Türkiye’den Almanya’ya göç eden ailelerin çocukları olan, göçmen ruhuna küresel anlamda farklı bir kimlik katan Dr. Özlem Türeci ve Prof. Uğur Şahin, kurucuları oldukları Alman BioNTech ile Koronavirüse karşı ilk aşıyı bulmalarından ötürü Liyakat Nişanı ile ödüllendirildi. Almanya’nın en üst düzey devlet madalyası olan Yıldızlı Liyakat Nişanı, Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından verildi. Tören, Bellevue Sarayı’nda düzenlenen bir törenle takdim edildi. Türeci-Şahin çiftinin onurlandırıldığı törende, Başbakan Dr. Angela Merkel de hazır bulundu.
Peki… Bütün dünyayı kasıp kavuran koronavirüs pandemisinin hayatımızı yakın tarihte hiç tanık olmadığımız oranda kısıtladığı, dünyada 2 milyon 700 bine yakın insanın canını alan virüse karşı yüzde 95 başarı gösteren aşıyı bulan Türeci ve Şahin kimdir?
-ÖZLEM TÜRECİ-
Özlem Türeci 1967 yılında Almanya’nın kuzey eyaletlerinden Aşağı Saksonya’daki Lastrup kasabasında dünyaya geldi. Cerrah olan babası, Katolik Kilisesi’ne bağlı bir hastane olan St. Elisabeth-Stift’te çalıştı. Türeci lise eğitiminin ardından Homburg kentinde bulunan Saarland Üniversitesi’nde tıp eğitimi aldı ve doktorasını da orada tamamladı. Eğitiminin son yıllarında eşi Uğur Şahin ile tanıştı. İkisini birleştiren tutku araştırmaya duydukları ilgi oldu.
-UĞUR ŞAHİN-
Uğur Şahin ise 1965’te Hatay/İskenderun’da doğdu. Dört yaşında ailesi ile Köln’e geldi. Babası Köln’deki Ford fabrikasında işçi olan Şahin, Erich Kästner Lisesi’ni bitirdikten sonra tıp okudu. 1992’de Köln Üniversitesi’nde, kanser hücrelerine karşı immünoterapi alanında yazdığı doktorasını en iyi not olan summa cum laude ile tamamladı. 1999 yılında Homburg’daki Saarland Üniversitesi’nde doçent unvanını aldı. 2000 yılında Zürih Üniversitesi’nde araştırmalarını yürüttü. Akabinde Mainz’daki Johannes Gutenberg Üniversitesi’nde genç bir araştırmacı grubun çalışmalarının direktörlüğünü üstlendi. 2006’da da deneysel onkoloji alanında profesörlüğünü aldı.
-GURUR DUYDUK-
Deutsche Welle Türkçe’den Elmas Topcu ve Erkan Arıkan’ın haberine konu olan ikili için paylaşılanlar ise hem duygusal hem keyif veren kelimeler…
“Almancada bir söz vardır; ‘Akşam olmadan günü övme’ diye. Noktası konmamış bir işin arkasından olumsuzluk çıkabileceğine işaret eder, doğruluğu tecrübeyle sabittir. Buna rağmen müsaade ederseniz biz Türeci ve Şahin’i övmek istiyoruz. Onları övmek istiyoruz. Çünkü biz onlarla gurur duyduk.
Gurur duyduk ama kökenleri, dinleri ve dilleri nedeniyle değil.
Onlar, bize, zifiri karanlık bir tünelin ucundaki ışığı gösterdi diye. Sevdiklerimizle kucaklaşıp, onlara tekrar dokunma, öpme umudunu bize geri verdi diye. Buldukları aşının yüzde 90’dan fazla etkili olduğunu duyunca, eve gidip çay demleyip kutladıklarını duyunca, kendimizden gördük. Bizim gibi Almanya’dan Türkiye’ye giderken arabaya fındıklı çikolata, Nivea kremi, Schauma şampuanı, Nescafe yüklediklerini düşünerek tebessüm ettik. Gittikleri Türkiye’de, belki bizim gibi bazen kırık dökük konuştukların-da etraftakilerin güldüğünü, onların da bizim gibi mahçup olduğunu hayal ederek yakın hissettik. Bir Pazar kahvaltı ederlerken, sofralarına sucuklu yumurta, salçalı ekmek gelmiş olma ihtimali bizi onlara yakın kıldı. Buldukları aşıyı gözümüzde canlandırmamız için basitçe, tekrar tekrar anlatma sabrını gösterdikleri için müteşekkir olduk. Sabah işe giderken uğradığımız, köşedeki bir fırından sandviç alırken, arkamızda sıraya girebilecekleri ihtimalini düşünerek sevdik. Lambada beklerken, yanımızdan bisikletle geçebilecekleri ihtimali bizi onlara yakın etti. Geldiğimiz kültürde küçükler büyüklerine demez ama müsaade ederlerse biz demek istiyoruz… Helal olsun.”
-Tamer Yazar-