Yaklaşık iki yıl önce çalıştığı iş yerine gelen kişilerin anket yaptıklarını söyleyerek kendisinden yalnızca isim ve soyisim bilgisi aldığını belirten Zeynep Çalışkan, bu bilgilerin daha sonra usulsüz şekilde kullanıldığını öne sürdü. Çalışkan, adına İngilizce eğitim paketi satışı yapılmış gibi sahte senet düzenlendiğini ve bu belge üzerinden hakkında icra takibi başlatıldığını söyledi.
Yaşadığı süreci anlatan Çalışkan, hiçbir sözleşme imzalamadığını belirterek, “Sadece yardımcı olmak amacıyla ismimi verdim. Ancak sonradan adıma senet düzenlenmiş. Kimlik bilgilerim eklenmiş ve sahte imzayla icra takibi başlatılmış. Maaşıma ve tüm banka hesaplarıma haciz konuldu” ifadelerini kullandı.
İcra işlemlerinin ardından hukuki süreç başlatan Çalışkan, mahkemeden icranın durdurulması kararı alındığını belirtti. Dosya kapsamında alınan bilirkişi incelemesinde, senette yer alan imzanın kendisine ait olmadığı ve kimlik numarasının belgeye sonradan eklendiğinin tespit edildiğini söyledi.

Karşı tarafın bilirkişi raporuna itiraz ettiğini ancak mahkemenin delilleri değerlendirerek davayı kendi lehine sonuçlandırdığını aktaran Çalışkan, herhangi bir ödeme yapmadıklarını, yargılama giderlerinin de karşı tarafa yükletildiğini ifade etti.
Benzer yöntemlerle çok sayıda kişinin mağdur edildiğini öne süren Çalışkan, özellikle market çalışanlarının anket bahanesiyle hedef alındığını iddia etti. Düşük tutarlı icra takipleriyle vatandaşların uzun ve masraflı dava süreçlerine girmek istememesinin amaçlandığını savunan Çalışkan, bu nedenle birçok kişinin uzlaşmaya yönlendirilmeye çalışıldığını dile getirdi.

Bilirkişi raporuyla sahtecilik iddialarının ortaya çıkmasının ardından olayın ceza boyutuna taşındığını belirten Çalışkan, şüpheliler hakkında açılan kamu davasının sürdüğünü söyledi.
Vatandaşlara da uyarılarda bulunan Çalışkan, imzalamadıkları hiçbir belge nedeniyle hak kaybına uğramamaları gerektiğini belirterek, benzer durumlarla karşılaşan kişilerin hukuki yollara başvurmaktan çekinmemesi çağrısında bulundu.
