Bu Zulme Artık Bir Son Verilmeli

Bu Zulme Artık Bir Son Verilmeli

Hatay KESK Dönem Sözcüsü Özgür Tıraş, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun lağvedilmesinin gerekliliğine dikkat çekti…

Hatay KESK Dönem Sözcüsü ve Eğitim-Sen Hatay Şube Başkanı Özgür tıraş, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun lağvedilmesinin, aldığı ret kararlarının da iptal edilmesinin gerekliliğini bildirdi.
15 Temmuz darbesi ardından resmi açıklamalara göre 126.000 bini aşkın kişinin fişleme, müdür/kurum kanaati, sosyal medya paylaşımları, sosyal çevre soruşturması, sendika üyeliği, banka hesabı vb. gibi normal koşullarda asla suç olmayan gerekçelerle kamudan ihraç edildiğini, hukukun temel ilkelerinin ayaklar altına alındığını söyleyen Tıraş, “Kimi arkadaşlarımızın bedenleri bu zor şartlara daha fazla dayanamadı ağırlıkta kanser ve stresin tetiklediği hastalıklar nedeniyle yaşamlarını yitirdiler. Bu arkadaşlarımızdan bazılarının evlerine ,yaşamlarını yitirdikten sonra göreve iade kararları gönderildi! Yüzlerce ihraç edilmiş insanımız intihar girişiminde bulundu, kimisi yaşamını yitirdi. Geçimlerini sağlamak üzere çalıştıkları inşaat vb. işlerde iş cinayeti nedeniyle yaşamlarını yitiren arkadaşlarımız oldu. Tüm bu yaşananların sorumlusu ve hesap verecek olanı iktidardır, iktidarın kurduğu komisyondur. Bu zulme artık bir son verilmelidir” dedi.
OHAL İnceleme komisyonu Anayasaya aykırı …
OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonu’nun, 23 Ocak 2017 günü, 685 sayılı OHAL KHK’si ile ihraç başvurularını değerlendirmek ve karar altına almakla yetkilendirildiğini hatırlatan Tıraş, komisyonun üyelerinin atanmasından, çalışma esas ve usullerine kadar iktidarın etkisi altında çalışma yürüttüğünü savundu, etkin olmayan ve denetlenemeyen, kendisini anayasa ve yasalar üstü gören idari bir mekanizma olduğunu ifade etti.
Komisyon oluşum şekli, yetkisi ve aldığı kararlar itibariyle mevcut anayasanın başta 6., 10., 70.,90. ve daha birçok maddesine aykırılık içerdiğini belirten Tıraş, açıklamasında şunlara yer verdi: “Mevzuatça belirlenmiş bir yargı mercii olmamasına rağmen, bir yargı organı niteliğinde kararlar alması sağlanmıştır. Komisyon, asgari ilkelerden olan, kişiden savunma alınmasına dahi gerek duymamıştır. Başvurucular hiçbir aşamada ne ile suçlandıklarını bilmeden, aleyhlerine olan delilleri görmeden ve savunma haklarını kullanmalarına olanak tanınmadan ,dosya üzerinden karar verilmektedir.
Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımız üyelerinden olup, ihraç edilenlerden şu ana kadar savunması istenen tek bir kişi yoktur. Kişiler başvurusunu yaparken dahi ,neden ihraç edildiğine ilişkin bilgi sahibi değildir.
Gerek ihraçlarda ve gerekse de muhalif tüm kesimlere yönelik 20 Temmuz sonrası başlatılan saldırı dalgasında kamuoyu iktidarın ‘her kilidi açan anahtar’ niyetine kullandığı iki kavram ile tanıştı. Bunlar ‘İltisak’ ve ‘İrtibat’ kavramlarıdır. Mevcut mevzuatta, hukukumuzda ‘iltisak’ ve ‘irtibat’ hususunda açıklayıcı tanımlar bulunmadığı gibi, komisyon ve mahkemeler bu kavramları dayanak yapmıştır.”
Engellemeler, zorluklar had safhada …
İhraçlarının, aileleri yakınlarıyla birlikte milyonlarca insanı derinden etkileyen, devasa toplumsal bir sorun olduğunu, Nazi Almanya’sı politikalarını andıran bu politikayla, insanların çalışma hakkının yanı sıra seyahat hakları, sağlık hakları, eğitim hakları, düşünce ve ifade özgürlükleri başta olmak üzere anayasal haklarının ellerinden alındığını, kısıtlandığını söyleyen tıraş, açıklamasının sonunda şunlara değindi: “Özelde bile çalışmaları, işyeri açmaları engellenmiştir. Kendilerine ‘geçmiş olsun’a gidilmesi kimi kamu emekçilerinin ihraç edilmesine gerekçe yapılmıştır. Bankalardan bırakalım kredi çekmelerini, yakınlarının hesaplarına yatırdıkları parayı çekmeleri dahi engellenmiş, zorluk çıkarılmıştır. İhraç edilen arkadaşlarımız aşiret/kabile devletlerinde dahi görülmeyecek uygulamalarla karşılaştılar, halen de karşılaşıyorlar.
Komisyon derhal lağvedilmeli, aldığı ret kararları iptal edilmelidir. Haklarında herhangi bir yargı kararı bulunmayan, hukuken suç olmayan gerekçelerle ihraç edilen tüm kamu görevlileri, bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmedir. Görevden uzaklaştırma süreçleri bağımsız yargı organlarınca yürütülmelidir.
Bu gerçekleşinceye ve hukuksuz ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.” Mehmet ÖZGÜN