Adalet sisteminde ciddi sorunlar yaşandığını savunan Çalışkan, yeni cezaevleri ve adalet sarayları yapılmasına rağmen adalete ilişkin sorunların çözülemediğini öne sürdü. Çalışkan, özellikle toplumda oluşan “cezasızlık algısının” yeni şiddet olaylarını beraberinde getirdiğini ifade etti.
“Cezaevleri ağzına kadar dolu”
Cezaevlerindeki kapasite sorununa ve tutuklu ile hükümlülerin yaşam koşullarına dikkat çeken Çalışkan, mevcut sistemin suçluların ıslah edilmesi konusunda da yetersiz kaldığını savundu.
Çalışkan, “Adalet sistemimiz tümüyle çatırdıyor. Cezaevleri ağzına kadar dolu; 20 metrekare yerde 50 kişi yatıyor. İnsanlar havasız, her türlü hizmetten mahrum vaziyette” ifadelerini kullandı.
Eğitim ve ceza infaz sistemine de eleştiriler yönelten Çalışkan, “Okullar eğitmiyor, cezaevleri ıslah etmiyor” sözleriyle mevcut tabloya tepki gösterdi.
İktidarın suç ve suçlularla mücadelede operasyon sayılarını öne çıkardığını belirten Çalışkan, sorunların temel nedenlerinin çözülmesi gerektiğini savundu.
“İnsanlar kendi adaletini sağlamaya çalışıyor”
Toplumsal şiddetin nedenleri arasında cezasızlık algısının da bulunduğunu ileri süren Çalışkan, adalet sistemine duyulan güvenin zedelenmesinin bireyleri kendi adaletlerini sağlamaya yönelttiğini söyledi.
Çalışkan, “Sorunların temelinin kurutulmamasının yanı sıra cezasızlık algısı da yeni şiddetlerin önünü açıyor. Suçluların ceza almaması ya da torpil vasıtasıyla sıyrılması nedeniyle insanlar kendi elleriyle kendi adaletini sağlamaya çalışıyor” dedi.
RTÜK ve medya politikalarına eleştiri
Konuşmasında televizyon dizileri, bahis ve kumar yapılanmaları ile uyuşturucunun toplumsal yapı üzerindeki etkilerine de değinen Çalışkan, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) yönelik eleştirilerde bulundu.
RTÜK’ün yayıncılık politikalarının muhalif yayınlara yönelik müdahaleye dönüştüğünü savunan Çalışkan, toplumsal sorunların kaynağına inilmesi gerektiğini ifade etti.
Çalışkan, konuşmasının sonunda “Hani et kokarsa tuzlarsınız; ama bugün ne yazık ki tuz kokmuştur” ifadelerini kullandı.