Çalışkan’dan sert çıkış: “Hatay’a şaşı bakma, üvey evlat değiliz!”

Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, Defne’de düzenlediği basın buluşmasında iktidarın Hatay politikasını sert sözlerle eleştirdi.

Deprem sonrası kentin hâlâ normalleşmediğini belirten Çalışkan; esnafın sorunlarından mücbir sebebin kaldırılmasına, kamu ihalelerinden tarım krizine, Belen trafiğinden Zeytindalı Sınır Kapısı’ndaki sıkıntılara kadar çok sayıda başlıkta hükümete yüklendi: “Hatay’a şaşı bakm Hatay üvey evlat değildir. Biz fazlalık değil, gasp edilen haklarımızın teminini istiyoruz.”

Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, Defne’de basın mensuplarıyla bir araya gelerek Hatay’ın gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kentin deprem öncesini dahi mumla aradığını belirten Çalışkan, Ankara’da masa başında alınan kararlarla Hatay’ın gerçeklerinin örtüşmediğini savundu.

Çalışkan, Hatay’ın yalnızca konut eksikliği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Hatay hâlâ normalleşmedi” mesajını verdi.

 

“Bir törenle Hatay normalleşmiş sayıldı”

 

Aralık 2025’te Cumhurbaşkanı ve bakanların katılımıyla gerçekleştirilen anahtar teslim törenini hatırlatan Çalışkan, kamuoyuna verilen “Hatay yeniden ayağa kalkıyor” mesajlarının sahadaki gerçekle örtüşmediğini söyledi.

Kentte evlerin yanı sıra iş yerlerinin de hâlâ tamamlanmadığını belirten Çalışkan, ekonomik hayatın canlanması için iş yerlerinin ayağa kaldırılması gerektiğini ifade etti.

Çalışkan, deprem bölgesindeki esnafa yönelik mali uygulamalara da tepki göstererek, geçmiş dönemlere ilişkin fatura ve benzeri işlemler üzerinden ceza uygulanmasını eleştirdi.

“Hatay hâlâ normalleşmedi. Kamu, Hatay’ı normalleşmiş bir şehir kabul ederek hareket edemez.” mesajı veren Çalışkan, Ankara’nın deprem bölgesinin gerçeklerinden uzaklaştığını savundu.

 

“Borcu olmasa zaten kredi istemez!”

 

Mücbir sebep uygulamasının kaldırılmasına da tepki gösteren Çalışkan, ekonomik darboğazdaki vatandaşın kredi kullanmak isterken borcu olmadığına ilişkin belge istenmesini eleştirdi.

Çalışkan, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

“Bu adamın zaten parası olsa senden bir şey istemez ki. Borcu olduğu için, zor durumda olduğu için kredi istiyor.”

Ankara’da masa başında hazırlanan düzenlemelerin Hatay’ın sahadaki gerçekliği dikkate alınmadan uygulandığını savunan Çalışkan, deprem bölgesine yönelik tolerans ve desteklerin sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

 

Kamu ihalelerinde yüzde 92 iddiası

 

Çalışkan’ın gündeme getirdiği bir diğer başlık ise kamu ihaleleri oldu.

Hatay’da 2025 yılında kamu tarafından verilen ihalelerin yüzde 92’sinin doğrudan alım yöntemiyle gerçekleştirildiğini ileri süren Çalışkan, bunun kamu kaynaklarının kullanımı ve şeffaflık açısından ciddi bir sorun olduğunu savundu.

Yerel basının da kamu ihaleleri konusunda devre dışı bırakıldığını belirten Çalışkan, doğrudan alımlar nedeniyle ilanların yerel basına yansımadığını söyledi.

Çalışkan, iktidara seslenerek, “Madem Hatay normalleşti, ihaleleri şartlarına uygun yapın. Ama normalleşmediyse deprem bölgesine yönelik toleransı sürdürün.” dedi.

 

Zeytindalı Sınır Kapısı tepkisi: “Tırcıları bekletmeye kimsenin hakkı yok”

 

Hatay’ın Suriye sınırındaki gelişmelerin de kent ekonomisini doğrudan etkilediğini belirten Çalışkan, Zeytindalı Sınır Kapısı’nın Suriye tarafının talebi üzerine kapatıldığını söyledi.

Sınır kapısının kapatılmasının gerekçelerinin Suriye açısından anlaşılabileceğini belirten Çalışkan, ancak tırların bekletilmesinin kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Nakliye maliyetlerinin ciddi biçimde yükseldiğini belirten Çalışkan, Adana’dan sınıra yapılan taşımalarda tır başına yaklaşık 600 dolar olan maliyetlerin 900-1000 dolar seviyelerine çıktığını söyledi.

Bu durumun yalnızca nakliyeciyi değil, Hatay’ın tamamını etkilediğini vurgulayan Çalışkan, maliyetlerin artmasıyla ticaretin gerileyeceğini ve istihdamın zarar göreceğini belirtti.

 

Belen’de trafik krizi: “İnsanlar İskenderun’a gitmekten çekiniyor”

Çalışkan, Belen geçişindeki trafik sorununa da dikkat çekti.

Deprem öncesinde İskenderun’da işi olan bir kişinin birkaç saat içinde gidip dönebildiğini belirten Çalışkan, bugün ise aynı yolculuğun günün tamamını alabilecek bir hale geldiğini söyledi.

Ulaşım sorununun Hatay Havalimanı’nı da dolaylı olarak etkilediğini ifade eden Çalışkan, kentte yaşayanların ulaşım sıkıntıları nedeniyle Adana, Gaziantep ve Kahramanmaraş’taki havalimanlarını tercih etmek zorunda kaldığını, bunun da Hatay’dan uçuşların pahalı hale gelmesine neden olduğunu savundu.

Belen Tüneli tamamlanmadan alternatif çözümler üretilmesi gerektiğini belirten Çalışkan, Akçalı üzerinden alternatif yol güzergâhlarının değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

 

“10 dakikalık yol bir saati buluyor”

 

Kent merkezindeki ulaşım sorunlarına da değinen Çalışkan, Hatay’ın birçok noktasında yolların hâlâ kapalı olduğunu söyledi.

Deprem sonrası ulaşım altyapısının yeterince toparlanamadığını belirten Çalışkan, “10 dakikada gideceğinizi düşündüğünüz yere bazen bir saatte ulaşamıyorsunuz.” diyerek yaşanan ulaşım krizine dikkat çekti.

 

Hatay tarımı can çekişiyor

 

Çalışkan’ın eleştirilerinin bir diğer adresi ise tarım sektörü oldu.

Hatay’ın çok çeşitli ürünlerin yetiştirildiği olağanüstü bir tarımsal potansiyele sahip olduğunu belirten Çalışkan; nar, zeytin, üzüm, mısır, pamuk, kavun, çilek, narenciye, sebze, meyve ve daha birçok üründe kentin önemli bir üretim merkezi olduğunu söyledi.

Ancak üreticinin bu potansiyelden ekonomik anlamda yararlanamadığını belirten Çalışkan, özellikle narenciyede yaşanan tabloyu sert sözlerle eleştirdi.

Tarlada 5-10 lira seviyesinde olan narenciyenin büyükşehirlerde 80-100 liraya satılabildiğine dikkat çeken Çalışkan, üretici ile tüketici arasındaki fiyat uçurumunun yönetim zafiyetini ortaya koyduğunu savundu.

Bazı üreticilerin ürününü satamadığı gibi, tüccarın ağaçtaki ürünü toplaması için dahi para talep ettiğini belirten Çalışkan, “Üretici zarar ediyor, tüketici yüksek fiyat ödüyor. Aradaki sistem ise seyrediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

 

“Dünyanın en pahalı etini tüketiyoruz, üretici kazanamıyor”

 

Hayvancılık sektöründeki tabloya da dikkat çeken Çalışkan, Türkiye’nin yıllardır canlı hayvan ithalatına rağmen sorunu çözemediğini belirtti.

2025 yılında hayvansal üretimde bir önceki yıla göre yüzde 10 civarında daralma yaşandığını savunan Çalışkan, Türkiye’nin dünyanın en pahalı kırmızı etini tüketen ülkelerden biri haline geldiğini söyledi.

Bir tarafta yüksek maliyetlerle üretim yapamayan çiftçi, diğer tarafta yüksek fiyat nedeniyle et tüketmekte zorlanan vatandaş bulunduğunu belirten Çalışkan, bu tablonun siyasi iradenin başarısızlığını gösterdiğini savundu.

“Üretici ve tüketici arasındaki bu dengesizliği ortaya çıkaran irade, beceriksiz iradedir.” dedi.

 

“Hatay’a şaşı bakma!”

 

Konuşmasının sonunda Hatay’ın deprem öncesindeki günlerini dahi arar hale geldiğini belirten Çalışkan, iktidara doğrudan seslendi.

Kentte yükselen yapıların yalnızca görüntüden ibaret kalmaması gerektiğini belirten Çalışkan, vatandaşın 2026 ve 2027 sonuna ilişkin dahi hayatının nasıl şekilleneceğini öngöremediğini söyledi.

Çalışkan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“İktidardan talebimiz Hatay’a şaşı bakma. Hatay üvey evlat değildir. Hatay defterde değildir; Hatay bu ülkenin önemli bir noktasıdır. Biz fazlalık değil, gasp edilen haklarımızın teminini istiyoruz.”

Çalışkan, Hatay’ın komşu illerle kıyaslandığında yaşanan eşitsizliğin daha net görüleceğini belirterek, kentin ekonomik, sosyal ve ulaşım sorunlarının bir an önce çözülmesi çağrısında bulundu.

Mobil sürümden çık