Bir süredir tam bir şeyler yazıyorum, tam paylaşacakken yeni bir gündem doğuyor…
Hızla değişiyor canım ülkemin kara gündemi. Defterim doldu taştı da… Sizlerle paylaşma cesareti bulamadım bir türlü.
Ülke gündemi o kadar içler acısı, o kadar yıkıcı ki… Hangi birini anlatsam. Allak bullak olduk, Türkiye gibi …
Son zamanlarda okullarda yaşanan, hızla artan silahlı saldırılar, şiddet, ölüm, çocuklardan bir katil yaratan sistem, canım Türkiyemin adeta Texas’ a dönüşmesi, hak mücadelesi, öğretmenlerin seslerini duyurmak istemesi, Akbelen Direnişi, Doruk Maden işçilerinin haklı direnişi, 1 Mayıs İşçinin Emekçinin Dayanışma Günü’ nde yaşanan trajik sahneler…
Say, say bitmez.
Toplumsal şiddet olaylarının küçük yaş gruplarına sıçramış olması bir tesadüf değildir.
Konu sadece PC oyunlarına, TV’ ye, sosyal medyaya, renkli ve boyalı basına bağlanamaz elbette.
Ciddi bir toplumsal yozlaşmanın; ahlaki, ekonomik ve siyasal bir çürümenin söz konusu olduğu ortada.
Eğitimin baş tacı edilmemesi, denetimsizlik, insan hayatına değer verilmemesi, etik değerlerin ihmali, kuralsızlık, adam kayırmacılık, kültürel yozlaşma vb. …
Selda Bağcan’ın Anayasso türküsünde geçen “Angara’da Anayasso, ellerinden öpiy Hasso, yap bize de iltimaso”
şair Şemsi Belli’ ye ait dizeler çok şey anlatır.
Hele bir de bir dönemin meşhur ” Benim memurum işini bilir. ” sözleri…
İpin ucu kaçmış memleketimin vay haline vay.
Ðoruk Maden İşçileri’ ne Selam Olsun
Hak kutsaldır. Doruk Madencilik İşçileri Eskişehir’ den Ankara’ ya yürüdü. Verilmeyen hakları için, aylarca ödenmeyen ücretleri için.
Doruk Madencilik İşçileri bütün haklarını alıncaya kadar direndi. Ankara’ nın ayazında belden üstünü soymuş İşçiler, canlar, kardeşler, abiler, babalar, amcalar, dayılar baretleri ses getirinceye dek direndi.
Madencilerin haklı ve gayet insani mücadelesini anlamak için neden 17 gün beklediler, birileri neden sert yüzünü gösterdi, kendi yurttaşına…
Yeraltında çalışanlar, emekçiler canları pahasına çalışırlar bilindiği gibi.
Doruk Madencilik İşçileri direne direne kazandı.
Toplumun hafızasında iz bıraka bıraka, en önemlisi çocuklarının yüreğinde, zihninde, benliklerinde iz bıraka bıraka kazandılar.
Aslında 23 Nisan kutlamasında olması gereken çocuğun, babasının yanında olmak için direnişe katılması, bunu da boğazı düğüm düğüm anlatması, babasıyla göz göze geldigi o an, tüm Türkiye’ nin, tabi vicdan sahibi olanların yüreğini dağladı.
Bu hepimizin utancı. Herkesin sorumluluğu var bu tabloda. ” Masum değiliz hiç birimiz. ”
Asrın felaketinde, o büyük 6 Şubat Depremi’ nde herkesten önce imdadımıza yetişen, bizi kurtaran o güzel yürekli madencilere minnettarız. Onlardan öğrenecek çok şey var. Bir kez daha örgütü mücadele kazandı. Hem de 1 Mayıs İşçinin Emekçinin Dayanışma ve Mücadele Günü’ nde kazandı.
İşçilerin gücü Spartacüs’ ten günümüze kadar uzanan kadim bir yolculuktur. Unutulmamalı
” Proletaryanın zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yoktur. Kazanacakları bir dünya vardır. ”
Karl Marx ve Friedrich Engels’ in 1848 yılında yayınladığı Komünist Manifesto’ nun sonunda bu tarihi çağrı yer alır.
Toplumsal Hafıza
Kanlı 1 Mayıs üzerinden 50 yıl geçmiş. 1 Mayıs 1977′ de yaşananları, Taksim’ i, Kazancı Yokuşu’ nu lütfen özellikle gençler araştırsın. Objektif kaynaklardan okusunlar.
1 Mayıs ‘ ı Taksim’ de anmak neden bu kadar önemli, bir araştırıp düşünsün lütfen, yeni nesil.
Yıl 2026
575 yurttaş, 1 Mayıs Bayramı’ na katılan 575 yurttaş göz altına alınıyor. Hem de ters kelepçe ile. Mecidiyeköy’ de engelle karşılaşıyor insanlar. Neden? Anayasamızın 34. maddesi ne der, hatırlayınız. 34. maddenin 1.fıkrası : “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” , der.
Taksim’ in sembolik bir önemi var. Resmi tatil ilan ediliyor da, Taksim neden sorun ediliyor ?
Toplumsal hafızayı kaybetmemiz birilerinin işine mi geliyor?
Tarihini bilen, tarihten cesaret alır.
Bilinçlenmek şart, eğitim şart. Sevgi, saygı ve dayanışma ile…

YORUMLAR