Hükümetle Memur Sen’in anlaştığı memura yıllık % 7.25’lik zam yorumu:
CHP Milletvekili ARSLAN, “Bu hayat pahalılığına karşı ‘4+3.5’lik bir zam, sadaka teklifidir. Bu zam, çalışanları memnun etmeyeceği gibi, kimsenin gülemediği, ancak el sıkışanların gülümsediği kötü bir fıkradan öteye geçmeyecektir. Gelen zam, bedeli artan TRT bandrolüne dahi yetmez” yorumunu yaptı.
Memura 2018 yıl için totalde öngörülen yıllık % 7.25’lik maaş zammının sadaka niteliğinde olduğu, memuru açlık ve sefaletin içinde bırakmak olduğu ifade edildi. CHP’li Milletvekili Kazım Arslan’ın, memura reva görülen % 7.25’lik yıllık maaş komik zammı üzerine görüşleri şöyle:
“Memura sadaka gibi zammı reva görenler utanmalı. Göstermelik sendika, masaya hangi vaatle oturup neyle kalktığına bir baksın. Bu sendika, memura değil, Saray’a çalıştığını açıkça göstermiştir. Sendika ilk altı ayda % 10 isterken, ne oldu da % 4’e razı oldular? Yoksa ‘Sendika-Saray ve Bakanlığın’ üçgenine mi takıldılar?
Sonuçta, Sendika şu ‘4+3.5’ zamla utanç üçgenini kurmuş, memuru yine ortada bırakmıştır. Memur, bırakın büyümeden pay almayı, enflasyon karşısında dahi ezilmeye mahkum edilmiştir. Alınan zam, yenilenecek cep telefonunun, televizyonun, radyonun TRT bandrolüne dahi yetmeyecek.
Bu ekonomik çöküşün faturası bir kez daha Maliye ve Çalışma Bakanı’na, Saray’ın israf zincirine değil, memura kesilmiştir. Büyümeden aslan payını bir kez daha üst kesime ayıranlar, tabakta kalanı dahi memura ve işçiye çok görmüştür. Maaşı ikinci gün tükenen memur, enflasyon karşısında eriyen gelirinin üzerine koyamıyor, ama ‘sendikayım’ diye ortalıkta gezenler, maaş zammı görüşmesinde hükümet koltuğundan yer kapmanın yollarını arıyor. Bu zam teklifinin nesini kabul ediyorsunuz!
Hangi sendikal anlayış, hangi mali düzen, hangi çalışma barışı size bu imzayı attırabiliyor? Yüzde 10 enflasyonun olduğu bir ülkede ‘büyüme oranı arttı’ diye sevinen bir Ekonomi Bakanı’nın olduğu memlekette memur bu büyümeden hiç mi ekmek yiyemeyecek, pay alamayacak? Tüketime, borçlanmaya ve ithalata dayalı bu ekonomi çökmeye mahkumdur. Bu ekonomi modeli, üst kesimin oburluğu ve müsrifliğinden çok çekmektedir. İktidar israfta ipin ucunu kaçırmıştır. Üreten, çalışan kesimin hayat pahalılığı karşısında gelirinin erimesine bir dur denilmezse, maaş zamları enflasyonun üstünde ve büyümeden pay verilmeden dağıtılırsa ekonominin ilerleme şansı kalmayacak.
Aileleriyle beraber 20 milyona varan nüfusun ekonomide daralması, Türkiye’nin üretim ve tüketim dengesinin bizzat Sendika-Saray-Bakanlık üçgeniyle bozulması demektir. Bu hayat pahalılığına karşı ‘4+3.5’lik bir zam, sadaka teklifidir. Bu zam, çalışanları memnun etmeyeceği gibi, kimsenin gülemediği, ancak el sıkışanların gülümsediği kötü bir fıkradan öteye geçmeyecektir.” -Cemil Yıldız-