Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Depresyon

Depresyon; insanın yaşama istek

Depresyon; insanın yaşama istek ve şevkinin kaybolduğu bireyin kendisini derin bir keder içinde hissettiği, geleceğe yönelik kötümser ve karamsar düşünceler, geçmişe ilişkin yoğun pişmanlık ve suçluluk duygusunun yaşandığı, bazen intihar düşüncesi, bazen intihar teşebbüsü, sonuçta ölümün olabildiği, uyku, iştah ve cinsel arzularda bozuklukların görüldüğü bir hastalıktır. Ayrıca bu hastalığı yaşayanlarda dünyaya karşı ilginin iyice azalması, diğer insanlara bağlanma kapasitesinin kaybolması, kişinin kendini ayıplama, kınama, aşağılama vb. duygulara bağlı olarak öz saygı ve benlik değerinde büyük bir düşüş olması söz konusudur (Alper, 2003).

Hafif Depresif nöbet:
• Aşağıda sayılan 3 belirtiden en az ikisi
1. Birey için kesinlikle anormal olacak derecede, büyük ölçüde çevre şartlarından
etkilenmeyen hemen hemen günün tamamına hakim ve en az iki hafta boyunca süren
deprese duygudurum.
2. Normalde hoşlanılan etkinliklere karşı ilgi kaybı
3. Enerji azalması veya kolay yorulma
• Toplam belirti sayısını en az 4’e tamamlayacak şekilde aşağıdaki belirtilerin
olması
1. Kendine güven ya da özsaygının azalması
2. Makul olmayan bir şekilde aşırı pişmanlık veya suçluluk
3. Tekrarlayan ölüm veya intihar düşünceleri ya da her tür intihar girişimi
4. Düşünme kabiliyetinde dikkat toplamada azalma kararsızlık bocalama
5. Psikomotor aktivitede değişme
6. Her tür uyku bozukluğu
7. İştahta değişme buna eşlik eden biçimde kiloda değişme.
Orta şiddette depresif nöbet: Eğer toplam 6 ölçüt karşılanıyorsa;
Şiddetli depresif nöbet: İlk 3 belirtinin tamamıyla birlikte toplam 8 belirti varsa
Depresyon, kişide, kalıtımsal, çevresel ve hormonal bozukluklar sonrasında gelişen çökkünlük halidir. Gelip geçici kötü bir duygusal durumdan ya da üzüntüden çok, kişinin ileri derecede çökkün olduğu, oldukça uzun süreli bir dönem söz konusudur (Köroğlu, 2006).

Genetik faktörler:

Depresyonda genetik yatkınlığın olduğu herkesçe kabul edilen bir gerçektir. Ancak bu konu biraz karışıktır. Bazı hastalarda genetik yatkınlık olmaksızın çevresel faktörler depresyon yaratabilmektedir. Aile araştırmalarında ağır depresyonu olan kişilerin birinci derece yakınlarında depresyon normal topluma göre iki üç kat fazla görülmektedir. Yine tek yumurta ikizlerinde birinin depresyon geçirmesi durumunda diğerinin hastalanma oranı % 50 dir. Bu çalışmalar da depresyona genetik yatkınlığın olduğunu göstermektedir.

Psikososyal etkenler:

Araştırmalar stresli yaşam olaylarının genelde depresyonun ilk kez ortaya çıkışında etkili olduğunu daha sonra görülen ataklarla bir ilişkisinin bulunmadığını ortaya koymuştur. Öne sürülen teoriye göre ilk atağa eşlik eden stres beyinde kalıcı değişiklikler yapmakta ve bu da hastalığın tekrarlamasına yol açmaktadır. Zaman içinde stres yaratan durum ortadan kalksa da hastalık kendiliğinden tekrar ortaya çıkabilmektedir. Küçük yaşta anne ve babasını kaybedenlerde yaşamın ileri yıllarında depresyon ortaya çıkma şansı fazladır. Eşini kaybeden kişilerde depresyon ortaya çıkma oranı en fazladır.

Aile içinde sorunlar olması direk depresyona yol açmasa da iyileşme süresini ve hastalık sonrası hastanın uyumunu etkiler.

Depresyona yol açan direk bir hastalık öncesi kişilik tanımlanamamıştır. Belli durumlar ortaya çıktığında herkes depresyona girebilir. Stres yaratan durum kişiye göre değişmektedir. Sizi hiç etkilemeyen bir durum bir başkasında ağır stres yaratabilir. Kişinin benlik saygısını zedeleyen durumlar en çok depresyona yol açan stresörlerdir. Psikanalistler depresyonu farklı dinamiklerle anlatmaktadır. Onlara göre genelde kendisinden beklentisi yüksek olan ve ideallerini gerçekleştirememiş insanlarda depresyon fazladır,bu kişiler kendi isteklerini gerçekleştirmekten ziyade başkalarını mutlu etmeye çalışırlar veya hayattan beklentileri fazladır ve bunu gerçekleştiremeyeceklerini anlamışlardır. Öğrenilmiş çaresizlik teorisine göre kişi hayatının kontrolünü kaybettiğinde depresyona girer. Yine kişinin hayata kötümser bakması, kendisinin hep olumsuz yönlerini görmesi, yaşamış olduğu tecrübelerini hep olumsuz olarak değerlendirmesi depresyon geçiren kişilerde sık görülen özelliklerdir.(Mercan,2014)

Uzman Klinik Psikolog Dilan BİLGİN
email:psk.dilanbilgin@gmail.com