DERİN DEVLET

Devlet nedir? diye başlayıp Platon’a kadar gitmeye gerek yok. Okuyucularımızı sıkmayalım. Devlet, toplumun siyasi olarak örgütlenmiş halidir deyip bitirelim. Devlet bizlerin oluşturduğu örgütler toplamıdır. Tapu kadastro, gümrük, ordu, polis, vergi idaresi, bayındırlık müdürlüğü, devlet hastanesi vb. gibi örgütler toplamına kısaca devlet diyoruz. Bu konuya niye girdiğimizi yazının sonlarında anlatacağım. Peki, sık sık dile getirilen Derin […]

Devlet nedir? diye başlayıp Platon’a kadar gitmeye gerek yok. Okuyucularımızı sıkmayalım. Devlet, toplumun siyasi olarak örgütlenmiş halidir deyip bitirelim. Devlet bizlerin oluşturduğu örgütler toplamıdır. Tapu kadastro, gümrük, ordu, polis, vergi idaresi, bayındırlık müdürlüğü, devlet hastanesi vb. gibi örgütler toplamına kısaca devlet diyoruz. Bu konuya niye girdiğimizi yazının sonlarında anlatacağım.

Peki, sık sık dile getirilen Derin Devlet ne? Aslına bakarsanız bu kavramı en çok kullanan solcuların bile ne olduğu konusunda net bir tanımlamaları yok ama zihinlerde net olmayan bir tasavvur var. 20.Yüzyılın başında kurulmuş, sürekliliği olan gizli bir örgüt olduğu düşünülüyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yasal olmayan yolları bile kullanarak korumak üzere örgütlenmiş bir kurum olduğu tasavvur ediliyor.

İşkence görüyoruz, Derin Devlet yaptı; Faili meçhul cinayetler var, Derin Devlet yaptı; Sabancı öldürülüyor, derin devletin işi ; Cem Boyner siyasetten çekiliyor, Derin Devlet kulağını çekti. Bunlara benzer Derin Devlet kavramının içine sokulan birçok örnek verebilirim. Yani hiçbirimizin onaylaması mümkün olmayan bir devletin olduğu ileri sürülüyor. Açığa çıkarılması gerektiği halde üzeri örtülen her suçun içine atıldığı dipsiz bir kuyudan farksız.

Bana sorarsanız uzun zamandır bırakın derin devleti, ortada düzgün işleyen bir devlet bile yok. Bu konuda en güzel tanımlamayı rahmetli İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan yapmıştı. Katıldığı bir televizyon programında “Ben derin devlet filan bilmem, o dediğiniz şey bana göre yasa dışına çıkmış devlet kurumudur, yasa dışı işler yapan devlet memurlarıdır” demişti. Bu tanımlamaya sonuna kadar katılıyorum. Yasalarda işkence suçsa ve devletten maaş alan 657 sayılı yasaya tabi birileri işkence yapıyorsa o bırakın derin devlet olmayı, devlet bile değildir. Derin devlet demek suçu ve suçluyu gizlemek, aklamaktır. Bu kadar basit ve aslında kural da çok basit. Yasal mı? Değil mi? Değilse ne derindir ne devlettir.

Bir zamanlar yüksek mevkilerde bir emniyet görevlisi mahkemede “Bir tuğla çekersem bütün duvar yıkılır” demişti. Herkes o tuğla çekilince devlet yıkılır gibi algılamıştı. Oysa yıkılacak olan bir kısım devlet memurunun oluşturduğu yasa dışı faaliyet gösteren bir çete oluşumuydu. O tuğla çekilmemiş, zihinlerdeki derin devlet değil, devletten maaş alan yasadışı çete, o duvarın arkasında saklanmaya devam etmişti. Oysa Derin Devlet değil yasa dışına çıkmış devlet memurlarıydı onlar.

Devletin yüce menfaatleri için kurulmuş, görevi devleti yani toplumu her şeye rağmen korumak olan bir örgüt olsaydı keşke, dediğim zamanlar olmuştur. Eskilerde ilaç dahil her şeyin karaborsaya düştüğü zamanlar olmuştu. Tasavvur edilen derin devlet olsaydı karaborsacıları, devletle kol kola girmiş mafya oluşumlarını engelleyebilirdi. Mafyanın çocuk suçlular ordusu kurmasını önleyebilirdi. Hepsinden vazgeçtim. Bu günlerde Hatay’da depremde kaybolan çocukların Sapık Epstein’in, İsrail kaynaklı organ mafyasının eline geçmiş olabileceğinden şüpheleniyoruz. Bir derin devletimiz olsaydı en azından bunları engeller, cezalandırırdı. Yokmuş, keşke olsaydı.

Biz en iyisi yine de derin devlet aramaktan vazgeçip Anayasası olan, kurumları yasaların emrettiği doğrultuda çalışan, laik, demokratik bir hukuk devleti bulmaya çalışalım. Çocukları sapıklardan, kadınları psikopat erkeklerden, çalışanları enflasyondan, emekliyi açlıktan, işvereni, esnafı iflastan o devlet kurtaracaktır. Devletin görevi budur. Yasa dışına çıkmasına da hiç gerek yoktur.

 

 

Exit mobile version