Derin İlişkilerin Aydınlatılması İnsanlığa Karşı Borcumuzdur

Derin İlişkilerin Aydınlatılması İnsanlığa Karşı Borcumuzdur

Milletvekili Topal, faili meçhul cinayetler aydınlatılmadan kimsenin rahat uyumaya hakkı olmadığına vurgu yaptı

CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal, bir grup milletvekili ile birlikte TBMM Başkanlığına ilettiği önergede faili meçhul cinayetleri gündeme getirdi. Milletvekili Topal, ülkemizde yüzlerce ailenin, yakınlarının cenazelerini dahi bulamamışken, haftalardır, ‘Cumartesi Anneleri’ ve ‘Diyarbakır Anneleri’ yakınlarının nerede olduğunu, katledildiler ise faillerini ve hatta cansız bedenlerini aramakta iken; başta iktidar mensupları olmak üzere kimsenin rahat uyumaya hakkı olmadığını belirtti, bu cinayetlerin ve kaçırılmaların arkasında kim ya da kimlerin olduğunun bir an evvel ortaya çıkartılmasının, bu cinayetlerin üstünü örterek failleri koruyan tüm derin ilişkilerin aydınlatılmasının, her şeyden önce insanlığa karşı borcumuz olduğuna vurgu yaptı.
Cinayetlerin aydınlatılmaması vicdanları yaralıyor …
Ülkemizin maalesef yüzlerce faili meçhul cinayete tanık olduğunu, bununla beraber faili meçhul olarak tanımlanmasa da yüzlerce vatandaşımızın kaçırılarak kaybedildiğini belirten Milletvekili topal, konu ile ilgili önergede şunlara yer verdi: “Özellikle toplumsal kutuplaşmanın ve iktidar baskısının arttığı dönemlerde birçok aydın, yazar, gazeteci ya da kamu görevlisi faili meçhul cinayete kurban gitmiştir. Bu cinayetlerin aydınlatılmaması kamuoyu vicdanını derinden yaralarken, toplumda bu cinayetlerin üzerinin siyaset gücü kullanılarak örtüldüğü ve bu yüzden faillerinin yakalanmadığı görüşü hakimdir.
Özellikle 90’lı yıllar, OHAL koşullarında birçok aydın, yazar ve gazetecinin katledildiği faili meçhul cinayetlerle toplumsal belleğimize kazınmıştır. Bu cinayetler arasında Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok gibi birbirinden değerli gazeteci ve yazarımız ile beraber Adnan Kahveci, Gaffar Okkan, Eşref Bitlis gibi değerli asker, bürokrat ve güvenlik görevlilerimiz de bulunmaktadır. Bu cinayetler bazen siyaset-mafya-devlet ilişkisini açığa çıkaran gazetecileri susturmak için, bazen de toplumsal kutuplaşmayı arttırarak amaçlanan siyasi atmosferi yaratmak için işlenmiştir. Faili Meçhul cinayetlerle yaratılan toplumsal kutuplaşma, dönemin siyasi iktidarlarına daha çok güç ve otoriterleşme imkânı yaratmıştır.
Aydınlatılmamış cinayetler bu dönemde devam etti…
Günümüz siyasi iktidarı da hem fikri hem de hiyerarşik olarak bu siyasal atmosferin üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle Tahir Elçi cinayeti gibi aydınlatılmamış cinayetler bu dönemde de devam etmiştir. Her sosyal hukuk devletinde, aydınlatılmadığı için faili meçhul kalan cinayetlerin ve kaçırılarak kaybedilen insanların sorumluluğu, ülkeyi yönetenlere aittir. Ancak maalesef ülkemizde hiçbir dönem siyasi iktidarlar bu sorumluluğu üstlenmediği gibi AKP döneminde de bu durum değişmemiştir. Oysa ülkemizde yüzlerce aile, yakınlarının cenazelerini dahi bulamamışken, haftalardır, ‘Cumartesi Anneleri’ ve ‘Diyarbakır Anneleri’ yakınlarının nerede olduğunu, katledildiler ise faillerini ve hatta cansız bedenlerini aramakta iken; başta iktidar mensupları olmak üzere kimsenin rahat uyumaya hakkı yoktur. Bu cinayetlerin ve kaçırılmaların arkasında kim ya da kimlerin olduğunun bir an evvel ortaya çıkartılması, bu cinayetlerin üstünü örterek failleri koruyan tüm derin ilişkilerin aydınlatılması, her şeyden önce insanlığa karşı borcumuzdur.
Bu çerçevede; Türkiye’de gerçekleşen faili meçhul cinayetlerin araştırılması, bu cinayetleri azmettiren kişi ve örgütlerin, failleri korumak amacıyla delillerin üzerlerini örten ve soruşturmaları engelleyen kişilerin ortaya çıkartılarak derin ilişkilerinin aydınlatılması amacı ile Meclis Araştırma Komisyonu kurularak konu tüm boyutlarıyla araştırılmalı.”