Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Av. Nabi İNAL
Av. Nabi İNAL

Direnenler Oldukça Umut Var

Türkiye’nin dört bir yanında aynı sorunun farklı yüzleriyle karşılaşıyoruz. Bir yanda doğa talanı, bir yanda ihmaller, diğer yanda şiddet ve cezasızlık hissi… Toplumun üzerine çöken bu ağır tablo içinde insanlar artık sadece bugünü değil, yarını da düşünerek konuşuyor. Çünkü mesele artık tek tek olaylar değil; nasıl bir ülkede yaşamak istediğimiz meselesidir.

Bu yüzden Akbelen Ormanı direnişi çevresindeki acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmenin durdurulması kararı sıradan bir hukuk haberi değildir. Danıştay’ın verdiği bu karar, yurttaşın, doğanın ve hukukun tamamen çaresiz olmadığını gösteren önemli bir işarettir.

Acele kamulaştırma uygulamaları uzun süredir kamu yararı tartışmalarının merkezinde bulunuyor. Özellikle büyük şirketlerin faaliyet alanlarını genişletmek için kullanılan bu yöntem, vatandaşın mülkiyet hakkını ve yaşam alanlarını baskı altına alıyor. Danıştay’ın kararıyla birlikte el koyma ve keşif işlemlerinin hukuki zemini ciddi biçimde sarsılmış oldu.

Ama aynı günlerde başka haberler de düşüyor önümüze. Yetmiş yedi kız öğrenci kaldıkları yurtta zehirleniyor. İnsan, “Nasıl olur?” diye soruyor ama artık bu ülkede ihmaller sıradanlaştırılmış durumda. Güvenli olması gereken yurtlar, okullar, sokaklar insanlara korku veriyor.

Kadın cinayetleri ise durmadan artıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme sonrasında yıllarca “aileyi koruma” söylemleri duyduk. Fakat söylemler büyürken kadınların yaşam hakkı küçüldü. Öldürülen kadınların failleri çoğu zaman yabancı değil; eski eş, sevgili, baba, en yakınındaki erkekler oluyor. Bu gerçek, toplumun en temel duygusu olan güven duygusunu yıkıyor.

Bütün bunlar olurken insanların doğaya sahip çıkma iradesi de büyüyor. Akbelen’de yükselen itirazın ardından şimdi Giresun’da yurttaşlar yaşam alanlarını korumak için direniyor. Çünkü insanlar artık şunu görüyor: Bir yerde hukuk geri çekildiğinde, yalnızca ormanlar değil; insan hayatı, güvenlik duygusu ve toplumsal vicdan da zarar görüyor.

Şirketlerin çevre raporlarını, para cezalarını ve yargı kararlarını görmezden gelerek faaliyetlerine devam etmesi yalnızca bir çevre sorunu değildir. Bu aynı zamanda “Ben istediğimi yaparım” anlayışının kamusal düzene yerleşmesidir. Oysa hukuk, güçlü olanın değil haklı olanın güvencesi olmak zorundadır.

Bugün yaşananlar bize önemli bir şeyi hatırlatıyor: Bir toplum sadece ekonomik büyüklükle ayakta kalmaz. Hukukla, adaletle, vicdanla ve birbirine duyduğu güvenle ayakta kalır. Eğer bunlar zayıflarsa geriye yalnızca korku ve yalnızlık kalır.

Ve bütün bu karanlığın içinde insanların hala direnmesi, ses çıkarması, itiraz etmesi belki de en önemli umuttur. Çünkü ancak o zaman ilerideki günlerin gerçekten aydınlık olma ihtimali vardır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER