Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Neval Oğan Balkız
Neval Oğan Balkız

Düşünme! Konuşma! Hak arama! Gülme! Ya Sonra?…

Bütün istediği iyi ya da kötü, kendi kişiliği, kendi hayatı ve şahsi onuru olarak gördüklerini korumak olan sıradan yurttaşı bile tüm zamanlarını bunun için “sürekli bir savunma hali” içinde geçirmek zorunda bırakılıyor.

Konuşan da, konuşmayan da, düşünen de,
güldürene de, birilerinin gülmeyecekleri şeylere gülenler de!
Çevre gezisine çıkanlara da çevreyi koruyanlara da….
Hakkını arayan da!

Şimdi de; #NasuhMahruki tutuklanıyor ve
#LeventÜzümcü ev hapsinde.

Ifade özgürlüğümüz Anayasa bir haktır!

Bir ülkede düşünceyi açıklama özgürlüğünün var olması; “herkese, egemen olan fikirlere, egemen tabulara ne kadar aykırı olursa olsun, yeni fikirler ve bilgiler getirme hakkının” tanınmış ve bu hakkın yasal güvenceye bağlanmış olması anlamına gelir. Yani bu özgürlük; “böyle bir fikir veya bilgi getiren bir kişiye, hiç kimsenin (herhangi bir devlet organının, yargıçların, polisin, vb.) dokunamayacağının, mevcut ya da geçerli olanlara ne kadar aykırı olursa olsun, niteliği veya içeriği ne olursa olsun, yeni bir düşünce veya bilgi getirdiği için, onun başka haklarına zarar verilmeyeceğinin güvence altına alınmış olması” demektir. Anayasada (26.madde ve Temel Hak ve Ozgürlüklerin sınırlanması -öze dokunmama- ) ile ilgili yasalarımızda bu hak ve guvencesi duzenlenmiş.

Açıktır ki bu özgürlük kapsamında “dokunulmaması ya da korunması gereken, yeni bilgi ya da düşünceler değil, bunları getiren kişilerin kendisidir.”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de düşünceyi açıklama özgürlüğüne dair birçok kararında (özellikle Karataş/ Türkiye Kararı 1999) bu bağlantıları kurmuş ve ifade özgürlüğünün; “demokratik toplumun ilerlemesinin ve her bireyin gelişmesinin temel koşullarından biri olduğunu” ve “yalnız taraftar bulan, zararsız ya da ilgilenmeye değmez görülen bilgi ve düşünceler için değil, aynı zamanda devlete ya da nüfusun bir bölümüne kırıcı gelen, şok eden ya da rahatsız eden bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu” karara bağlamış bulunuyor. Mahkeme, “halkın farklı bir perspektiften bilgilendirilme hakkının”, haber alma hakkının da basın özgürlüğünün de düşünceyi açıklama özgürlüğünün bir biçimi olduğunu, “devletin de bu özgürlüklere haksız (şiddete, silahlı direnişe ya da ayaklanmaya kışkırtıcılık niteliği taşıması halleri dışında) karışmama ödevi bulunduğunu” da vurguluyor.

Bugün, ifade özgürlüğü kapsamında, herhangi bir şiddet, tehdit içeriği ve niteliği taşımayan bir açıklamada bulundukları, düsüncelerini açıkladıkları gerekçesiyle yani anayasal ve yasal haklarını kullandıkları koşullarda;” “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçu işledikleri iddiasıyla bir cok kesimden kişi gözaltına alınıyorlar,

Asıl Suç Oluşturan Ifadeler!

“Oruç tutmayan sopalanır, namaz kılmayan öldürülebilir,” diyen hedef gösteren, kin ve düşmanlık yaratan ve hatta halk arasında korku ve panik yaratan tehdit ve suç işlemeye teşvik niteliğinde açıklamada bulunan (Ebubekir Sifil, Halil Konakçı vb) soruşturma bile açılmazken, El Cezire İstanbul muhabiri Amal Zaamta’ nın Alevi toplumuna yönelik nefret söylemi ile katliam çağrısı içeren ifadeleri karşısında da sessiz kalındı.

Yorulduk!

Toplum; ekonomik kriz, zam, yoksulluk, işsizlik, derinleşen sosyokültürel eşitsizlikler, yasaklar, siyasal yönetilemezlik koşullarında bunlamış, algılar üzerinden, hukuku da araçsallaştırarak, “biz/ onlar” şeklinde bölünmekten, maddi gerçekliğe dayalı ‘vatandaş ceza hukuku’ yerine / niyet okumaya dayalı “düşman ceza hukuku” uygulamalarından cok yoruldu!
Artık, yormayın!

SON HABERLER