FONU FONLAMAK DOĞRU MU?

  Birlikte biraz düşünelim. Vatandaşların bankalardaki tasarrufları TSMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) kapsamında belli bir miktara kadar ve belli şartlar dahilinde güvence altındadır. (off-shore, Yurtdışı hesaplar güvence kapsamı dışındadır.) Asrın vurgunu denilen Fon soygununda parayı alıp gidenler ve görevini yapmayan görevliler var. Devlet bunlarla ilgili takip, yakalama, paraları tahsil etme gibi görevlerini yerine getirecektir. Görevini […]

 

Birlikte biraz düşünelim.

Vatandaşların bankalardaki tasarrufları TSMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) kapsamında belli bir miktara kadar ve belli şartlar dahilinde güvence altındadır. (off-shore, Yurtdışı hesaplar güvence kapsamı dışındadır.)

Asrın vurgunu denilen Fon soygununda parayı alıp gidenler ve görevini yapmayan görevliler var. Devlet bunlarla ilgili takip, yakalama, paraları tahsil etme gibi görevlerini yerine getirecektir. Görevini suiistimal eden veya ihmal edenleri de cezalandıracaktır.

Şimdi işin birlikte düşünme kısmına gelelim. Devletin mevduat güvencesinin,  “Bak vatandaş, arabanı şu hız limitlerinde ve şu yollarda kullanmak şartıyla oluşabilecek kazalarda hasarını belli bir tutara kadar öderim” demesinden farkı yok bence.

Peki fon soygununda mağdur olduğunu söyleyen vatandaş ne yapmış?  Yüksek risk alarak yüksek kazanç peşinde koşmuş. Hız limitini, kullanım şartlarını, emniyet tedbirlerini kısacası her kuralı ihlal etmiş. Bire bin kazanacağım hırsıyla hareket etmiş ve parasını kaptırmış.

Soygun anlaşılıncaya kadar, bu saadet zincirinden yüksek getirisini ve ana parasını alıp çıkanlar da olmuştur. Olmayan bir kâr ve olmayan yatırımlar üzerinden ödenen yüksek getiriler saadet zincirinin henüz kırılmadığı bir dönemde, bu sözde fona gelen paralarla ödenmiştir. Çünkü ortada bir kâr yoktur. Soyguncular, havuza gelen paralarla bir süre Ali’nin parasını Veli’ye vererek havuza daha fazla para gelmesini sağlamış, sonrada havuzun tamamını ceplerine doldurup gitmişlerdir. Fon yatırımcısı denilen kişiler yüksek gelir peşinde koşarak yüksek bir riski göze almışlardır. Başkaları bankaların %3 gibi aylık mevduatına razı olurken onlar 1 e 1.000 kazanma hırsıyla hareket etmişlerdir.

Herkesin anaparasının ödeneceği konuşuluyor. Eğer bu söylenti doğruysa, bu faturanın hepimize ödetileceği anlamına gelir ki hiç adil olmaz. Bu fonlara milyonlar belki de milyarca lirası olanlar para kaptırmış olabilir. Yani zenginlerin zararını emekliye, memura, işçiye, köylüye ödetmekten söz ediliyor. Bunu yapabileceklerini hiç sanmıyorum. Yalnızca vicdanını değil aklını da kaybetmiş olanlar böyle bir çözüm üretebilir.

Öncelikle bu fonlardan gelir adı altında para kazanan bütün Fatma Betül Sayan Kaya’lar aldıklarını iade etmelidirler. Küçük büyük ayrımı yapılmadan, bir lira, bir milyar farkı gözetilmeden herkes bu kirli havuzdan, yani fondan elde ettikleri bu hayali kazançları iade etmelidirler. Çünkü elde ettikleri kâr değil başka bir mağdurun parasıdır. Bu haksız kazançları iade etmeyenlerden amme alacağı hükümlerine göre tahsil edilmelidir.

Bizim halk olarak yüksek kazanç peşinde koşan çok para sahiplerinin, çok parasını ödemeye niyetimiz de gücümüz de yok.

Birlikte düşündük, şimdi birlikte yanıt verelim.

Fon vurgunun faturasının halka ödetilmesi size doğru geliyor mu? Sizce adil olur mu?

Kazanç benim ama risk hepimizin diye bir kural olabilir mi?

FONZEDELER,   FONZADE DE OLABİLİRLERDİ. O ZAMAN “ALIN KÂR’IMIN BİR KISMINI SİZE VEREYİM DİYECEKLER MİYDİ?

 

 

 

Exit mobile version