Gazetemizin 60. Yılı, Babamın 60. Yaşı

  Bu yazıyı, her şeyden önce benim için çok kıymetli olan babam İbrahim Seyfittinoğlu’na; ardından bu gazeteye yıllarca emeğini ve sevgisini vermiş amcam Sinan Seyfittinoğlu’na ve hiç tanıyamamış olsam da sevgisini, izlerini ve ailemizin hayatındaki yerini daima hissedebildiğim dedem Nezih Gassan Seyfittinoğlu’na bir armağan ve bir vefa borcu olarak yazıyorum. Böylesine köklü ve hikâyesi derin […]

 

Bu yazıyı, her şeyden önce benim için çok kıymetli olan babam İbrahim Seyfittinoğlu’na; ardından bu gazeteye yıllarca emeğini ve sevgisini vermiş amcam Sinan Seyfittinoğlu’na ve hiç tanıyamamış olsam da sevgisini, izlerini ve ailemizin hayatındaki yerini daima hissedebildiğim dedem Nezih Gassan Seyfittinoğlu’na bir armağan ve bir vefa borcu olarak yazıyorum.

Böylesine köklü ve hikâyesi derin bir ailenin parçası olmak beni her zaman gururlandırdı. Fakat bugün bu satırları yazmamın asıl sebebi, bütün bu hikâyenin içinde benim için çok özel bir yere sahip olan bir insan: babam.

Babamı tek bir kelimeyle anlatmam gerekse belki de “disiplin” derdim. Fakat büyüdükçe anladım ki onun disiplini yalnızca kurallardan ibaret değildi. Sorumluluk almaktı, başladığı işi yarım bırakmamaktı, ailesinin arkasında durmaktı. Yapamadığım bir şey olduğunda bana kendimi suçlu hissettirmeden, sessizce orada durabilmekti.

Babamın annemle kurduğu iletişime, yıllar içerisinde birbirlerinin yanında duruşlarına hep hayranlıkla baktım. Dört çocuğunun her biriyle kurduğu birbirinden farklı ilişkiyi, her gördüğümde yüzümde sıcak bir gülümseme belirir. Çünkü hepimize aynı sevgiyi, fakat her birimizin ihtiyacı olan başka bir biçimde vermeyi bildi.

“Babam arkamda” derler ya… Benim için babam yalnızca arkamda duran biri olmadı. Her zorlandığımda yanımda olduğunu hissettiren, yargılamadan anlamaya çalışan, düştüğümde kaldırmaktan önce kendi ayaklarımın üzerinde durabilmem için bana güç veren biri oldu.

Bana ve kardeşlerime güzel bir gelecek için yalnızca tek bir yol olmadığını öğretti. Kendimizi geliştirdiğimiz, emek verdiğimiz ve yürümekten vazgeçmediğimiz her yolun önümüzde yeni bir ışık yakabileceğini gösterdi.Ertelemeden anı yaşamanın değerini bize en güzel anlarla hissettirdi.

Onun varlığı; annem Hilda Seyfittinoğlu’na, kardeşlerim İdil, Deniz ve Ali Nezih Seyfittinoğlu’na ve bana yıllardır güç ve huzur verdi. Ve vermeye devam ediyor.

Bu yıl ise benim için çok özel iki sayı yan yana geliyor.

1966 yılında kurulan Antakya Toplumcu Halk Gazetesi 60. yılını yaşarken, babam İbrahim Seyfittinoğlu da bugün 60 yaşına giriyor. Bir gazetenin ve bir insanın aynı yaşta buluşması belki yalnızca güzel bir tesadüf. Fakat benim için bundan biraz daha fazlası.

Dedemin kurduğu, amcam Sinan Seyfittinoğlu’nun bayrağı daha da yukarı taşıdığı, babamın ve halalarımın emeğiyle yaşamaya devam eden bir gazetenin sayfalarında, bugün onların üçüncü kuşağından biri olarak bu satırları yazabilmek, bana “miras” kelimesinin yalnızca sahip olunan şeylerden ibaret olmadığını hatırlatıyor. Asıl miras; kuşaktan kuşağa aktarılan emek, sorumluluk, bağlılık ve içtenliktir.

Babamın bu gazeteyi ayakta ve güçlü tutmak için verdiği emeği gördükçe, ben de bu hikâyenin yalnızca seyircisi olmamam gerektiğini daha iyi anlıyorum. Bu gazeteye emek veren onca ismi 60 yıla sığdırmak mümkün değil. Fakat o emeğin boşa çıkmaması, gelecek kuşaklara taşınması ancak bizim de üzerine kendi emeğimizi koymamızla mümkün. Kim bilir belki bu yazı gelecek bir çoğunun yalnızca ilki.

Babamın 60. yaş günü yaklaşırken ona ne hediye edebileceğimi uzun uzun düşündüm. Maddiyattan çok maneviyata değer veren böylesine kalender bir insana verilebilecek hediyeler arasında en anlamlısının, kendi babasının emeği ve alın teriyle kurulmuş bu gazetenin bir köşesinde ona birkaç satır bırakmak olabileceğini düşündüm. Gazetedeki ilk yazımın da babamın 60. Yaşı için olması bambaşka bir önem ve değer taşıyor benim için.

Çocukken bana söylediğin Ezginin Günlüğü’nün “Dutağacı” şarkısını bugün duyduğumda hala önce senin sesini hatırlıyorum.Bir şarkının insanı yıllar sonra yeniden çocukluğuna götürebileceğini o zaman bilmiyordum.

Bugün onun 60. yaşında dönüp baktığımda, bize bıraktığı en değerli şeylerden birinin bu olduğunu düşünüyorum: Bir insanın arkasında bırakabileceği en güzel izin, başka insanların hayatına kattığı iyilik olduğuna inanmak.

Babacığım,

Varlığınla dört çocuğunun yoluna ışık tuttuğun, ışık tutmanın yetemediğini düşündüğün zamanlarda ise annemle birlikte hiç tereddüt etmeden yanımızda yürüdüğün için sana sonsuz teşekkür ederiz.

Senin yetiştirdiğin bir evlat olarak sana layık bir insan olabilmek, taşıdığın değerleri anlayabilmek ve bir gün onları bizden sonrakilere aktarabilmek benim için yalnızca bir gurur değil, aynı zamanda bir vazife.

Bugün 60 yaşındasın.

Gazeten de 60 yaşında.

İkinizin de daha anlatacak çok hikâyesi olduğuna inanıyorum.

Ve senin ağzından dinleyeceklerim için sabırsızım:)

İyi ki doğdun baba.

Ece Seyfittinoğlu

30 Eylül 2026

Exit mobile version