Geri dönüşler mi?

Geri dönüşler mi?

Cinsel istismar mı?

Suriye iç savaşı ile birlikte Türkiye’ye zorunlu olarak göç etmek zorunda kalan milyonlarca Suriyelinin varlığı, Türkiye’nin, 9 Ekim’de Suriye’nin kuzeyine yönelik başlattığı askeri operasyon ile bir kez daha tartışma konusu oldu. En çok da, ne kadarının geri döneceği noktasında! Peki ya, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi’nin gündeme taşıdığı “cinsel şiddet mağduru mülteci çocuk” sayısı! Bu konuda ne biliyoruz?

Hatay, İstanbul, Mardin, Gaziantep, Şanlıurfa ve diğer illerde yeni bir yaşam kuran, 2011’den bu yana ülkelerinde süren iç savaşın tüm yıkıcı etkilerinden uzak yeni umutlar yeşerten Suriyeli sığınmacılar, son günlerde, ‘Güvenli Bölge’ başlığında ‘Ne kadarı geri döner’ sorusunun hedefinde! Türkiye’nin, 9 Ekim’de Suriye’nin kuzeyine yönelik başlattığı askeri operasyon ile gelişen sürecin adresinde biriken ‘Ankara Rakamı’, yaklaşık “2 Milyon Sığınmacı”! Ancak bu konuda yapılan alan araştırmaları, bu sayıya ulaşmanın oldukça zor olduğu yönünde! Çünkü Türkiye’de yaşayan Suriyeliler, artık geri dönmek istemiyor. Özellikle de Suriyeli Kürtler…
-KAÇAK YOLLA!-
EuroNews haberden Dilek Gül’ün haberine göre, 7 sene önce savaş nedeniyle, Türkiye’ye Kilis üzerinden kaçak yollarla giriş yapan Afrinli A.R., Suriye’de yeni bir yaşam kurmanın bu saatten sonra zor olduğunu düşünüyor. A.R.’nin ailesi Afrin’den çıkmamakta direnmiş, ancak A.R., bölgede ağırlaşan yaşam koşulları nedeniyle üç çocuğu için Türkiye’ye gelmek zorunda kaldığını anlatıyor.
“Suriye savaşı ile birlikte hayatımızda her şey değişti. Başka bir ülkeye yerleşme kararı kolay olmadı, ama maddi olarak zorlanmaya başladığımızda, Afrin’den çıkmanın en doğrusu olduğuna karar verdik.”
-GÜVENLİ DEĞİL!-
Şimdiki operasyon nedeniyle de endişeli, A.R.! Çünkü güvenli bölgeye, Arapların ve Milli Suriye Ordusu mensuplarının yerleştirileceğini düşünüyor. O nedenle, “güvenli bölge, Kürtler için güvenli değil” diyor.
Afrinli R.S. de aynı görüşte. O da kaçak yollarla Türkiye’ye yedi yıl önce giriş yapmış ve güvenli bölgeye gitmek istemiyor. Çünkü oranın hem çocukları hem de ailesi için güvenli olmadığını düşünüyor. Türkiye’de diken üstünde olduklarını da sözlerine ekleyen R.S., neden geri dönmek istemediğini ise şöyle anlatıyor:
“O bölgede yaşayacak olan Kürt kalmadı zaten. Herkes göç etti. Yurtdışına gitti. Şimdi amaç, oraya ÖSO’cuları yerleştirmek ve Kürtlerin birlikteliğini dağıtmak. Şu anda Afrin’e dönemiyorsak, nedeni orada Türk askerleri yerine, muhaliflerin olması. Sözde Afrin, Türkiye kontrolünde, ama bir tane Türk askeri varsa, on tane muhalif var. Ve muhalifler, Kürtlere eziyet ediyorlar. Malımızı yağmalıyorlar, zeytin bahçelerine el koyuyorlar. Sahipsiz buldukları her şeyi yağmalıyorlar. Uluslararası güçler bunları çıkarsın Afrin’den, biz de dönelim. Ben Türkiye’de de kalmak istemiyorum. Üç kez Avrupa’ya gitmeyi denedim, ama olmadı. Ancak Suriye’ye de dönemeyiz! Muhaliflerin elinde kalırız.”
-ÇOCUKLAR!-
Yaşananlar, sadece ‘ne kadarı geri dönecek’ kısmında değil! Ama bir konu daha var ki, çok hassas… Eldeki son verilere göre, Türkiye’de cinsel şiddet mağduru mülteci çocuk sayısının, 2017’de yüzde 736 artarak bin 421’e yükseldiği ortaya çıktı. Cinsel istismara uğrayan mülteci kız çocuklarının yüzde 90’ını ise Suriyeliler oluşturdu.
-BAKANLIK VERİSİ-
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi tarafından İçişleri Bakanlığı’nın verileri kullanılarak hazırlanan yeni bir raporla, Türkiye’nin kanayan yarası “cinsel saldırıların” yeni hedef grubunun mülteci çocuklar olduğu gözler önüne serildi.
Türkiye’de cinsel istismara uğrayan mülteci çocukların yüzde 90’ını, kız çocukları oluşturdu. Bu rakam, cinsel şiddete maruz kalan Türk vatandaşı kız çocuklarının sayısındaki önlenemeyen yükselişle de paralel bir artış sergiliyor.
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün son verilerine göre, Türkiye’de geçici koruma altında bulunan Suriyelilerin yüzde 47’si, 18 yaşından küçük. Dolayısıyla Türkiye, 1 milyon 721 bin 717 çocuğa ev sahipliği yapıyor ve bunların da yüzde 84’ü, yani 1 milyon 446 bin 139’u 15 yaşından küçük.
“Yabancı Uyruklu Çocuklara Yönelik Cinsel Suç Atlası” adlı Rapor, Türkiye’de cinsel saldırıya uğrayan mülteci çocuk sayısının 2014-2017 yılları arası dönemde 2 bin 792 olduğunu, 2014 yılında 170 mülteci çocuk cinsel şiddet mağduruyken, bu rakamın 2017 yılında yüzde 736 düzeyinde arttığını ve 1421’e yükseldiğini ortaya koyuyor.
2016 yılında bu rakam 916 idi. Rapor, İçişleri ve Adalet Bakanlığı tarafından TUİK’e sunulan “Suça Sürüklenen ve Suç Mağduru Çocuklar” verilerinden derlendi.
-HATAY LİSTEDE!-
2017 yılında, haftalık olarak cinsel saldırıya uğrayan mülteci kız çocuğu sayısı, 25 olarak belirtiliyor. Aynı rapora göre, 2017 yılında cinsel şiddet mağduru olan toplam çocuk sayısı, 2016 yılına oranla yüzde 43 oranında artış gösterirken, İçişleri Bakanlığı verilerine bakıldığında, 2016 yılında cinsel suç mağduru olan yabancı uyruklu çocuk sayısı, 992. 2014-2017 yılları arasındaki dönemde, mülteci kız çocuklarının en fazla cinsel şiddete uğradığı kent ise, Ekim ayı verilerine göre nüfusunun yaklaşık üçte birinin mültecilerden oluştuğu ve 440 bin 336 mülteciye ev sahipliği yapan Hatay! Hatay’ı; Mersin, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kilis, İzmir, Konya, Adana ve Urfa takip ediyor.
-REFAKATSİZLER-
Öte yandan, savaştan “refakatsiz” olarak gelen mülteci çocuklara dair rakamlara erişim mümkün olmadığı için, bu tablo, söz konusu çocukların durumunu kapsamıyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, yaptığı açıklamada, “Suriyeli sığınmacıların yalnızca yüzde 2’si, devlet kontrolü altında olan Geçici Barınma Merkezlerinde ikamet ediyor. Yani milyonlarca çocuk, ebeveynleri ya da kendilerini ebeveynleri olarak tanıtan, ancak bu ifadenin doğruluğunu kesin olarak bilemeyeceğimiz diğer göçmenlerle birlikte kentlere yayılmış durumdalar” diyor. Ancak İlgezdi, “Bu veriler, buzdağının görünen yüzüdür” derken ekliyor:
“Sadece kayıt altına alınan suçlardan ve mağdurlara ilişkin verilerden oluşmaktadır. Bir de korktuğu, çevresinden baskı gördüğü için sustuğunu bildiğimiz çocukların ve kadınların varlığını da göz önünde bulundurursak, önümüzdeki tablo daha da korkunç bir hale geliyor.”
-ÇOCUK GELİNLER-
İstismarın bir boyutu da, elbette çocuk yaştaki Suriyeli mülteci kızlarla yapılan evlilikler. Türkiye’de 3,5 milyon çocuğun, Medeni Kanun’a uygun olan 17 yaştan önce evlendirildiği düşünüldüğünde, sorun daha çetrefilli bir hal alıyor.
İlgezdi, “Ne yazık ki bu raporun üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen, somut adım atılmadı. Atılmadığı gibi de, Türkiye’de resmi nikah kıyılmadan imam nikahı kıyılması suç olmaktan çıkartıldı, bir bakıma alan açıldı” diyor ve sözlerini noktalıyor:
“Hala tecavüzcüsüyle evlendirilen çocukların mağduriyetine şahit oluyoruz. Çocukların erken yaşta evlendirilmesi gerektiği yönünde ‘fetva’ verenlerin yargı tarafından korunduğunu, ceza almadıklarını ve cezasızlık kültürü yaygınlaştıkça da, istismar ve şiddet vakalarının yaygınlaştığını görüyoruz.” -Tamer Yazar-

(Visited 1 times, 1 visits today)