Geride kalan Suriye adına… Telefonlarda kalan hatıralar…

Geride kalan Suriye adına… Telefonlarda kalan hatıralar…

Suriye’de iç savaş, on yıldan bu yana devam ediyor. Şam rejiminin, ülkenin yüzde 70’inde yeniden kontrolü sağladığı belirtiliyor. 10 yıllık iç savaşta 387 bin kişi hayatını kaybederken, milyonlarca Suriyeli ise ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Hatay ve diğer kentler, bu milyonların adresinde duranlar…

15 Mart 2011’de, ülkenin güneyindeki Dera kentinde başlayan çatışmalarla alev alan Suriye’deki iç savaşın onuncu yılı geride kalırken, Birleşmiş Milletler (BM), Suriyeli mültecilerin durumunun giderek kötüleştiği uyarısında bulunuyor. Salgının gölgesinde ne yeterince test, ne de yeterince aşının olmadığı ülke coğrafyasındaki yoksulluk ise gitgide kötüleşiyor. Yerinden edilen sivillerden yaklaşık 450 bininin evlerine döndüğü gerçeğinde ise geride kalan milyonlara işaret ediliyor, Türkiye’de doğan, büyüyen yeni neslin ülkelerine dönüşe soğuk baktıkları gerçeği ise unutulmuyor…
-GÖÇ HİKAYESİ!-
2011 öncesi nüfusu 22-23 milyon civarında olan ülkede, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre, 6,6 milyon Suriyeli ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Bu kişilerin yaklaşık 3,6 milyonuna Türkiye tek başına ev sahipliği yapıyor. Hatay, Şubat ayı itibariyle bu kalabalığın 436 bin 264’üne ev sahipliği yapıyor ve bu rakamla da İstanbul ve Gaziantep’in ardından üçüncü sırada yer alıyor.
-TÜNELİN SONU!-
Bu konuda tespit yapan isimlerden biri, Hatay’ın Reyhanlı ilçesi Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye gönderilen yardımların koordinasyonunda duran Türk Kızılayı’nın tepesindeki isim, Genel Başkan Kerem Kınık… Deutsche Welle Türkçe’den Hilal Köylü’ye yaptığı açıklamasında “Suriye’de, tünelin ucunda ışık yok” diyen Kınık, çatışmalar sürdükçe, yardımların yetersiz kalacağını düşünüyor.
Savaşın başladığı günden bugüne, hem Suriye’de kalanlara, hem de Türkiye’ye sığınanlara insani yardım ulaştıran Türk Kızılayı, uluslararası toplumun, Suriyelilere taahhüt ettiği yardımların tamamını gerçekleştiremediğinden yakınıyor. Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, Suriye’de çatışmasızlık ve güven ortamı oluşturacak mekanizmaların kurulamadığını belirtirken “Barış çabaları da sonuçsuz. İnsan haklarını temel alan uluslararası bir yardım taahhüdü olmadıkça sonuç alamayacağız” mesajı veriyor.
-10 YIL OLDU!-
Geçen 10 yıla dair gözlemlerini paylaşan ve “Bugün, Suriye diye bir devletten bahsetmek mümkün değil. Her şeyini yitirmiş, 20 milyonluk bir kitleden bahsediyoruz” diyen Kınık, 13,5 milyon Suriyelinin an itibariyle insani yardıma muhtaç olduğunun altını çiziyor. Kınık, Suriye’de şu an 2 buçuk milyon çocuğun okula gidemediğini, 6 milyon kişinin de barınmaya muhtaç olduğunu hatırlatıyor.
Kınık’ın verdiği bilgiye göre, sadece geçen sene Suriye için 3.8 milyar dolarlık bir insani yardım çağrısında bulunuldu. Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer insani yardım aktörlerinin bu çağrısının yalnızca yüzde 55’inin fonlanabildiğini aktaran Kınık, “Dünya, geçen sene savunma sanayine yaklaşık 2 trilyon dolar harcadı, ama bütün bir insani yardım sektörüne 100 milyar dolar bulamadık. Bunun acısını Suriye çekiyor” eleştirisini getiriyor.
Kınık, uluslararası topluma, “Silahla, askeri çatışmayla gidilebilecek bir yer yok. Tek yol, insan haklarını odağa alan, gerçekçi, yaptırımı olan uluslararası bir taahhüt. Suriyeliler nerede yaşarsa yaşasın, dünyanın onlara bir koruma taahhüdü vermesi gerekiyor” çağrısı yapıyor.
-81 İLDELER!-
Kınık’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye içindeki 3 milyon 600 bin Suriyeliye düzenli destek sağlanıyor. 16 toplum merkezinde Türkçe ve meslek eğitimi alan Suriyelilerin Türkiye’ye uyumuna dönük, Avrupa Birliği (AB) dahil, tüm uluslararası kuruluşlarla birlikte proje yürütülüyor. 630 bin Suriyeli çocuk, AB ve UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) işbirliğiyle burs alıyor.
Kızılay yardımları, Hatay’ın Cilvegözü Sınır kapısı üzerinden Suriye’nin içine de uzanıyor ve 4 milyon insana koruma desteği sunuluyor. Kurum, Sağlık Bakanlığı ile birlikte, Suriye’nin kuzeyinde 8 hastane ve 40 tıp merkezi işletiyor.
Suriye içinde bilinen 44 bin kovid vakası olduğunu söyleyen Kerem Kınık, bu hastaların da sağlık merkezlerinden düzenli hizmet aldığını ve Türkiye’deki Suriyelilerin de aşı programı dahilinde aşılanacağını belirtiyor.
Türkiye’den Suriye’ye, yıllık 100 bin ton un sevkiyatı yapılıyor. Kızılay, 10 yılda Suriye’ye 8 milyon gıda kolisi, 65 milyon battaniye, 3 milyon kişisel koruyucu hijyen kiti ulaştırdı.
-DÖNMEK Mİ?-
Suriye krizinin ilk yıllarında 40’a yakın sığınmacı kampı açan Türkiye, zamanla kampları kapatıp, uyum politikalarını güçlendirme yoluna gitti. Bugün sadece 5-6 kamp kaldığını ve bu kamplarda 30 bine yakın insan kaldığını anlatan Kerem Kınık, Türkiye geneline dağılan Suriyelilerin ise “geçici koruma statüsünde” yaşamlarını sürdürdüğünü söylüyor.
Peki, Türkiye’deki Suriyeliler evlerine dönebilecekler mi, istiyorlar mı bunu? Kızılay, bu konuda da çalışmalar yapıyor. Kızılay anketlerine göre, Suriyeliler, “Savaş ortamı biterse, güvenlik ve sağlıklı yaşam koşulları sağlanırsa evime giderim” diyor.
Kızılay Başkanı Kınık, Suriyeli sığınmacılar ile Türk vatandaşlarının uyum içinde yaşadıklarına da dikkat çekiyor. Suç istatistiklerine göre, Türkiye’deki Suriyeliler, Türklerden daha az oranda suça karışıyor. Türk vatandaşlarında bu oran yüzde 3’teyken, Suriyeliler arasında bu oran 1,3’e düşüyor. “Türkiye’de, bugün 20 binden fazla mülteci iş kurdu, istihdam yarattı” diyen Kınık, başarılı bir uyum süreci gerçekleştiğini, Suriyelilerin gerilim unsuru olmadığını anlatıyor.
-40 MİLYAR DOLAR-
Kerem Kınık, Türkiye’nin ve uluslararası toplumun Suriyelilere yardımının mali boyutu hakkında da bilgi verdi.
Buna göre Kızılay, 10 yılda, Suriye’ye sınır ötesi operasyonlar için yaklaşık 3 milyar 540 milyon liralık bir yardım ulaştırdı. Bu da, 54 bin 807 tır insani yardım malzemesi anlamına geliyor. Suriye’nin içinde ise BM ve paydaşları tarafından krizin başladığı günden bu yana yıllık 2 milyar dolar harcandı.
Türkiye’nin yardımlarının 40 milyar doları bulduğunu anlatan Kınık, “Bu, 40 milyar dolar karşılığı olan bir kamu hizmetidir. Zaman zaman, ‘Türkiye, bütçesinden 40 milyar doları çıkardı ve mültecilere dağıttı’ gibi bir algı yaratılıyor. Böyle değil. Bu, verilen kamu hizmetlerinin, Türkiye’deki maliyetlerle fiyatlandırılması sonucu elde edilmiş rakamlar” açıklamasında bulunuyor.
-GÜÇ SAVAŞI!-
10 yıllık savaşın gerisinde kalan yıkıntılar içindeki güç savaşı, ülke içinde nasıl dağılıyor peki? Eldeki son bilgiye göre, Şam Yönetimi; güneydeki Dera, Kuneytra illerini, başkent Şam’ı, Doğu Akdeniz kıyısındaki Lazkiye ve Tartus’u ve ülkenin orta kesimindeki Humus’u tümüyle elinde tutuyor. Ülkenin orta kesimdeki Hama, kuzeydeki Halep ve doğudaki Deyrizor illerinin merkezine de rejim güçleri hakim. Bu bölgeler, ülkenin yüzde 60’ından fazlasına tekabül ediyor.
Muhalifler ise İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’nde, Fırat Kalkanı Harekatı bölgesi, Zeytin Dalı Harekatı’yla terörden temizlenen Afrin ilçesi, Fırat Nehri’nin doğusunda Barış Pınarı Harekatı’yla kurtarılan Tel Abyad ve Rasulayn ilçelerinde varlık gösteriyor.
ABD’nin desteğini alan terör örgütü YPG/PKK, ülkenin kuzeyindeki Münbiç ve Tel Rıfat ilçeleri ile Fırat’ın doğusundaki bölgeleri işgalinde tutuyor. Terör örgütü DEAŞ ise Humus çölü olarak bilinen ve Şam Yönetimi kuşatmasındaki küçük bölgede varlığını sürdürüyor.
-SON SÖZ!-
Bir süre Reyhanlı’da kaldıktan sonra, Antakya’ya geldiklerini söyleyen yaşlı bir Suriyelinin ülkesi için söyledikleri ise ne yardımlar, ne güç savaşları, ne de siyaset üzerine…
“Yanımızda getirebildiğimiz eşyalardan biri de aile albümümüz. Kimi siyah-beyaz, kimi renkli. Savaşla beraber, o fotoğraflardakilerin çoğu ya öldü, ya işkenceye maruz kaldı, ya kayboldu. Eşimi, bu süreçte kaybettim. Dayanamadı… Çocuklar var şimdi, torunlar da. Ama yarın yok! Ne olacak, buna cevap yok! Ülke ise ha var, ha yok! Ne var? Nefes alıyoruz, ama nasıl, sorsana!” Tamer Yazar

(Visited 1 times, 1 visits today)