Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Habersiz elektrik kesintisine KADOP’un Eleştirisi: ‘Sesimizi Duyan Var mı?’

Antakya’da yaşayan depremzedelerin elektrikleri,

Antakya’da yaşayan depremzedelerin elektrikleri, herhangi bir bildirim yapılmadan aniden kesildi. Bu duruma tepki gösteren Kadim Antakya Dostları Derneği (KADOP), yetkililerin yetersiz yaklaşımını ve organize olamama sorunlarını eleştirdi.
6 Şubat ve 20 Şubat depremi sonrasında yaşanan kaotik ortamda on binlerce canın kaybedildiği belirtilen açıklamada, devlet kurumlarının harekete geçmekte geç kaldığı ve organizasyon zorluklarıyla karşılaştığı ifade edildi. Antakya, Defne ve Samandağ’da yaşayan afetzedelerin halen yaşam mücadelesi verdiği vurgulandı.
Kadim Antakya Dostları Derneği’nin yayımladığı açıklamada, özellikle Toroslar Tedaş ile Valilik ve AFAD arasında elektrik bedellerinin ödenmesi konusunda yaşanan sıkıntının ve elektrik kesintilerinin sürdüğü belirtildi. Siteler, bürolar ve iş yerlerinin sürekli su baskını altında kaldığı ve ulaşım sorunlarının arttığına dikkat çekildi.
Ayrıca, devlet kurumlarının şeffaf çalışma eksikliği ve yerel halkın sürece dahil edilmemesinin, sorunların çözümünü zorlaştırdığı ifade edilen açıklamada, Antakya’nın geleceğinin endişe verici olduğu ve umutsuzluk içinde olduğu belirtildi.
Depremzedelerin yaşadığı çaresizlik ve umutsuzluk duygularına dikkat çekilen açıklamada, yöneticilerin bilinçli tercihlerinin ya da bilinçsiz yönetim anlayışının ileriki zamanlarda netleşebileceği belirtildi. Ancak, iş işten geçmeden sorunların çözülmesi gerektiği vurgulandı.

Kadim Antakya Dostları Derneği, tarafından yayımlanan açıklama şu şekilde ;

“Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat ve Antakya merkezli 20 Şubat depremlerinin neden olduğu yıkımla birlikte devlet kurumlarının harekete geçmekte geç kalması ve organize olamaması nedeniyle yaşanan kaotik ortamda on binlerce canımızı kaybettik. Depremin alamadığı canlarımızın bir kısmını da bu gecikme ve organizasyonsuzluk aldı. Yaşam hakkı ihlallerini, nitelikli barınma hakkı, sağlıklı çevre hakkı, mülkiyet hakkı, sağlık, eğitim, adalet, enerji, ulaşım ve diğer altyapı hizmetlerinden yararlanma sorunları izledi. Yağan yağmurlar su baskınlarına dönüşüyor. Depremin üzerinden yaklaşık 16 ay geçmiş olmasına rağmen afetzedelerin çilesi devam ediyor. Devlet kurumlarının sorunlara yaklaşımındaki bilgi ve deneyim yetersizliği, gecikmelere ve organizasyon zaaflarına neden oluyor ve sorunları büyütüyor. Antakya, Defne ve Samandağ’da afetzedeler yaşam mücadelesi veriyor. Yaşanan sorunların en son örneği; Toroslar Tedaş ile Valilik ve AFAD arasında elektrik bedellerinin ödenmesi konusunda sıkıntı yaşanması ve bu sorunun bugüne kadar aşılamamasıdır. Zira bugün, Valilik ve AFAD tarafından kurulmuş esnaf çarşıları ile serbest meslek çalışanlarının sitelerinin elektrikleri, herhangi bir bildirim dahi yapılmaksızın, haber verilmeden ve süre tanınmadan aniden kesilmiştir. Kesintinin nedeni hakkında dahi bilgi verilmemiş, ancak öğleden sonra şikayetlerin her yerden artması sonucu bilgi sahibi olunmuştur.” Antakya’yı bekleyen gelecek “Sitelerimizin, bürolarımızın, konteynerlerin, iş yerlerinin sürekli su baskını altında kalması ve ulaşım sorunları yetmezmiş gibi zor şartlar altında varlığını sürdürmeye çalışan esnaf ve serbest meslek çalışanları için iş hayatı bitmek bilmeyen sonu gelmez bir çileye dönüşmüştür. Devlet kurumlarının bir türlü şeffaf çalışmayı hayata geçirememesi, şehrin ihtiyaçları ve yönetimi konusunda yerel halkı, STK’ları, Meslek Örgütlerini, yerel yönetimleri, üniversiteleri sürece katmaması, kaosun her gün daha fazla büyümesine, sorunlara çözüm üretmenin sonu gelmez bir belirsizliğe sürüklenmesine yol açmakta ve afetzedeleri umutsuzluğa ve çaresizlik duygusuna sürüklemektedir. Değerli halkımız, Hatay’ın büyük bir yıkım yaşadığına devlet ve kamuoyunu halen yeterince ikna edemediğimizi gözlemlemek, üzüntümüzü çaresizliğimizi katlanılmaz boyutlara taşımaktadır. Geleceğe olan bakışımız artık endişeli olmaktan çıkmış ve umutsuzluk halini almış, istemeyerek de olsa terk edilmişliği kabullenme noktasına gelmiştir. Düştüğümüz bu halin yöneticilerin bilinçli bir tercihi mi yoksa bilinçsiz bir yönetim anlayışı mı olduğu konusunda yaşadığımız tereddütler ileriki zamanlarda belki de giderilecektir. Ancak, o gün geldiğinde umarız ve dileriz ki iş işten geçmemiş olur. Çünkü Antakya’yı bekleyen gelecek, para ve özel çıkar motivasyonu ile şehre doluşmuş olanların yaratacağı bir gelecektir ve bu gelecek de insan hakları, güvenlik, sağlık, tarih, kültür, estetik ve değer yargılarını tüketecek niteliktedir. Buradan bir kez daha deprem sabahı duyduğumuz çığlıkları sizinle paylaşıyoruz: Sesimizi duyan var mı?” – İlyas Yiğit-