Hatay’da konteyner kentlerin boşaltılmasına yönelik takvimin netleşmesi, depremzedeler arasında büyük bir tedirginlik yarattı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) 30 Haziran 2026 tarihine kadar tahliye sürecini tamamlamaya yönelik başlattığı uygulama, sahadaki mevcut koşullar nedeniyle tartışmaları da beraberinde getirdi.
7 Günlük Süre Şartı Tepki Çekti
Yetkililer tarafından gönderilen resmi yazıya göre, anahtar teslimi yapılan hak sahiplerinin kendilerine tahsis edilen konteynerleri 7 gün içinde boşaltması gerekiyor. Süreye uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacağı belirtilirken, gerektiğinde kolluk kuvvetlerinin devreye gireceği ifade edildi.
Ancak konteyner kentlerde yaşamını sürdüren depremzedeler, bu sürenin gerçekçi olmadığını savunuyor. Birçok vatandaş, teslim edilen konutların henüz yaşanabilir durumda olmadığını, altyapı ve ulaşım sorunlarının devam ettiğini dile getiriyor.
“Ev Var Ama Yaşam Yok”
Depremzedeler, “Anahtar teslim edildi ama evler hazır değil” diyerek tepkilerini dile getiriyor. Özellikle bazı bölgelerde elektrik, su ve ulaşım gibi temel ihtiyaçların tam anlamıyla karşılanamadığı, bazı konutlara ise teslimden aylar sonra taşınılabildiği belirtiliyor.
Konteyner kentte yaşayan bir vatandaş, “Eylül ayında teslim edilen evler var ama hâlâ oturulabilir değil. Bize verilen süre ise sadece 7 gün. Bu şartlarda nereye gideceğiz?” sözleriyle yaşanan belirsizliği özetledi.
Valilik: “Erteleme Yok”
Hatay Valiliği ise sürecin planlandığı şekilde ilerleyeceğini vurguluyor. Daha önce yapılan uyarıları hatırlatan Vali Mustafa Masatlı, konteyner kentlerin boşaltılması konusunda yeni bir ertelemenin gündemde olmadığını net bir şekilde ifade etmişti.
Bu açıklamalar, sürecin geri dönülmez bir aşamaya geldiğini ortaya koyarken, sahadaki hazırlıkların yetersiz olduğu yönündeki eleştiriler de giderek artıyor.
Barınma Endişesi Büyüyor
Uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri, geçiş sürecinin daha planlı ve kademeli yürütülmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Aksi halde, konteyner kentlerin boşaltılmasıyla birlikte yeni bir barınma krizinin yaşanabileceği uyarısı yapılıyor.
