Hatay’da uluslararası katılımlı iklim zirvesi
Türkiye’nin COP31 başkanlığı süreci kapsamında Hatay, önemli bir uluslararası buluşmaya ev sahipliği yaptı. “Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler” panelinde farklı ülkelerden bakanlar, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşların temsilcileri bir araya geldi.
Panelde, özellikle 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yeniden inşa süreci devam eden Hatay, “dirençli şehir” yaklaşımının somut örneği olarak ele alındı. Programda, afetlere dayanıklı konutlar, sıfır atık uygulamaları ve yenilenebilir enerji entegrasyonuna sahip şehir planlamaları gündeme taşındı.

“Şehirlerin gücü artık direncinden ölçülüyor”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, konuşmasında şehirlerin tanımının değiştiğini vurgulayarak, artık büyüklük ya da ekonomik kapasitenin tek başına belirleyici olmadığını ifade etti.
Kurum, günümüz dünyasında şehirlerin gücünün; afetlere hazırlık düzeyi, güvenli yaşam sunabilme kapasitesi ve sürdürülebilir altyapısıyla ölçüldüğünü belirtti. Hatay’ın bu anlamda özel bir konumda bulunduğunu dile getiren Kurum, kentin yeniden inşa sürecinin sadece fiziksel yapılarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda sosyal hayatın da yeniden kurulduğunu ifade etti.
Deprem sonrası yürütülen çalışmalara değinen Kurum, Hatay’da “Asrın İnşa Seferberliği” kapsamında modern, çevre dostu ve afetlere dayanıklı konutların hayata geçirildiğini aktardı.
İklim değişikliği artık küresel bir gündem
Bakan Kurum, konuşmasının dikkat çeken bölümünde iklim değişikliğine ilişkin küresel dijital etkileşim verilerini de paylaştı. Son iki ayda dünya genelinde iklim değişikliğiyle ilgili yaklaşık 39 milyon içerik üretildiğini belirten Kurum, bu içeriklerin yaklaşık 2 milyar etkileşim ve 196 milyar erişim aldığını söyledi.
Bu verilerin, iklim değişikliğinin artık yalnızca uzmanların değil, toplumun her kesiminin gündeminde olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.
Kurum’a göre iklim değişikliği;
- Gündelik yaşamı
- Şehirlerin altyapısını
- Su ve gıda güvenliğini
- Enerji maliyetlerini
- Toplumsal güvenliği
doğrudan etkileyen bir küresel kriz haline geldi.
İklim krizi her bölgede farklı etkiler yaratıyor
Kurum, iklim değişikliğinin dünya genelinde tek bir bakış açısıyla değerlendirilemeyeceğini de vurguladı. Analizlere göre:
- Kuzey Amerika’da ekonomik ve politik etkiler öne çıkıyor
- Avrupa’da karbon emisyonları ve net sıfır hedefleri tartışılıyor
- Asya’da yenilenebilir enerji ve dönüşüm süreçleri gündemde
- Afrika ve Güney Amerika’da su, gıda ve kalkınma sorunları ön plana çıkıyor
- Avustralya’da ise enerji ve fosil yakıt politikaları tartışılıyor
Bu farklılıkların, iklim krizinin küresel olmasına rağmen yerel çözüm gerektirdiğini gösterdiği ifade edildi.

“İklim değişikliği hayatın kendisine dokunuyor”
Kurum, insanların iklim değişikliğini en çok afetler yaşandığında hissettiğini belirterek, yangın, sel, fırtına ve kuraklık gibi olayların bu konuyu soyut bir tartışmadan çıkarıp doğrudan yaşamın merkezine taşıdığını söyledi.
Paylaşımlarda en çok “insan”, “toplum” ve “yaşam” kelimelerinin öne çıkmasının dikkat çekici olduğunu ifade eden Kurum, bunun da temel ihtiyacın güvenli yaşam olduğunu gösterdiğini dile getirdi.
Dirençli şehirler vurgusu
COP31 sürecinde Türkiye’nin temel yaklaşımının “dirençli şehirler” olduğunu belirten Kurum, şehirlerin artık sadece yapı stokuyla değil; enerji verimliliği, su yönetimi, atık sistemleri, yeşil alanları ve en önemlisi güven duygusuyla değerlendirildiğini söyledi.
Hatay’da yürütülen çalışmaların bu yaklaşımın somut örneği olduğunu belirten Kurum, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede insan odaklı bir politika izlediğini vurguladı.