Eylül ayında İrlanda’da düzenlenecek

Avrupa Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil edecekler. Üstelik bu başarı tesadüf değil. Depremden sonra Samandağ’da yürütülen çalışmalar sayesinde denizle ilk kez tanışan birçok çocuk bugün milli takım seviyesine ulaşmış durumda.
Hataylı gençler son dört yılda üst üste Türkiye şampiyonlukları kazanırken, bu yıl da Avrupa yolculuğuna hazırlanıyor.
Ancak hikâyenin bir de görünmeyen tarafı var.
Türkiye Yelken Federasyonu bu yıl bütçe kısıtları nedeniyle milli takım antrenörü dışındaki sporcuların masraflarını karşılayamıyor. Büyük şehirlerde yaşayan ve ekonomik imkânları daha güçlü olan aileler çocuklarının masraflarını karşılayabiliyor. Hataylı aileler için ise deprem sonrası koşullarda bu yükü taşımak kolay değil. Avrupa Şampiyonası’na katılacak bir sporcunun yaklaşık maliyeti 2.500 Euro. Hataylı 5 sporcunun İrlanda yolculuğu için gerekli bütçe ise yaklaşık 12 bin 500 Euro.
Peki bu gençler Avrupa yolculuğuna hazırlanırken Hatay onların yanında mı?
Hatay Sörf Merkezi Danışma Kurulu Üyesi, gazeteci ve iklim yazarı Yasemin Mıstıkoğlu ile yalnızca bir spor başarısını değil, Hatay’ın dayanışma kültürünü, iş dünyasının sorumluluğunu ve gençlere sahip çıkmanın neden önemli olduğunu konuştuk.
“Sorun para değil, öncelik meselesi”
Bu hikâyeyi neden bu kadar önemsiyorsunuz?
Çünkü burada yalnızca bir spor başarısından söz etmiyoruz.
Depremden sonra konteyner kentlerde yaşayan, denizden korkan çocukların hikâyesinden söz ediyoruz. O çocuklar bugün milli takım forması giyiyor.
Bir gazeteci olarak yıllardır iklim, sürdürülebilirlik ve toplumsal dönüşüm hikâyeleri takip ediyorum. Ama kabul etmeliyim ki Hatay Sörf Merkezi’nin ortaya çıkardığı başarı bunların arasında çok özel bir yerde duruyor. Buradan okulun kurucuları Derya Gümüş Türkoğlu’na, Deniz Toprak ve Cemal Akar’a sonsuz teşekkür ediyorum.
Bu çocuklar bize şunu gösteriyor: Doğru fırsat verildiğinde Hataylı gençler yalnızca ayağa kalkmıyor, ülkeyi temsil edecek seviyeye de ulaşabiliyor.

Bu başarıyı daha da anlamlı kılan nedir?
Milli takıma seçilen 8 sporcunun 5’inin Hataylı olması.
Bu çocuklar Eylül ayında İrlanda’da Avrupa Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil edecekler. Yani aslında sadece kendileri için değil, Hatay ve Türkiye için yarışacaklar.
Ama bugün bu büyük başarıdan çok bütçe sorunlarını konuşuyoruz. Bu çocukların Avrupa yolculuğu riske girmemeli. Çünkü burada kaybedilecek olan yalnızca bir yarışma değil, bir umut hikâyesi.
Bu noktada sizi en çok düşündüren şey nedir?
Hatay dışından gelen insanların duyarlılığı.
Depremden sonra işini gücünü bırakıp bu şehirde çocuklar için çalışan insanlar gördüm. Sponsor arayanlar, bütçe bulanlar, kendi imkânlarını buraya yönlendirenler gördüm.
Bazıları başka şehirlerden geldi. Bazıları başka ülkelerden geldi. Hataylı çocuklar için mücadele eden çok sayıda insan var. Ama bazen dönüp baktığımızda aynı duyarlılığı kendi şehrimizde göremiyoruz.
İşte bu beni düşündürüyor.

Hataylı iş dünyasına bir çağrınız var mı?
Çağrım oldu. Birkaç iş örgütü ve iş insanı ile görüştüm ama maalesef destek alamadık. Tek bir kurumdan küçük bir bütçe ayrıldı, isimlerinin verilmesini istemediler o yüzden burada açıklamıyorum, onlara teşekkür ediyorum. Aslında bu bir çağrıdan çok bir hatırlatma. Hatay çok ağır bir deprem yaşadı. Bunu kimse inkâr edemez. Ama hayat da devam ediyor. İş dünyası üretmeye devam ediyor. Ticaret sürüyor. İnsanlar yatırımlar yapıyor. Bugün konuştuğumuz rakam bir fabrika yatırımı değil.
Bir çocuğun Avrupa Şampiyonası’na gitmesi için gereken yaklaşık 2.500 Euro.
Hatay’da bu rakamı bir hafta sonu tatiline, bir çantaya, bir saate ya da bir çift ayakkabıya harcayabilecek ekonomik güce sahip insanların olduğunu da biliyoruz.
Mesele para değil. Mesele öncelik.
Sizce Hatay’ın asıl ihtiyacı nedir?
Dayanışma.
Deprem sonrasında hepimiz yardım bekledik. Şimdi ise birbirimize destek olmayı öğrenmek zorundayız. Biz birbirimize destek olmaz isek dışardaki insanlar neden bu şehre destek olsun ki?
Bir şehrin yeniden ayağa kalkması yalnızca yollarla, binalarla, köprülerle olmaz. Çocuklarıyla olur. Gençleriyle olur. Onların hayallerine sahip çıkmasıyla olur.
Son olarak Hataylılara ne söylemek istersiniz?
Bir gün bu çocuklardan biri olimpiyatlara giderse hepimiz gurur duyacağız. Ama başarı günü alkışlamak kolay. Önemli olan bugün yanlarında olabilmek. Bu çocuklar aslında para istemiyor. Kendilerine inanan bir şehir görmek istiyorlar.
Benim asıl sorum şu:
Hatay’ın çocukları Avrupa yolundayken, Hatay onların yanında olacak mı?
