Hatay’ın KARAYILANI

Hatay, kazdıkça yer altından tarihe ışık tutan eserler çıkan bir ören yeri gibi. 3-5 gün önce uzun zamandır yüz yüze görüşemediğimiz bir akrabam telefon etti. Gazetemizde Hataylı yazarları tanıtan bir yazı dizisi yaptığımızı görmüş. 1970′ li yıllarda Antakya Lisesinin pansiyonunda Recep Karaahmetli isminde bir ağabeyleri olduğunu ve onun Hatay’ın kurtuluş mücadelesini anlatan bir kitap yazdığını […]

Hatay, kazdıkça yer altından tarihe ışık tutan eserler çıkan bir ören yeri gibi. 3-5 gün önce uzun zamandır yüz yüze görüşemediğimiz bir akrabam telefon etti. Gazetemizde Hataylı yazarları tanıtan bir yazı dizisi yaptığımızı görmüş. 1970′ li yıllarda Antakya Lisesinin pansiyonunda Recep Karaahmetli isminde bir ağabeyleri olduğunu ve onun Hatay’ın kurtuluş mücadelesini anlatan bir kitap yazdığını söyledi. Telefon numarasını istedim ve Recep beyi hemen aradım.

Recep Karaahmetli, bu sıralar çok hasret kaldığım bir alçakgönüllülükle” Ben yazar değilim, yalnızca bir kitap yazdım. Babamın Hatay kurtuluş mücadelesinde yaptıklarını, ondan ve onu tanıyanlardan dinlediklerimi unutulup gitmesin diye kaleme aldım” diyerek kitabı hakkında önbilgi verdi.

İki gün sonra buluştuk. Manşette gördüğünüz kitabını getirmiş. Ortak tanıdıklardan bahsederek yaptığımız sıcak sohbetin ardından Recep Karaahmetli’yi yolcu eder etmez kitabı okumaya başladım. Ben yazar değilim demişti ama ben yazarım diyen birçok kişiden daha başarılı bir eser ortaya çıkardığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Roman, Osmanlının konar göçer aşiretleri zorla yerleşik düzene geçirme politikasını bir aşiretin ve ailenin hikayesi üzerinden anlatarak ilerliyor. Reyhanlı tarafında İSKAN diye hikayeleri anlatılır, türküleri söylenir. Hatay’ın Fransız işgal yönetiminde geçen yıllarını anlatırken babası Mevlüt KARAYILAN’I tanıyoruz. Kayseri Pınarbaşı ilçesinden olduğunu öğrendiğimiz Üsteğmen Tevfik’i koruma görevini üstlenen Mevlüt 11 yıl boyunca bu kuvayımilliye mensubu Çerkez üsteğmenin adeta gölgesi olur. 1.90 boyunda ince uzun esmer delikanlı, çelikten bir duvar gibi Tevfik Beyin yanında durur, onu korur.

Roman, Hatay’ın kurtuluş mücadelesinin önemli isimlerini, o dönemin Reyhanlı’sının sosyal, kültürel yaşamını çok yerinde tespitler yaparak anlatıyor. Atatürk’ün cumhuriyet projelerinin devamı sayabileceğimiz, parasız yatılı sisteminin yoksul köy çocuklarının hayatını nasıl değiştirdiğini, sistemin o çocuklara fırsat eşitliği sunduğunu Recep Karaahmetli’nin parasız yatılı günlerini okurken öğreniyoruz.

Roman, Hatay’ın kurtuluş mücadelesinin her aşamasında yer almış bir kahramanın tevazuunu, hiçbir karşılık beklemeden, vatana olan borcunu ödeyen yoksul bir aşiret çocuğunun hikayesini anlatıyor. Üsteğmen Tevfik Bey, Hatay anavatana katıldıktan sonra giderken ona “Gaziantep’in Karayılan’ı varsa bizimde Karayılanımız sensin, soyadı kanunu çıktığında Karayılan soyadını almalısın” der. Roman, yüreğiyle, bileğiyle kazandığı Karayılan soyadını, çocuklarıyla alay edildiği için değiştiren fedakâr bir babayı anlatıyor.

Ben yazar değilim. Babamı anlatmak için bir tane kitap yazdım diyen alçakgönüllü Recep Karaahmetli’nin kitabı hakkında ilginç birkaç not aktarmak isterim.

Bilgi Yayınevi tarafından yayınlanan kitap, ilk roman yarışmasında dereceye girmiş ve ödül kazanmış.

Dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer yazarımızı telefonla arayarak bizzat tebrik etmiş. (Nezakete, asalete bakar mısınız?) İlber Ortaylı, Metin Akpınar gibi kamuoyunun iyi tanıdığı isimler tarafından tebrik mesajları gönderilmiş.

Bir solukta derler ya bir solukta okudum. Emeğine sağlık Recep Karaahmetli iyi ki yazmışsın. Karayılan rahat uyusun oğlunun kitabı sayesinde o da ölümsüzler arasına girdi.

 

 

 

Exit mobile version