Hataylılar bugün, kentin kaderini değiştiren diplomatik zaferin 87. yılını kutluyor.
Hataylılar için 23 Temmuz, takvimde yer alan sıradan bir yıl dönümü değil. Antakya’dan İskenderun’a, Samandağ’dan Kırıkhan’a kadar bu topraklarda yaşayanların ortak hafızasında 23 Temmuz; ayrılığın sona erdiği, Türk bayrağının yeniden göndere çekildiği tarihî bir gün olarak yerini koruyor.
Hatay’ın Türkiye’ye katılmasına uzanan süreç, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından bölgenin Fransız nüfuz alanına bırakılmasıyla başladı. Millî Mücadele devam ederken Türkiye ile Fransa arasında 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Anlaşması’yla İskenderun Sancağı, Türkiye sınırlarının dışında kaldı. Ancak bölge için özel bir yönetim kurulması ve Türk halkının kültürel haklarının korunması kabul edildi.
Hatayspor meselesi yeniden gündeme geldi
Fransa’nın 1936 yılında Suriye’ye bağımsızlık vermek üzere harekete geçmesi, İskenderun Sancağı’nın geleceğine ilişkin belirsizliği yeniden gündeme taşıdı. Türkiye, sancağın doğrudan Suriye yönetimine bırakılmasına karşı çıktı ve bölgeye Suriye’den ayrı bir statü tanınmasını istedi.
Mustafa Kemal Atatürk, Hatay meselesini Türkiye’nin dış politikasındaki en önemli konulardan biri haline getirdi. Türkiye, konuyu Milletler Cemiyetine taşıyarak çözümün uluslararası hukuk ve diplomasi yoluyla sağlanması için yoğun bir mücadele yürüttü.
Milletler Cemiyeti, 27 Ocak 1937’de kabul ettiği düzenlemeyle İskenderun Sancağı’nı iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde ise Suriye’ye bağlı “ayrı bir varlık” olarak tanımladı. Böylece Hatay’ın bağımsızlığa ve ardından Türkiye’ye katılmasına uzanan yolun önemli aşamalarından biri tamamlandı.
Türk askeri Hatay’a girdi
Türkiye ile Fransa arasında yapılan görüşmeler sonucunda 3 Temmuz 1938’de askerî anlaşma imzalandı. Anlaşmanın ardından Türk askeri 4 Temmuz 1938’de Hatay’a girdi. Bu gelişme, bölgedeki güvenlik kaygılarının azaltılması ve yapılacak seçimlerin daha sağlıklı bir ortamda gerçekleştirilmesi açısından önemli bir dönüm noktası oldu.
Seçimlerin tamamlanmasının ardından Hatay Millet Meclisi, 2 Eylül 1938’de Antakya’da toplandı. Meclisin aldığı kararla devletin adı “Hatay Devleti” olarak kabul edildi. Tayfur Sökmen devlet başkanlığına, Abdurrahman Melek ise başbakanlığa getirildi.
Yaklaşık 10 ay varlığını sürdüren Hatay Devleti, kendi meclisi, hükümeti ve bayrağıyla yönetildi. Bu dönemde Türkiye ile siyasi, ekonomik ve kültürel bağlar giderek güçlendi.
Meclisten oy birliğiyle katılma kararı
Türkiye ile Fransa arasında 23 Haziran 1939’da imzalanan anlaşmayla Hatay’ın Türkiye’ye katılmasının önündeki uluslararası engeller kaldırıldı. Hatay Millet Meclisi de 29 Haziran 1939’da olağanüstü toplanarak Türkiye’ye katılma kararını oy birliğiyle kabul etti ve kendi varlığına son verdi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, 7 Temmuz 1939’da kabul ettiği 3711 sayılı kanunla Hatay vilayetinin kurulmasını kararlaştırdı. Böylece Hatay’ın Türkiye’ye katılması hukuki olarak da tamamlandı.
Türk bayrağı kışlaya çekildi
Tarihî sürecin son adımı 23 Temmuz 1939’da Antakya’da atıldı. Sabah saatlerinde Antakya’daki kışladan ayrılan son Fransız askerî birliği, saat 11.40 sıralarında Hatay sınırlarını terk etti. Kışladaki Fransız bayrağı indirilerek yerine Türk bayrağı çekildi.
Antakya’da gerçekleştirilen törenle Hatay’ın Türkiye’ye katılması fiilen tamamlandı ve Hatay, Türkiye’nin 63’üncü vilayeti oldu.
Mustafa Kemal Atatürk, ömrü boyunca büyük önem verdiği Hatay’ın Türkiye’ye katıldığı günü göremedi. Ancak izlediği kararlı diplomasi, yürüttüğü uluslararası girişimler ve Hatay halkının ortaya koyduğu irade, bu tarihî sonucun temelini oluşturdu.
Bugün Hataylılar açısından 23 Temmuz, yalnızca geçmişte kazanılan diplomatik bir başarının yıl dönümü değil; aynı zamanda ortak kimliğe, birlik duygusuna ve bu toprakların geleceğine sahip çıkmanın simgesi olmayı sürdürüyor. Aradan geçen 87 yıla rağmen Antakya’da göndere çekilen Türk bayrağının taşıdığı anlam, Hatay’ın ortak hafızasında ilk günkü yerini koruyor.
