Hatay’ın Yeni Coğrafi İşareti: Göller Yöresi Olabilir

Bazen bir soruyla başlamak gerekir yazıya… Hatay’ın yeni coğrafi işareti “Göller Yöresi” olabilir mi? İlk bakışta kulağa tuhaf geliyor, farkındayım. Ama biraz durup düşününce, bu sorunun aslında hiç de sebepsiz olmadığını görmek zor değil. 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yılı aşkın bir süre geçti. Bu süreçte Hatay, tarihe yalnızca bir afetin değil, aynı zamanda büyük […]

Bazen bir soruyla başlamak gerekir yazıya…
Hatay’ın yeni coğrafi işareti “Göller Yöresi” olabilir mi?

İlk bakışta kulağa tuhaf geliyor, farkındayım. Ama biraz durup düşününce, bu sorunun aslında hiç de sebepsiz olmadığını görmek zor değil.

6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yılı aşkın bir süre geçti. Bu süreçte Hatay, tarihe yalnızca bir afetin değil, aynı zamanda büyük bir ihmaller zincirinin de simgesi olarak geçti.
En ağır yıkımı yaşayan şehirlerden biri olarak, en azından zamanla hayatın biraz daha kolaylaşmasını beklemek, sanırım bu şehirde yaşayan herkesin en doğal hakkıydı.

Ama gelinen noktada durum tam tersi.

Günlük yaşam kolaylaşmak bir yana, her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.

Her sokakta yeni bir “göl”

Hatay’da eskiden sayılı göl vardı. Şimdi ise neredeyse her sokakta bir tane var.
Üstelik bunlar doğal güzellik değil; altyapı eksikliği, plansızlık ve ihmalin bir sonucu.

Ortaya çıkan manzara ise tam anlamıyla ironik:
Göller Yöresi denildiğinde akla Isparta gelir, Burdur gelir… Ama bugün bakıyoruz, göl sayısında Hatay ile yarışabilecek yer yok.

Bu noktada yetkilileri “tebrik etmek” gerekiyor (!)
Çünkü başaramadıkları hizmetler, yepyeni bir coğrafi kimlik oluşturmuş durumda.

Venedik hayali mi, ihmal gerçeği mi?

Anlatılan eski bir hikâye vardır:
Adnan Menderes’in Aydın’a deniz getirdiği söylenir. Kuşadası’nın Aydın’a bağlanmasıyla şehir denize kavuşmuştur.

Hatay’daki tablo ise bunun tam tersi bir ironi barındırıyor.

Sanki birileri “Venedik’e gidemiyorsak, Venedik’i Hatay’a getirelim” demiş gibi…
Başka türlü açıklamak zor çünkü.

Her sokağın, her caddenin suyla dolması ve bunun günlerce, haftalarca çözülmemesi; artık bir aksaklık değil, kalıcı bir manzaraya dönüşmüş durumda.

Mizah mı, çaresizlik mi?

Denize kıyısı olan bir şehirde yaşayıp denize ulaşamayan insanlar için “her sokağa bir göl” fikri (!) belki de yeni bir hizmet modeli olarak sunulabilir.

Biraz peyzaj yapılır, birkaç bank konur, belki bir isim de verilir…
Kim bilir, turizme bile kazandırılır (!)

Ama işin şakası bir yana, bu durumun adı mizah değil aslında.
Bu, doğrudan doğruya ihmalin ve yönetim eksikliğinin sonucu.

Eskilerin dediği gibi:
“İzahı olmayan şeylerin mizahı olur.”

Biz de tam olarak bunu yapıyoruz.
Anlatamadığımızı, güler gibi yaparak anlatmaya çalışıyoruz.

Ama Hatay’ın artık mizaha değil, çözüme ihtiyacı var.

 

Exit mobile version