HAYATININ ÖZNESİ OLMAK

  Kendin için yaşamak, öncelikle bencil olmak değil, kendi hayatında kendine de yer açmaktır. İnsan bazen başkalarını mutlu etmek, onları kırmamak, beklentilerini karşılamak ve onaylarını almak için o kadar çaba harcar ki zamanla kendi isteklerini, ihtiyaçlarını ve hayallerini unutmaya başlar. Ne giyeceğini ne söyleyeceğini, nasıl davranacağını, hangi kararı vereceğini bile başkalarının ne düşüneceğine göre belirler. […]

 

Kendin için yaşamak, öncelikle bencil olmak değil, kendi hayatında kendine de yer açmaktır. İnsan bazen başkalarını mutlu etmek, onları kırmamak, beklentilerini karşılamak ve onaylarını almak için o kadar çaba harcar ki zamanla kendi isteklerini, ihtiyaçlarını ve hayallerini unutmaya başlar. Ne giyeceğini ne söyleyeceğini, nasıl davranacağını, hangi kararı vereceğini bile başkalarının ne düşüneceğine göre belirler. Bir süre sonra kendi hayatını yaşamaktan çok, başkalarının beklentilerine uygun bir hayat sürdürür.

 

Oysa hayat, sürekli başkalarının memnuniyetini sağlamak için harcanamayacak kadar değerlidir. Herkesin seni sevmesini, anlamasını veya onaylamasını bekleyemezsin. Ne yaparsan yap, birileri seni eleştirecek, yanlış anlayacak veya davranışlarını beğenmeyecektir. Başkalarının senin hakkındaki düşünceleri, senin kim olduğunu ve ne kadar değerli olduğunu belirlemez. Birinin senden hoşlanmaması, senin eksik olduğun anlamına gelmez. Birinin beklentisini karşılayamaman, kötü bir insan olduğun anlamına gelmez.

 

Kendin için yaşamak, gerektiğinde hayır diyebilmektir. Her çağrıya cevap vermek, her sorunu çözmek, herkesi anlamak ve herkesin yükünü taşımak zorunda değilsin. Başkalarının üzüntülerine duyarlı olabilirsin ama onların bütün duygularından sorumlu değilsin. Birini kırmamak adına kendini sürekli kırmak, birini kaybetmemek adına kendinden vazgeçmek, sevgi değil, zamanla kendini ihmal etmeye dönüşebilir.

 

Bazen insan kendi hayatını yaşarken suçluluk hisseder. Kendisine zaman ayırdığında, dinlendiğinde, bir isteğini gerçekleştirdiğinde veya birine sınır koyduğunda kendisini bencil olarak değerlendirebilir. Bunun altında kabul görme, reddedilme ve eleştirilme korkusu bulunabilir. Ancak kendi ihtiyaçlarını önemsemek, başkalarının ihtiyaçlarını değersizleştirmek değildir. Senin de dinlenmeye, mutlu olmaya, hata yapmaya, değişmeye, istemediğin şeyleri reddetmeye ve kendi kararlarını vermeye hakkın var.

 

Hayatını sürekli başkalarının tepkilerine göre düzenlersen kendi sesini duyamazsın. Herkesin ne düşündüğünü hesaplarken sen ne istediğini unutabilirsin. Herkesi memnun etmeye çalışırken kendine karşı memnuniyetsiz bir insana dönüşebilirsin. Bu nedenle zaman zaman durup kendine şu soruyu sormalısın: Ben gerçekten ne istiyorum? Bu kararı kendi isteğimle mi veriyorum, yoksa birilerinin tepkisinden korktuğum için mi? Bu ilişki, bu davranış veya bu fedakârlık bana da iyi geliyor mu?

 

Kendin için yaşamak, insanları hayatından çıkarmak değil, kendini kendi hayatından çıkarmamaktır. Sevebilirsin ama kendini ihmal etmeden, yardım edebilirsin ama tükenmeden, fedakârlık yapabilirsin ama kendi ihtiyaçlarını yok saymadan. Herkesin hayatında bir yerin olabilir ama en önemli yerlerden birini kendine ayırmalısın.

 

Unutulmamalıdır ki , başkalarının hayatında iyi bir insan olmaya çalışırken kendi hayatında mutsuz bir insana dönüşme. Herkesin hikâyesinde bir rolün olmak zorunda değil. Bazen kendi hikâyenin merkezine geçmen gerekir. Çünkü bu hayat senin ve onu başkalarının beklentilerine göre değil, kendi değerlerine, ihtiyaçlarına ve hayallerine göre yaşama hakkına sahipsin.

 

Mobil sürümden çık