Her geçen gün daha da fakirleşiyoruz

Her geçen gün daha da fakirleşiyoruz

Sağlık emekçileri, TÜİK verileriyle, iktidar demeçleriyle ücretlerine iyileştirme yapılmadığına vurgu yaptı

      Hatay Tabip Odası ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Hatay Şubesi’ne bağlı sağlık emekçileri, dün iş bıraktı, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bir araya geldi, sorunlarını bir kez daha dile getirdi.

      Kalabalık kitle adına açıklama yapan, SES Hatay Şube Eş Başkanı Meryem Avcı, her geçen gün daha da fakirleştiklerini söyledi, bu gerçeği yaşarken, yanlış beyanlarla kendilerini kandırmaya çalışılmasının bırakılmasını istedi. Avcı, TÜİK verileriyle, iktidar demeçleriyle geçiştirilemeyecek bu duruma karşı ücretlerinde iyileştirme yapılmadığını, sahte enflasyon oranlarının bile altında ücret artışlarının altına sarı sendika imza atıp, sonra çıkıp “tarihi kazanım” diyebildiğini ifade etti.

Sağlık emekçilerinin aklıyla dalga geçiliyor…

      İktidarın bir taraftan, Sağlık Bakanlığının öte taraftan, yetkili sendika diğer taraftan, sağlık emekçilerinin aklıyla dalga geçtiğini söyleyen Avcı, “Bıçak kemikte! Biz sağlık emekçileri kovid ile mücadele ederken, hastalanırken, hayatımızı kaybederken, ‘emekleriniz ödenmez’ edebiyatı yapanlara cevabımız netti. Hakkımız ödenir, ödeyin! 2022 yılı TİS masasına 100 den fazla talebi, Konfederasyonumuz KESK üzerinden yollamıştık. Ancak birçok talebimiz ne hükümet tarafından, ne de yetkili sendika tarafından tartışmaya dahi açılmamıştı. Evet, sorunlarımız çok, derdimiz büyük. Mücadele edecek çok başlığımız, kazanacak çok hakkımız var. Kısa vadede acil taleplerimiz var. Bunlar; – Tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçileri için döner sermaye performans uygulamalarının kaldırılarak yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret verilmesi, – 3600’den başlayarak kademeli olarak 7200 ek gösterge verilmesi, – Covid-19’un iş kazası ve meslek hastalığı sayılması ve – Yıpranma payı Bu gün bunlar için iş bıraktık ve alanlardayız. Bu bir uyarı grevidir. Taleplerimiz hayata geçinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

Sorunları yaşayan biz, hedefe kona yine biz…

      Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak yılladır “sağlıkta dönüşüm” adı ile ifade edilen, halk ve emekçiler lehine olmayan uygulamalara karşı alanlarda olduklarını söyleyen Avcı, niçin alanlarda olduklarını daha iyi anlatmak için sadece sağlık iş kollarında mevcut duruma bakılmasının yeterli olacağını bildirdi ve şunlara değindi: “10 dakika da 2 hasta muayenesi, aile hekimliğinde yaşanan sorunlar, keyfi ve kuralsız cezalandırma, güvencesiz ve ucuz çalıştırma, eğitim ve araştırma yerine muayenenin öncelenmesi, pandemi ile mücadelede yaşamını yitiren yüzlerce ve enfekte olan yüzbinlerce sağlık emekçisi olmasına rağmen COVID-19’un meslek hastalığı sayılmaması, yıllardır oyalanarak seçim yatırımına dönüştürülen 3600-7200 ek gösterge sorunu, açlık sınırının az üstünde yoksulluk sınırının çok çok altındaki temel ücretler, emekliliğe yansımayan ve adil olmayan döner sermaye uygulamaları, angarya çalışma, mesleklerin değersizleştirilmesi nedeniyle istifa edip yurtdışına göçmek zorunda kalan sağlık emekçileri, daha saymakla bitireceğimiz birçok sorun yaşamaktayız.

      Tüm bunların yanında sağlık hizmeti sunan ekip olmanın yanında sağlık hizmeti alan da bir ekibiz. Doğallığında yaşadığımız toplumun yaşadığı sağlık hakkı sorunlarını da bizler yaşıyoruz. Üstelik bu sorunları yaşayanlar olarak ta çoğu zaman hedefe konan bizler oluyoruz. Bu nedenle sağlık emekçilerinin ekonomik, özlük ve demokratik haklarına yönelik mücadele yanında sağlık hakkı mücadelesini de yürütmek zorunda kalıyoruz.

Herhangi bir maaş artışı söz konusu değil…

      Bunca sorunun yaşandığı işkolumuzda, bizler, yaşadığımız tüm zorlukların yanında, sürekli alanlarda olmak ve mücadele etmek zorunda bırakılıyoruz. Bunlar yetmezmiş gibi, işyerlerimizde ekip olarak çalışan emekçileri ekonomik özlük haklarla bölmeye yönelik uygulamalara da sıklıkla şahit oluyoruz. TİS döneminde ek ödemelerin belli sayıda meslek grubuna verilip diğerlerine verilmemesi, en son 1 Aralık’ta torba yasada yaşatılan benzer durum çalışanlar arasında tartışmalara neden olmuştur. Torba yasada hekimlerin sabit ek ödemeleri ile emekli ek ödemelerine yönelik azda olsa yapılan artışı olumlu bulduk. Ancak durum Sağlık Bakanın davul zurnayla ilan ettiği gibi değil, yıllardır sabit döner adı altında verilen ücretin maaşa yansıtılmasıdır ki herhangi bir maaş artışı söz konusu değildir. Her ne kadar taleplerimizi karşılamasa da bu  düzenlemenin tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçileri içinde yapılması için yasa teklifleri hazırladık. Mücadele yürüttük. Ancak hükümet yetkilileri, muhalefetin bizler için verdiği teklifi kabul etmedikleri gibi emekli hekim ve diş hekimleri için yaptıkları düzenlemeyi de geri çektiklerini ifade edip görüşmeleri ileri bir tarihe ertelediler.

Huzuru kökten dinamitlediler…

      Bu durum, iş bilmezliktir! Sağlık ortamının iş barışını, huzurunu kökten dinamitlemektir! Hepimizin çalışma koşulları ağır ve hepimizin maaşı çok düşük ve her geçen gün mum gibi erimektedir. Hangi meslek mensubunun ekonomik ve özlük haklarına yönelik bir kazanım elde etsek ya da düzenleme sağlansa, hepimiz mutlu oluruz. Dayanışma ve ortak mücadele ile ekibin bir parçası olan her çalışanın ve meslek mensubunun haklarının iyileştirilmesi için birlikte mücadele etmekte geri adım atmamalıyız. Ülkeyi yönetenler, angarya koşullarında, sefalet ücretleri ile bizleri çalıştırırken ayrım yapmamaktalar. Ne zaman haklarımızı elde etmek için ortaklaştığımızda, güçlü ses çıkardığımızda bizleri ayırmak için ekibin bir kısmına yönelik kısmi yasal düzenlemeler yapmakta, mobbing uygulamakta, ötekileştirme dahil her türlü yöntemle bizi baskı altına almaya çalışmaktalar.

       Sağlık, ekip işidir. Ekibin her bir üyesi, insanca yaşayacak bir ücret ve güvenli çalışma koşullarında ekip olarak, iş barışı bozulmadan çalışmak istemektedir. Bizleri ayrıştırmaya çalışan bu politikalara karşı birlikte mücadele ederek birlikte kazanacağız.”

      Mehmet ÖZGÜN