Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya

İskenderun’da 125 canın hesabı Meclis’te soruluyor! 5 partiden peş peşe önergeler

6 Şubat depremlerinde 125 kişinin hayatını kaybettiği İskenderun Devlet Hastanesi’ne ilişkin bilirkişi raporu siyasetin farklı kesimlerini harekete geçirdi. Yeni Parti, CHP, DEM Parti, TİP ve EMEP milletvekilleri, 11 yıl önce göçme riski tespit edilen hastanenin neden kullanılmaya devam edildiğini TBMM gündemine taşıdı. Beş farklı partiden yükselen ortak çağrıda, ihmallerin araştırılması ve sorumluların hesap vermesi istendi.

6 Şubat depremlerinde 125 kişinin hayatını kaybettiği İskenderun Devlet Hastanesi'ne

Hatay’ın İskenderun ilçesinde 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılarak 125 kişiye mezar olan İskenderun Devlet Hastanesi A Blok’a ilişkin soruşturmada ortaya çıkan bilirkişi raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geniş yankı uyandırdı.

ANKA Haber Ajansı’nın gündeme getirdiği ve Gazi Üniversitesi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, hastanenin 2012 yılında “göçme durumu” performans seviyesinde olduğunun tespit edilmesine rağmen 2023 yılına kadar kullanılmaya devam edildiği belirtildi.

Raporda, yapının kullanımının sürdürülmesine izin veren kurum yetkililerinin “asli kusurlu” olarak değerlendirilmesi, kamu kurumlarının sorumluluğunu yeniden tartışmaya açtı.

Farklı siyasi partilerden milletvekilleri, peş peşe verdikleri soru önergeleriyle hem Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’ndan hem de Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten açıklama istedi.

Siyasetten ortak tepki: 125 kişinin hesabını kim verecek?

İskenderun Devlet Hastanesi’nde yaşanan faciaya ilişkin Meclis’e verilen önergeler, farklı siyasi görüşlerden milletvekillerini ortak bir sorumluluk tartışmasında buluşturdu.

Yeni Parti Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil ve Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, hastane binasının riskli olduğu bilinmesine rağmen neden boşaltılmadığının ve sorumlular hakkında hangi işlemlerin yapıldığının açıklanmasını talep etti.

Beş milletvekilinin önergelerinde özellikle 2012 ve 2016 yıllarındaki teknik raporlar, alınmayan önlemler, kamu görevlilerinin sorumluluğu, soruşturma izinleri ve yaklaşık 3 yıl 8 aydır tamamlanamayan adli süreç ön plana çıktı.

2012’de göçme riski tespit edildi, 2023’te 125 kişi hayatını kaybetti

Soruşturma dosyasına sunulan bilirkişi raporundaki teknik ayrıntılar, hastane binasının yıllar öncesinden ciddi yapısal sorunlar taşıdığını ortaya koydu.

1 Temmuz 2012 tarihli performans analizinde, hastanenin A Blok yapısındaki taşıyıcı elemanların yüzde 70 ila yüzde 90’ının güçlendirilmesi gerektiği ve yapının performans düzeyinin “göçme durumu” olduğu belirtildi.

8 Şubat 2016 tarihli kontrol raporlarında ise hastane binalarının deprem güvenliğinin bulunmadığı, beton dayanım değerlerinin 7 ila 14 MPa arasında olduğu ve güçlendirme seçeneğinin ekonomik görülmediği kaydedildi.

Gazi Üniversitesi bilirkişi heyetinin deprem sonrasında enkazdan aldığı karot örneklerinde beton basınç dayanımının 3,39 MPa seviyesine kadar düştüğü de rapora yansıdı.

Binaya ilişkin 2015 yılında yıkım toplantıları yapılmasına ve 2019 yılında yeni hastane binasının yatırım programına alınmasına rağmen A Blok, 6 Şubat 2023 depremlerine kadar kullanılmaya devam etti.

Yeni Partili Pala: Facianın göz göre göre geldiği belgelenmiştir

Yeni Parti Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği altı soruluk önergesinde, hastanede yaşananları ağır bir idari ve kamusal yönetim zafiyeti olarak değerlendirdi.

Pala, Gazi Üniversitesi bilirkişi raporundaki teknik tespitlere dikkat çekerek, “Facianın göz göre göre geldiği tüm teknik ayrıntılarıyla belgelenmiştir” ifadelerini kullandı.

Hastanenin 11 yıl boyunca neden tahliye edilmediğini soran Pala, binanın kullanılmasına izin veren dönemin Sağlık Bakanlığı bürokratları, il ve ilçe sağlık yöneticileri ile hastane başhekimleri hakkında idari soruşturma başlatılıp başlatılmadığının açıklanmasını istedi.

Pala ayrıca kamu görevlileri hakkında soruşturma izinlerinin verilip verilmediğini, hastanenin güçlendirilmesi veya yenilenmesi için bütçe ayrılıp ayrılmadığını ve varsa ayrılan kaynakların neden kullanılmadığını gündeme taşıdı.

Türkiye’deki diğer kamu hastanelerine de dikkat çeken Pala, deprem güvenliği yetersiz olduğu halde hasta kabulüne devam eden sağlık yapıları bulunup bulunmadığını ve Bakanlığın 2026-2027 dönemine ilişkin somut bir güçlendirme planı olup olmadığını sordu.

CHP’li Öztürkmen: 3 yıl 8 aydır neden iddianame hazırlanmadı?

CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen ise konuyu adli soruşturma yönüyle TBMM gündemine taşıdı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi sunan Öztürkmen, aradan geçen yaklaşık 3 yıl 8 aylık süreye rağmen soruşturmanın tamamlanmamasını sorguladı.

Öztürkmen, “Bu kadar süre bilirkişi raporu mu beklenmiştir?” sorusunu yönelterek yargılama aşamasına neden geçilemediğinin açıklanmasını istedi.

CHP’li milletvekili, 2012 yılında göçme riski tespit edilen binanın 11 yıl boyunca hizmet vermesine nasıl izin verildiğini ve bilirkişi raporu doğrultusunda hangi kamu görevlilerinin idari sorumluluğunun bulunduğunu da sordu.

Öztürkmen, dönemin Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu yetkililerinin sorumlular arasında bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulmasını talep ederken, hayatını kaybedenlerin ailelerine soruşturmadaki gecikmenin gerekçelerinin bildirilip bildirilmeyeceğini de gündeme getirdi.

DEM Partili Koca: Siyasi ve idari sorumluluk duyuyor musunuz?

DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na verdiği soru önergesiyle hastanenin neden boşaltılmadığını ve riskli binanın kullanılmasına kimlerin izin verdiğini sordu.

Koca, 2012 yılında hazırlanan teknik rapora rağmen herhangi bir işlem yapılmamasının nedenlerinin açıklanmasını isterken, 2016 yılındaki deprem güvenliği uyarılarının ardından neden tahliye, güçlendirme veya yıkım kararı uygulanmadığını gündeme getirdi.

Hastalar ve sağlık çalışanlarının can güvenliğinin nasıl korunduğunu sorgulayan Koca, hastanenin kullanılmaya devam edilmesini onaylayan kamu görevlilerinin isimlerinin ve görevlerinin açıklanmasını talep etti.

DEM Partili milletvekili ayrıca asli kusurlu değerlendirilen yetkililer hakkında idari soruşturma, görevden uzaklaştırma veya disiplin işlemi uygulanıp uygulanmadığını sordu.

Koca’nın Bakan Memişoğlu’na yönelttiği en dikkat çekici soru ise şu oldu:

“125 insanın yaşamını yitirmesi nedeniyle siyasi ve idari sorumluluk duyuyor musunuz?”

TİP’li Kadıgil: O raporlar kimlere ulaştı, kararları kim aldı?

Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil ise sorumluluk zincirinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasını istedi.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na ayrıntılı bir soru önergesi veren Kadıgil, 1 Temmuz 2012 tarihli teknik raporun Sağlık Bakanlığına, Hatay İl Sağlık Müdürlüğüne ve İskenderun Devlet Hastanesi yönetimine hangi tarihlerde ulaştığını sordu.

Binanın depreme dayanıksız olduğu bilinmesine rağmen hasta kabulüne devam edilmesini sağlayan karar veya onayların kimler tarafından verildiğinin açıklanmasını isteyen Kadıgil, 2019 yılında yatırım programına alınan yeni hastane binasına ilişkin proje bedelini, ödenekleri ve planlanan tamamlanma tarihini de gündeme getirdi.

Kadıgil, 2012-2023 yılları arasında hastanenin güçlendirilmesi, yenilenmesi veya başka bir binaya taşınması için talep edilen, ayrılan ve harcanan ödeneklerin yıllara göre açıklanmasını istedi.

Ayrıca bu süreçte görev yapan başhekimlerin, il sağlık müdürlerinin ve ilgili Bakanlık yetkililerinin kimlikleri ile görev sürelerinin belirlenmesini talep etti.

TİP’li milletvekili, kamu görevlileri hakkında talep edilen soruşturma izinlerinden kaçının kabul edildiğini, kaçının reddedildiğini ve olası ret kararlarının gerekçelerini de Bakanlığa sordu.

EMEP’li Karaca: Yıkım raporlarına rağmen binanın kullanılmasına izin verenler kim?

Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca da ANKA Haber Ajansı’nın ortaya çıkardığı bilirkişi raporunun ardından İskenderun Devlet Hastanesi faciasını Meclis gündemine taşıdı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Karaca, 125 kişinin yaşamını yitirdiği hastaneye ilişkin soruşturmanın üç yılı aşkın süredir tamamlanmamasına dikkat çekti.

Önergesinde 2012 ve 2016 yıllarında hazırlanan deprem güvenliği raporlarına, 2015 yılındaki yıkım değerlendirmelerine ve Sağlık Bakanlığının 2019 yılında yeni hastane binasını yatırım programına almasına işaret eden Karaca, bu süreçte gerekli önlemlerin neden uygulanmadığının araştırılmasını istedi.

Karaca, göçme riski taşıdığı bilinen binada sağlık hizmetlerinin sürdürülmesine kimlerin izin verdiğinin ve yaşanan ölümlerde sorumluluğu bulunan kişilerin belirlenmesinin önemini vurguladı.

Karaca’dan Bakan Gürlek’e: Soruşturma neden tamamlanmadı?

EMEP’li Sevda Karaca, Adalet Bakanlığına yönelttiği sorularda soruşturmanın mevcut durumunun açıklanmasını istedi.

Karaca, “İskenderun Devlet Hastanesi A Blok’unun yıkılması ve 125 kişinin yaşamını yitirmesiyle ilgili soruşturma hangi aşamadadır? Soruşturmanın tamamlanmamasının gerekçesi nedir?” sorularını yöneltti.

Bilirkişi raporunda asli ve tali kusurlu olduğu değerlendirilen kişiler hakkında hangi adli işlemlerin yapıldığını da soran Karaca, bu kişilerden herhangi biri hakkında gözaltı veya tutuklama kararı verilip verilmediğinin açıklanmasını talep etti.

Kamu görevlileri hakkında soruşturma yürütülüyor mu?

Sevda Karaca’nın önergesinde öne çıkan bir diğer konu, hastanenin depreme dayanıksız olduğuna ilişkin uyarılara rağmen kullanılmasına izin veren kamu görevlilerinin sorumluluğu oldu.

Karaca, 2012 ve 2016 tarihli teknik raporlar ile 2015 yılında yapılan yıkım değerlendirmelerinin soruşturma dosyasına alınıp alınmadığını sordu.

Gerekli önlemleri almayan veya binanın kullanımına devam edilmesine izin veren kamu görevlileri hakkında soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin de açıklanmasını istedi.

Sağlık Bakanlığının 2019 yılında yeni hastane binasının yapımını yatırım programına almasını hatırlatan Karaca, mevcut binanın kullanımının sonlandırılması ve yeni binanın hizmete alınmasına kadar geçecek süreçte gerekli güvenlik tedbirlerinin yerine getirilip getirilmediğinin soruşturulmasını talep etti.

Müteahhitlerden kamu yöneticilerine kadar sorumluluk araştırılsın

EMEP’li Karaca, önergesinde yalnızca idari yöneticileri değil, hastanenin yapımında ve denetiminde sorumluluğu bulunabilecek kişi ve kuruluşları da gündeme getirdi.

Hastanenin yapı sahibi, yapı sorumlusu, müteahhitleri, fenni mesulleri ve ilgili dönemde görev yapan kamu görevlilerinin sorumluluklarının hangi ölçütlere göre değerlendirildiğini soran Karaca, bilirkişi raporundaki kusur değerlendirmelerinin savcılık tarafından ayrıca incelenip incelenmediğini öğrenmek istedi.

Karaca ayrıca idari ve cezai sorumlulukların belirlenmesi amacıyla ilgili kamu kurumlarından hangi bilgi ve belgelerin istendiğini ve soruşturma dosyasına hangi belgelerin alındığını sordu.

“Soruşturmanın gecikmesinde ihmal var mı?”

Sevda Karaca’nın Adalet Bakanlığına yönelttiği sorular arasında soruşturma sürecinin neden uzadığı da yer aldı.

Karaca, soruşturmanın gecikmesinde ihmal, görevin kötüye kullanılması veya delillerin toplanmasına ilişkin herhangi bir aksaklık bulunup bulunmadığının incelenmesini istedi.

Soruşturma sürecinde görev alan kamu görevlileri hakkında idari veya adli inceleme başlatılıp başlatılmadığını da soran Karaca, hayatını kaybeden 125 kişinin yakınlarının adalet beklentisinin karşılanması için Bakanlık tarafından bir takip veya koordinasyon çalışması yürütülüp yürütülmediğinin açıklanmasını talep etti.

Böylece EMEP’in önergesiyle de hastanenin yıkılmasına ilişkin teknik, idari ve adli sorumlulukların bütün yönleriyle araştırılması çağrısı Meclis gündemine taşındı.

Beş partinin ortak gündemi: Risk biliniyordu, neden önlem alınmadı?

Farklı siyasi partilerden beş milletvekilinin verdiği önergeler, İskenderun Devlet Hastanesi faciasında yanıt bekleyen temel soruları yeniden gündeme getirdi.

2012 yılında göçme riski tespit edilen bir kamu hastanesinin 2023 yılına kadar neden kullanılmaya devam ettiği, hangi kurumların ve yöneticilerin bu süreçte karar aldığı, güçlendirme ve tahliye işlemlerinin neden gerçekleştirilmediği, soruşturma izinlerinin durumu ve yıllardır devam eden adli sürecin neden tamamlanamadığı soruları önergelerin ortak noktalarını oluşturdu.

Milletvekilleri ayrıca Türkiye genelinde benzer riskler taşıyan başka kamu hastaneleri bulunup bulunmadığının açıklanmasını da istedi.

Aileler adalet bekliyor: Hâlâ iddianame yok

İskenderun Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybedenlerin yakınları ise yıllardır devam eden adalet mücadelesinde somut bir ilerleme bekliyor.

Adalet Peşinde Aileleri Platformu sözcülerinden Celal Gezer, hastanenin göçme riski taşıdığının 2012 yılında tespit edildiğini hatırlatarak aradan geçen 11 yıl boyunca binanın kullanılmaya devam edilmesine tepki gösterdi.

Gezer, “Bu binayla ilgili hâlâ bir iddianame yok, hâlâ bir duruşma yok ve herhangi bir sorumlu hesap vermiş değil” sözleriyle yaşanan gecikmeye dikkat çekti.

Platform, sorumluların yargı önünde hesap vermesi için milletvekillerine ve kamuoyuna çağrıda bulundu.

Gözler şimdi Sağlık ve Adalet Bakanlıklarında

İskenderun Devlet Hastanesi’nde yaşanan faciayla ilgili Gazi Üniversitesi bilirkişi raporunun soruşturma dosyasına sunulması, hukuki ve idari sorumluluk tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı.

Bilirkişi heyetinin bazı kurum yetkililerini asli kusurlu değerlendirmesi, kesinleşmiş bir mahkeme kararı niteliği taşımamakla birlikte, soruşturma kapsamında araştırılması gereken sorumluluklara işaret ediyor.

Yeni Parti, CHP, DEM Parti, TİP ve EMEP milletvekillerinin ayrı ayrı sunduğu önergelerle şimdi hem Sağlık Bakanlığının hem de Adalet Bakanlığının vereceği yanıtlar bekleniyor.

İskenderun’da 125 kişinin hayatını kaybettiği hastane faciası, farklı siyasi partilerin Meclis’te ortak sorular yönelttiği bir adalet ve hesap verebilirlik meselesine dönüştü. 11 yıl önceden bilinen göçme riskine rağmen hastanenin neden boşaltılmadığı ve sorumluların neden henüz yargı önüne çıkarılmadığı soruları yanıt bekliyor.