Türkiye’de Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında yürütülen sistem, son dönemde artan iş kazaları ve çocuk ölümleriyle birlikte yeniden tartışma konusu oldu. Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, uygulamanın çocukları erken yaşta iş gücüne dahil ederek ciddi risklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor.
Resmî verilere göre yüz binlerce öğrencinin kayıtlı olduğu MESEM sisteminde, öğrenciler haftada bir gün okulda teorik eğitim alırken dört gün işyerlerinde çalışıyor. Ancak sahadan gelen bilgiler, bu sürenin çoğu zaman aşıldığını ve bazı öğrencilerin haftada 5-6 gün, uzun saatler boyunca çalıştırıldığını ortaya koyuyor.
İşçi sağlığı alanında çalışan kurumların raporları, çocuk işçi ölümlerinde son yıllarda dikkat çekici bir artış yaşandığını gösteriyor. Özellikle sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde çalışan MESEM öğrencilerinin iş kazalarına maruz kaldığı, bu kazaların bir kısmının ölümle sonuçlandığı ifade ediliyor. Uzmanlar, bu durumu “eğitim adı altında yeterince korunmayan çocuklar” olarak değerlendiriyor.

Öğrencilerden gelen tanıklıklar da tabloyu ağırlaştırıyor. Uzun çalışma saatleri, yetersiz iş güvenliği önlemleri ve koruyucu ekipman eksikliği sıkça dile getirilen sorunlar arasında yer alıyor. Bazı vakalarda günlük çalışma süresinin 12 saati aştığı, iş kazalarının ise çoğu zaman kayıt altına alınmadığı iddia ediliyor.
Eğitim sendikaları ve çocuk hakları savunucuları, MESEM’in mevcut haliyle çocuk işçiliğini yaygınlaştırdığına ve denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığına dikkat çekiyor. Ekonomik nedenlerle programa yönelen öğrencilerin hem eğitimden koptuğu hem de güvencesiz koşullarda çalıştırıldığı vurgulanıyor.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre, 2025 yılında çalışırken hayatını kaybeden çocuk işçi sayısı en az 94 olarak kaydedildi. Son 13 yılda bu sayının toplamda 836’ya ulaştığı belirtildi. İSİG, verilerin yüzde 71’inin ulusal basından, yüzde 29’unun ise aileler, çalışma arkadaşları ve yerel kaynaklardan derlendiğini açıkladı.
Resmî istatistiklerde yıllık çocuk işçi ölümlerinin 13-14 civarında gösterildiğine dikkat çeken İSİG, kendi kayıtlarına göre bu sayının son 13 yılda yıllık ortalama 63-64 olduğunu belirtti. 2024’te 71 olarak tespit edilen çocuk işçi ölüm sayısının, 2025’te 94’e yükseldiği ifade edildi.

Sektörel dağılıma bakıldığında ise 2025 yılında tarımda 31, sanayide 27, hizmet sektöründe 20 ve inşaatta 16 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiği bildirildi.
Hayatını kaybeden 94 çocuğun 13’ünün kız, 81’inin erkek olduğu; 26’sının 14 yaş ve altı, 68’inin ise 15-17 yaş grubunda bulunduğu açıklandı. Ayrıca 4’ü Suriyeli, 1’i Afganistanlı olmak üzere 5 çocuğun göçmen olduğu belirtildi.
İSİG verilerine göre çocuk işçi ölümlerinin en fazla görüldüğü iller arasında Hatay, Şanlıurfa, Mersin, Gaziantep, Konya, Manisa, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kocaeli, Niğde ve Sivas yer aldı.
Son olarak Hatay’ın İskenderun ilçesinde yaşanan bir olay, tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. MESEM kapsamında staj yapan 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön, çalıştığı pastanede elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdi. Olayın 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda meydana geldiği öğrenilirken, öğrencinin pasta ustası olmak üzere başladığı işyerinde elektrik işleriyle görevlendirildiği iddia edildi.
