İstanbul Sözleşmesi’ni Değil Cinayetleri Engelleyin

İstanbul Sözleşmesi’ni Değil Cinayetleri Engelleyin

Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu alanlara çıktı, kadın cinayetlerini bir kez daha protesto etti

SONY DSC

     Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu geçtiğimiz gün köprübaşında bir araya geldi, kadın cinayetlerini bir kez daha protesto etti ve “İstanbul Sözleşmesini değil cinayetleri engelleyin” mesajını verdi.

     Platform adına konu ile ilgili açıklama yapan Mihriban Randa, sloganlar eşliğinde yaptığı konuşmasında, 7 Mayıs 2022 Cumartesi günü Samandağ’a bağlı Karaçay Mahallesi’nde Salih Gültekin’in, 75 yaşındaki Naciye Gültekin’ i ateşli silahla öldürdüğünü ve ardından intihar ettiğini söyledi, bu sefer erkek şiddetinin adresinin Hatay- Samandağ olduğunu bildirdi. Şehirlerin farklı ama faillerin aynı, erkek egemen zihniyetten beslenen erkekler olduğunu söyleyen Randa, erkeklerin onlara sırf hayır dediği için, kendilerinden boşandığı veya ayrıldığı için veya hiç birlikte olmak istemediği için kadınları öldürme cesaretini, kadınlar öldürüldüğünde dahi yine o kadınların hayatını mercek altına alan, yine kadınların tercihlerini sorgulayan, öldüreni değil öldürüleni suçlayan savcılardan, hakimlerden, medyadan, her gün kadınların yaşam güvencesini elinden alan iktidardan aldığını savundu.

2021’de 339 kadın öldürüldü …

     Erkek şiddetine karşı çağrılarına kulak tıkayanları, kendileri için hayati öneme sahip İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açtığını belirten Randa, şunları dile getirdi: “2021 yılında en az 339 kadın eşi, babası, abisi, sevgilisi, tanıdığı veya tanımadığı bir erkek tarafından öldürüldü. 2022 yılının ilk dört ayında ise erkekler en az 99 kadını öldürdü. Bizler artık öldürülen kadınları rakamlarla anmak istemiyoruz. Kadın cinayetlerinin politik olduğunu bir kez daha haykırıyoruz.

     Kadın cinayetleri bireysel değil, toplumsal bir sorundur. Topluma hakim erkek egemen anlayışın sonucudur. Toplumun her kesimine sirayet eden erkek egemen bakış açısından ne yazık ki adalet sistemi de nasibini almış: Takım elbise giyen  erkeklere iyi hal indirimi verilirken; öldürülen kadınların davranışları, sözleri ya da giyimleri tahrik sayılarak ceza indirimleri uygulanmaktadır. Kurbanlar suçlanıyor, asıl suçlular mağdur gösteriliyor.

SONY DSC

İstanbul Sözleşmesi etkin uygulanmalı …

     Neredeyse her gün bir kadının öldürüldüğü Türkiye’de, kadına yönelik şiddetle mücadele için imzalanan İstanbul Sözleşmesi hedef tahtasına konuyor ve sözleşmeden çıkılıyor. Kadına yönelik şiddet meşrulaştırılıyor, katillerin sırtı sıvazlanıyor ve şiddetin cezasız kalacağı algısı yaratılıyor. Katillerin kadınları ölümle tehdit etmeleri, ‘ne olacak ki 3-5 ay yatar çıkarım’ sözleri bunun somut örneği.  Buradan yeniden dile getiriyoruz; İstanbul Sözleşmesi yeniden imzalanmalı ve maddeleri etkin bir şekilde uygulanmalı. Bizler Naciye’nin yürüdüğü sokaklarda aynı güvencesiz kanunlar altında baskı politikaları ile yürüyen, yürümeye çalışan kadınlarız. Buradan yargıya ve adalete sesleniyoruz. Şiddet kimden gelirse gelsin karşısındayız.

     Bu katliamların sorumlusu İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamayan, kaldırmak isteyen ve bu katliamlara sessiz kalan herkestir. Katiller ve destekçileri yargılanıp cezalandırılana kadar durmayacağız. Öfkemiz diri, sessiz kalmayacağız.”

Mücadelemiz devam edecek …

     “Artık yeter” diyen, sıralarını beklemeyeceklerini söyleyen Randa, konuşmasının sonunda şunlara yer verdi: “Kadın katliamlarına, kadınların haklarına yönelik saldırılara karşı sesimizi yükseltmeye, mücadeleye ve örgütlenmeye çağırıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ne, 6284’e el uzatanlar bu katliamlara ortaktır. Eşit ve özgür yaşayabilmek için, Naciye için, hepimiz için her yerde isyandayız. Biz kadınlar hiçbir erkeğin malı, namusu, emaneti değiliz. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri sona erene kadar mücadelemize devam edeceğiz.

     Buradan bir kez daha tekrarlıyoruz: İstanbul Sözleşmesi’ni, 6284’ü uygulayın. Naciye ve katledilen tüm kadınlar isyanımızdır,  İstanbul Sözleşmesi’ni değil cinayetleri engelleyin.

Yaşasın kadın dayanışmamız, yaşasın mücadelemiz!”

     Mehmet ÖZGÜN