Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İstanbul ve Antep’in ardından…

Hatay 3. Sırada Göç

Hatay 3. Sırada

Göç İdaresi’nin 19 Mayıs itibariyle paylaştığı veriler ışığında, Türkiye’deki geçici koruma altındaki kayıtlı Suriyeli sayısı 3 milyon 670 bin 717 oldu. Bu rakam, 28 Nisan tarihi itibariyle 3 milyon 670 bin 342 kişi olarak gerçekleşmişti. Eldeki rakamların ‘geri dönüş’ hikâyesinde ise Suriye’deki son tablo var, konuşamayan ‘Ankara ve Şam’ var!

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi verilerini her ay düzenli olarak paylaşan, İstanbul merkezli Mülteciler Derneği’nin 19 Mayıs itibariyle verdiği bilgiye göre, Suriyelilerin nüfusa oranla en yoğun olduğu iller, sırasıyla; Kilis (Yüzde 74.6), Hatay (Yüzde 26.3), Gaziantep (Yüzde 21.5), Şanlıurfa (Yüzde 20) ve Adana (Yüzde 11.3) oldu. Türkiye’de bulunan Suriyeli sığınmacıların neredeyse tamamına yakın bir kısmı (3 Milyon 614 Bin 270 kişi, Yüzde 98.6) şehirlerde yaşıyor. Aralarında Hatay’ın da olduğu bazı şehirlerde bulunan kamplarda misafir edilen Suriyeliler ise toplamın yüzde 1.4’lük kısmını oluşturuyor.
-NÜFUS-
Mevcut içerisinde giderek artan genç ve çocuk nüfusu dikkat çekerken, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi verilerine göre, toplam içinde 1 Milyon 696 Bin 266 kadın (Yüzde 46.2), 1 Milyon 974 Bin 951 erkek (Yüzde 53.8) bulunuyor. 10 yaş altı Suriyelilerin sayısı 1 Milyon 63 Bin 72 (Yüzde 28.9) olurken, genç nüfusun mevcudiyeti de 749 Bin 487’ye (Yüzde 21.4) ulaştı.
-SURİYE!-
Türkiye’deki tabloda her ay değişen rakamlar yanında, ülkelerine dönen, dönme hazırlığında olan ya da bu düşüncede bulunanlar da mevcut. Ancak Suriye’nin genelindeki tablo, bu hazırlığı yapanları tereddüt içinde bırakan detaylar da sunuyor. Suriye’de, 2011’de başlayan iç savaşta yaşanan can kayıplarına ilişkin yeni tespitler, bu tereddütlere dair.
Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin raporuna göre, çatışmalar sonucu hayatını kaybedenlerin sayısına 105 bin daha eklendi. Buna göre, hükümet karşıtı gösterilere yapılan şiddetli müdahalelerin iş savaşa dönüşmesiyle başlayan iç savaşta toplam ölü sayısı 494 bin 438 olarak kayda geçti.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, bu yılın Mart ayında toplam ölü sayısını 388 bin olarak bildirmişti. Kuruluş, o tarihten beri sahadaki kaynakları vasıtasıyla, geçmişe yönelik daha fazla ölümü doğrulayabildiğini açıkladı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Rami Abdülrahman, “Bu ölümlerin çoğunluğu, 2012’nin sonu ile 2015’in Kasım ayı arasında gerçekleşti” dedi.
Son eklenen sayının, 42 bininin sivil ölüm olduğu bildirildi. Bunların önemli bir bölümünün, Suriye rejimine ait cezaevlerinde işkence sonucu öldüğü tespit edildi. Bu arada, ateşkesin yürürlükte olduğu İdlib hariç, Şam rejiminin ülkenin büyük bölümünü kontrol altına aldığı Suriye’de şiddet, iç savaşın başından bu yana en düşük düzeyde.
-VERİLER!-
Son verilerle ortaya çıkan yaklaşık yarım milyon düzeyindeki can kaybının 159 bin 774’ünü, rejim güçlerinin saldırıları sonucu ölen siviller oluşturuyor. 2011’den beri toplam 57 bin 567 kişinin ise cezaevlerinde veya gözaltı merkezlerinde öldüğü kayıtlara geçti. Suriye askerleri ve Şam destekli milislerin toplam can kaybı ise 168 bin 326.
Kuruluşun verilerine göre, çatışmalarda IŞİD ve El Kaide bağlantılı örgütlere mensup 68 bin 393 kişi, diğer muhalif gruplardansa 79 bin 844 kişi öldü. Diğer yandan, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, İŞİD ya da diğer silahlı örgütlerin saldırıları sonucu ölen sivillerin sayısına ilişkin bir ayrıntıya yer vermedi.
Silahlı muhaliflerin ve cihatçı örgütlerin kontrol altında tuttuğu İdlib’e yönelik Suriye ordusunun operasyonu, Mart 2020’de, Türkiye ve Rusya’nın sağladığı anlaşmayla durdurulmuştu. Türkiye, İdlib’e yönelik olası bir operasyonun, kendi sınırlarına doğru bir göç dalgası yaratmasından endişe ediyor. Zira 10 yıllık iç savaş, Suriye nüfusunun yarısında fazlasını ülke içinde veya dışında göçe zorlamış halde!
-İLİŞKİLER!-
İç savaşın başlamasıyla beraber, Ankara ve Şam arasındaki tüm ilişkiler, önce donduruldu, ardından tümüyle askıya alındı. Şam’a karşı muhalif kesimleri destekleyen dış politika noktasında, Ankara, 2000 yılında babası Hafız Esad’ın ardından iktidara gelen Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Mayıs ayında yapılan seçimde dördüncü kez göreve gelmesini ise sert bir şekilde eleştirdi.
Antakya’da konuştuğumuz yaşlı bir Suriyeli, ülkelerine geri dönmek istediklerini, ama bunun olması için de Ankara ve Şam’ın bir an önce bir araya gelmesi gerektiğini söyledi.
“Şam ile konuşmayan bir Ankara, geri dönmek isteyenler için de psikolojik bir engel oluşturuyor. Çünkü burada olan herkes, bir şekilde muhalif ya da hain kimliği yemiş durumda. Ankara, bu tavrını sürdürdüğü sürece, geri dönenler için Şam’a karşı bir şemsiye açamıyor. Oysaki iki başkentin birlikteliği, milyonların dönüşü anlamına da gelebilir. Aksi halde, kendini güvende hissetmeyen hiç kimse geri dönmek istemeyecektir. Özellikle de ülkeleriyle artık duygusal bir bağ kuramayan gençlerimiz…” -Tamer Yazar-