Kaos İçinde Düzen

19 Mart 2003 gecesi Bağdat’ta pek bir sessiz başladı. Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin bu tarihe kadar ABD ile iş birliği yapanları tespit etmeye çalışıyor, onlarca kişi “Ajan” ithamıyla tutuklanıyordu. Bu gecenin sessizliğinin de, korkusunun da koca bir geçmişi vardı. Mesala 22 Eylül 1980’de İran ile Irak arasında patlak veren savaş 20 Ağustos 1988’e kadar devam etmişti. […]

19 Mart 2003 gecesi Bağdat’ta pek bir sessiz başladı. Cumhurbaşkanı
Saddam Hüseyin bu tarihe kadar ABD ile iş birliği yapanları tespit etmeye
çalışıyor, onlarca kişi “Ajan” ithamıyla tutuklanıyordu.
Bu gecenin sessizliğinin de, korkusunun da koca bir geçmişi vardı.
Mesala 22 Eylül 1980’de İran ile Irak arasında patlak veren savaş 20 Ağustos
1988’e kadar devam etmişti.
Bu savaş sürecinde Saddam yönetimindeki Irak, Şattül Arap isminin verildiği
geniş petrol rezervinin tamamında egemenlik sahibi olmak istedi ve İran
tarafında kalan petrol sahasını da kendi topraklarına katmayı hayal etti.
İran rejimi göreve geleli 1 yıl 8 ay olmuştu, İran’da tecrübesiz bir yönetim
vardı ve Saddam’a göre bu bir fırsattı. Irak-İran çatışmasının başlamasıyla
savaş 8 yıl sürdü. Savaşın galibi yoktu, her iki taraf da kaybetti. Yeni İran
Rejimi savaş tecrübesi kazandı, saldıran Irak ise savaşabilme sabrını tüketti.
Irak Halkının Saddam’a olan güveni sarsıldı ama yıkılmadı.
Savaş süresinde Saddam Irak’ının Suriye, Kuveyt, Fransa, Libya, Çin ile arası
açıldı. Savaşın başında Fransa ve ABD Irak’a destek vermişti ve en büyük
silah tedarikçileri de bu ülkeler olmuştu. Savaş uzayıp Irak’ın parası
tükenince ilişkiler gerginleşti. Kaddafi döneminin Libya’sı ve Hafez Esad
döneminin Suriye’si ise Saddam’ın Batı oyununa geldiğini dile getirerek Irak
ile ilişki seviyesini düşürdü. Sonrasında Suriye Irak’la diplomatik ilişkilerini
tamamen kopardı, İran’a destek verdi. Libya ise Irak’a diplomatik yollardan
tepki göstermeye devam etti.
Irak-İran savaşı sonrasında her iki ülke de mağlup oldu ama Irak her açıdan
daha fazla zarar gören taraf oldu. Savaşın sonucunda olanlar Baas’ın
“Seküler Arap Birliği” hayaliyle çelişiyordu. Kişisel hırslar Arap devletlerini
ayrıştırmakla kalmamış, bölgemizde unutulmaya yüz tutmuş mezhep
söylemlerini de arttırmıştı.
Peki bu sadece Arap toplumunu mu etkilemişti?
Tabi ki de hayır.
Bu iklimden Irak’ın komşuları da nasibini aldı. Ne de olsa mezhepçiliğin
türediği yerde ırkçılık da olur.
Saddam 1988 yılının başında paranoyak bir lider haline gelmişti. Halepçe’de
bulunan ve Irak’ın bir parçası olan Kürt nüfusa saldırdı, bu nüfusu yok
etmeyi hedefledi.
Türkiye Irak’taki bu Kürtlere kapılarını açtı. Güneydoğu’muza 1 milyona
yakın Iraklı Kürt yerleşti, daha sonra bu kitleye Türk Vatandaşlığı verildi.
Saddam hata üzerine hata yapıyor, sadece kendini değil bütün bölgeyi
ateşe atan stratejiler uyguluyordu, durmuyordu!
2 Ağustos 1990 tarihinde bu sefer Kuveyt’i işgal etti. Bu sefer de Suudi
Arabistan’ı karşısına aldı.
İşgal uzun sürmedi; 26 Şubat 1991’de sona erdi.
Böylece ABD bölgemizde kalıcı askeri üsler kurabilmenin fırsatını yakaladı.
Ne de olsa Saddam tehlikesi vardı ve ABD bölgeyi korumalıydı(!)
Saddam’ın Irak’ında ne ilke kaldı ne de vizyon. Saddam sadece iktidarını
korumayı hedefledi.
2000 yılına gelindiğinde Saddam’ın akıbetini bilmek için müneccim olmak
gerekmiyordu.
Bilen bilir; Irak’ın eski bayrağı üç yıldızlıydı. Üç yıldızlı bayrak Irak-SuriyeMısır birliğini temsilen yapılmıştı ama bu birlik kurulamasa da Irak’ta bir
ideal olması açısında bu bayrak 1990’a kadar kullanılmıştı.
Saddam savaşlarla önce kendi altını sonra Irak’ın altını oyduktan sonra bu
stratejiye geri dönmeye karar verdi. Suriye’ye 2001 yılında “barışalım,
birleşelim” önerisinde bulundu.
Dönemin Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad teklifi reddetti. Libya lideri
Kaddafi Esad’a seslenerek “Saddam’ı koruyalım” çağısında bulundu.
Yüzünü Batı’ya dönmek isteyen Esad, Saddam ile geçmiş husumetlerini de
hatırlatarak bu teklifi reddetti.
Nitekim 20 Mart 2003 yılında ABD saat 05:34’te Irak işgaline başladı.
Bu adım Irak ulusunun birliğini yok edecek son darbeydi. Saddam hazırladı,
ABD tamamladı.
Bu savaşlar bölgemizde uzun sürecek savaşlar dönemini başlattı ve bu
süreç maalesef devam ediyor.
Süreci anlatmaya devam edeceğim.
Devamı bir sonraki Çarşamba günü yine buradan okuyabilirsiniz, “Kaos
İçinde Düzen” yazılarım devam edecek.

Exit mobile version