Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuşan Kara, “suça slenen çocuk” meselesinin yeni nesil suç örgütleri, dijital platformlarda artan şiddet ile ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti.
TBMM kayıtlarında 2/3771 esas numarasıyla yer alan teklif; çocuklara uygulanacak cezaların artırılması, infaz sisteminde değişiklik yapılması ve “suça sürüklenen çocuk” kavramının yeniden düzenlenmesi gibi hükümler içeriyor.
“Çocuğun suça sürüklenmesini önlemek yerine kavramı değiştiriyorlar”
Teklifin yaklaşımına tepki gösteren Kara, “Suça sürüklenen çocuk kavramını reddeden bir anlayışla karşı karşıyayız. ‘Çocukların suça sürüklenmesini nasıl önleriz?’ sorusu yerine çocuk kavramını yeniden tarif eden bir anlayış var” dedi.
Kara’nın aktardığı verilere göre 2025 yılında ceza mahkemelerine suça sürüklenen çocuklarla ilgili 254 bin dosya geldi, 267 bin çocuğun suça sürüklendiği tespit edildi. Aynı yıl 49 bin dosyada 43 bin mahkûmiyet kararı verildiğini belirten Kara, 2015 yılında dosya sayısının yaklaşık 100 bin olduğunu söyleyerek son on yıldaki artışa dikkat çekti.
Suça sürüklenen çocukların en fazla kasten yaralama, uyuşturucu, tehdit ve cinsel suçlarla bağlantılı olaylara karıştığını dile getiren Kara, “Neden bu oran bu kadar artmış? Bunu hepimiz kendimize sormalıyız” ifadelerini kullandı.
Anket sonuçlarını paylaştı
Geçmiş yıllarda kurulan araştırma komisyonlarının anket sonuçlarını da aktaran Kara, suça sürüklenen çocukların yüzde 81’inin evde, yüzde 59’unun ise ev dışında şiddet gördüğünü söylediğini belirtti. Çocukların yüzde 37’sinin evden kaçtığını, yüzde 43’ünün ise ailesinde uyuşturucu kullanıldığını ifade ettiğini kaydeden Kara, parçalanmış ailelerde suça karışma oranının diğerlerine göre 18 kat fazla olduğunun tespit edildiğini söyledi.
Bu verilerin, çocuk suçluluğunun yalnızca ceza hukuku üzerinden açıklanamayacağını gösterdiğini savunan Kara; aile içi şiddet, bağımlılık, yoksulluk ve sosyal destek eksikliğinin de tartışılması gerektiğini vurguladı.
“Çocuk adaleti onarıcı olmalı”
Anayasa’nın 41’inci maddesi ile Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne dikkat çeken Kara, çocuğun üstün yararının bütün düzenlemelerin merkezinde bulunması gerektiğini söyledi.
Çocukların beyin gelişimi ve dürtü kontrolünün yetişkinlerden farklı olduğunu belirten Kara, “Çocuklara yönelik bir adalet sistemini konuşmalıyız. Çocuk adaletinin onarıcı olmasını konuşuyoruz, konuşmalıyız. Rehabilitasyon odaklı bir infaz rejimine evrilen süreci yaşamalıyız” dedi.
Komisyon görüşmelerinde dile getirilen “toplumda cezasızlık algısı var” yaklaşımını da eleştiren Kara, bunun popülist ve zarar verici bir algı yönetimine dönüştürüldüğünü savundu. Kara, cezaların yetersiz bulunduğu iddiasının hangi araştırma veya ankete dayandığının açıklanmasını istedi.
MESEM ve çocuk işçiliği çıkışı
Çocukların eğitimden koparılmaması ve çocuk işçiliğinin önlenmesi gerektiğini vurgulayan Kara, MESEM uygulamalarına da tepki gösterdi:
“Çocuk işçiliğini teşvik eden, özendiren MESEM uygulamalarına son verilmeli; çocuklar örgün eğitime döndürülmelidir. Türkiye, geleceğini ve genç nesillerini suç bataklığında göremez, buralarda kaybedemez.”
Deprem bölgesindeki çocukları hatırlattı
Konuşmasının sonunda Hatay’daki depremzede çocuklara ayrı bir parantez açan Kara, ailesini depremde kaybeden ve konteyner kentlerde yaşamını sürdüren çocukların desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Kara; çocukların okula erişimlerinin sağlanması, yaşadıkları travmalar nedeniyle rehabilitasyon desteği verilmesi ve okullarda bir öğün ücretsiz beslenme ihtiyaçlarının karşılanması çağrısında bulundu.
“Gençleri ve çocukları şiddetten korumanın yolu, onları öncelikle yoksulluktan, geleceksizlikten ve tehlikelerden korumaktan geçiyor” diyen Kara, tüm siyasi partileri çocukların daha sağlıklı ortamlarda hayata tutunabilmesi için birlikte çalışmaya davet etti.