Kendimi iyi ve huzurlu hissettiğim bir şehir, Hatay…

Kendimi iyi ve huzurlu hissettiğim bir şehir, Hatay…

1 Nisan’da resmi açılışı yapılan Hatay EXPO için Antakya’ya gelen ve buna dair bir yazı kaleme alan Sözcü Gazetesi Köşe Yazarı-Gazeteci Deniz Zeyrek, “EXPO, siyasete egemen olan kutuplaşma ve kavga atmosferini aşabilir ve herkesten hak ettiği ilgiyi görebilirse, kentin kadim kimliğine yeniden kavuşması için de bir fırsat yaratabilir” dedi.

Sözcü Gazetesi’nde Hatay EXPO için bir yazı kaleme alan Gazeteci Deniz Zeyrek, “AK Parti Milletvekili Hüseyin Yayman, TBMM kürsüsünden her ne kadar aksi görüşleri dile getirse de, ben, Hatay’ın bunu önemli bir fırsata çevirecek potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum” dedi.

-BİR GİDEN, DOYAMIYOR!-

Köşe yazısını, Antakya Gazetesi ziyaretinde kaleme alan Zeyrek, “Bu yazıyı, Hatay’da 1966’dan bu yana yayın yapan Antakya Toplumcu Halk Gazetesi’nin bahçesinde yazıyorum” derken, kentin ona anlattığı hikayeyi ise şu kelimelerle anlattı:

“Kentte, bugün muhteşem bir bahar havası var. Bir yanımda turunç, diğer yanımda portakal ağacı… Ortam öyle güzel kokuyor ki, havayı içime çekmeye doyamıyorum. Size bir sırrımı vereyim: Kars dışında, kendimi en iyi ve huzurlu hissettiğim şehirlerden biri Hatay’dır. Çünkü iki kentin de benzer hikayeleri var.

Bu devir, hikayesi olan kentlerin devri. O hikayeler sayesinde, Hatay da Kars da bu kadar dikkat çekiyor. O hikayeler sayesinde, bir giden, doyamıyor bir daha gidiyor. Ne midir hikaye?

İki kent de tarih boyunca çok sayıda farklı etnik ve dini grubun yollarının kesiştiği kentler. İki kent de birçok ilke imza atmış (Hatay’ın dünyanın ilk kilisesine, dünyanın ilk aydınlatılmış sokağına sahip olduğunu biliyorsunuzdur). İki kent de geçmişi günümüze taşıyabilen, farklı kültürleri yansıtan göz kamaştırıcı eserlere sahip. İki kentin de sahip oldukları farklı kültürel gruplar sayesinde özel bir gastronomi ortamı var (Hatay’ın bu konuda daha iyi olduğunu kabul ediyorum). İki kentin de en önemli özelliği bütün farklılıkları uyum içinde birleştirebilmesi ve insanlarına birlikte yaşam ortamı sunabilmesi.”

-CESARET İŞİ!-

Gazetedeki köşesinde, “Hatay’a, EXPO’nun açılışı için geldim. Ne yalan söyleyeyim, Hatay’ın hemen yanı başında Suriye krizi devam ederken, kuzeyimizde Ukrayna-Rusya savaşı sürerken, bir kentin Expo gibi bir etkinlik başlatması gerçekten büyük cesaret istiyor” diyen Deniz Zeyrek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Düşünsenize, Suriye savaşı, kentin normalini değiştirmiş. Türkiye ekonomisindeki bozulma, Hatay’da Suriye iç savaşının etkileriyle daha fazla etkisini göstermiş. Sadece Hatay’da 400 binden fazla Suriyeli göçmen yaşıyor. Bu koşulları düşününce, kendi kendime, ‘ben olsam, bu koşullarda kesinlikle böyle bir işin altına girmezdim’ demiştim. Ancak EXPO alanını görünce, Hatay’ın sahip olduğu zenginliklere önemli bir ‘kalıcı’ zenginlik katacağını düşündüm ve Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ı takdir ettim.”

-UYARI NET!-

Hatay EXPO için oldukça dikkati çeken bir uyarıda da bulunan Zeyrek, şu tespitte durdu:

“Bu tür projeler, biraz da algı yönetimiyle ilgilidir. Algıyı doğru yönetebilirseniz ve yarattığınız eseri yaşatmayı başarabilirseniz, o eser, İzmir’deki Enternasyonal Fuar gibi kalıcı ve “şöhretli” olabilir. Algıyı doğru yönetemezseniz ve yarattığınız eser kalıcı hale gelmezse, daha doğrusu, halk o eseri sahiplenmezse, o eser Ankara’daki Ankapark, Antalya’daki EXPO gibi atıl hale gelebilir ve büyük bir israfa dönüşebilir.”

Tamer Yazar