Kimi dededen, kimi babadan…

Kimi dededen, kimi babadan…

Kuşaktan kuşağa geçen bir üretim

Kimi babasından aldığı bilgiyi, kimi dedesinden aldığı ustalığı ve mirası sürdürüyor. Birçoğu, birkaç kuşaktır ayakkabıcılık mesleğiyle uğraşıyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren başlayan üretim telaşı ise ortaya çıkan bitmiş ayakkabının son fotoğrafında yerini gülümsemeye bırakıyor.

Antakya’da eski kentin dar sokaklarında karşımıza çıkıyor birçoğu. Her biri kendi içinde küçük atölyeler olsa da, ortaya çıkan ürünün kalitesi de, Türkiye’de ulaştığı adres sayısı da dikkat çekiyor. Titiz bir çalışma ve emekle üretilen ayakkabılarla ekmeğini kazananların hikâyesi için genelde birbirine benziyor. Küçük yaşlarda başlayan bir çıraklık hikâyesi, ustalığa uzanan yorgun bir ömrün tarifi…
Ancak bugüne bakıldığında, dünün hikâyesini yarına taşımaya çalışanların ortak bir şikâyeti var. “Artık çıraklar öyle kolay kolay yetişmiyor. Eskiden olduğu gibi, çıraklık yapmak kimseye cazip gelmiyor. Bundan dolayı mesleği kimseye öğretemiyoruz.”
-ÜRETİM-
Antakya’nın geleneksel ayakkabı imalatında; Deri, taban, ayakkabı kalıbı ve astardan oluşan üretim hikâyesinin gerisi için anlatılan ise şöyle:
“Üretimde, ayakkabının oluşması için model ve ıslampa hazırlığı çok önemlidir. Ayakkabının modeli belirlendikten sonra ıslampası çizilip, modeli kalıp üzerinde hazırlanarak, deri üzerinde kesim aşamasına getirilmesi gerekir. Islampa modeli hazırlanmış bir ayakkabının deri üzerinde kesilmesiyle, modelin ana hatları oluşturulur. Böylece ayakkabı üretiminde ana hatlar ortaya konulmuş olacaktır.
Islanpanın hazırlık aşamasından sonra ortaya konulan saya parçaları saya makinesinde dikilerek, ayakkabının iskeleti oluşturulur. Dikilen sayanın parçaları, solüsyon denilen tutkal çeşidi ile birbirine geçici olarak tutturulur. Sayacı tarafından oluşturulan sayanın kalfa tarafından kalıba çekilmesiyle, ayakkabının bir benzetme ile ete kemiğe bürünmüş hali ortaya çıkarken, ayakkabının, imalatında ve ortaya konulmasında oldukça meşakkatli bir sıralamadan oluştuğunu unutmayın.
Kalıba çekilen saya, artık belli bir görünüşe sahip ayakkabının oluşumu için en önemli aşamadır, diyebiliriz. Çünkü ayakkabının üretiminde eğer bir hata varsa, bu noktada müdahale edilmekte ve düzenleme yapılması daha kolay olmaktadır.”
-BEKLENTİ!-
Ünlü firmalar için yaptıkları fason üretimle, Türkiye’de erkek ayakkabısı ihtiyacının önemli bölümünü karşılayan Hataylı ayakkabı ustalarının ortak beklentisinde, dünden bugüne yer alan başlık ise net! Kendi markalarıyla piyasada söz sahibi olmak! Yüzlerce imalatın ve binlerce istihdamın olduğu bir sektörün bu konudaki beklentisinin nasıl bir yol haritası ile istediğine kavuşabileceği ise henüz bilinmiyor. Ancak, Türkiye’nin erkek ayakkabısı ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan bir kentin bu konuda artık adım atması gerektiğini söyleyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.
Bir sektör çalışanının ifade ettiği de buna dair:
“İstanbul firmaları üzerinden Ortadoğu’nun hemen hemen her ülkesine, ayrıca İtalya ve Yunanistan’a Hatay ayakkabısı giderken, hikâyemize kendimizin sahip çıkması gerekiyor.” -Tamer Yazar-